İçeriğe geç

30. cüz

Nebe 1 – Nâs 6564 ayet

78. Nebe سورة النبإ

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ۝١

1. Birbirlerine neyi soruyorlar?

Ayet sayfası

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ ۝٢

2. O büyük haberi mi?

Ayet sayfası

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ۝٣

3. Ki onlar, onda ihtilafa düşmüşlerdir.

Ayet sayfası

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٤

4. Hayır! Onlar yakında öğrenecekler.

Ayet sayfası

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ۝٥

5. Sonra tekrar hayır! Yakında öğrenecekler.

Ayet sayfası

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا ۝٦

6. Yeri bir döşek kılmadık mı?

Ayet sayfası

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا ۝٧

7. Dağları da birer kazık kılmadık mı?

Ayet sayfası

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا ۝٨

8. Sizleri (erkekli dişili) eşler halinde yarattık.

Ayet sayfası

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ۝٩

9. Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

Ayet sayfası

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا ۝١٠

10. Geceyi örtü bir kıldık.

Ayet sayfası

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا ۝١١

11. Gündüzü de geçim zamanı kıldık.

Ayet sayfası

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ۝١٢

12. Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

Ayet sayfası

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ۝١٣

13. Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

Ayet sayfası

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا ۝١٤

14. Ve yağmur yüklü bulutlardan şarıl şarıl akan bir su indirdik.

Ayet sayfası

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا ۝١٥

15. Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye.

Ayet sayfası

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا ۝١٦

16. Ve birbirine girmiş sarmaş dolaş bahçeler yetiştirelim diye.

Ayet sayfası

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا ۝١٧

17. Şüphe yok ki hüküm verip, ayırt etme günü belirlenmiş bir vakittir.

Ayet sayfası

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ۝١٨

18. Sur’a üflendiği gün bölük bölük geleceksiniz.

Ayet sayfası

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا ۝١٩

19. Ve gökyüzü açılarak orada pek çok kapılar oluşur.

Ayet sayfası

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ۝٢٠

20. Dağlar yürütülüp bir seraba dönüşür.

Ayet sayfası

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ۝٢١

21. Şüphesiz Cehennem de bir gözetleme yeridir.

Ayet sayfası

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا ۝٢٢

22. Azgınların varacağı sığınaktır.

Ayet sayfası

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا ۝٢٣

23. Orada çağlar boyu kalacaklardır.

Ayet sayfası

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ۝٢٤

24. Orada ne bir serinlik, ne de bir içecek tadacaklar.

Ayet sayfası

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ۝٢٥

25. Yalnızca kaynar su ve irinden içecekler.

Ayet sayfası

جَزَآءً وِفَاقًا ۝٢٦

26. (Dünyada yaptıklarına karşılık) Uygun bir ceza olarak.

Ayet sayfası

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ۝٢٧

27. Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

Ayet sayfası

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا ۝٢٨

28. Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

Ayet sayfası

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا ۝٢٩

29. Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

Ayet sayfası

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ۝٣٠

30. Kâfirlere şöyle denilir: “Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız.”

Ayet sayfası

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ۝٣١

31. Şüphesiz takva sahipleri için bir kurtuluş vardır.

Ayet sayfası

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا ۝٣٢

32. Bahçeler ve üzümler vardır.

Ayet sayfası

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا ۝٣٣

33. Göğüsleri olgun yaşıt kızlar vardır.

Ayet sayfası

وَكَأْسًا دِهَاقًا ۝٣٤

34. Dolu dolu kadehler vardır.

Ayet sayfası

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا ۝٣٥

35. Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.

Ayet sayfası

جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا ۝٣٦

36. Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağıştır bu.

Ayet sayfası

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ۝٣٧

37. Bunlar; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahman olan Rabbindendir. Ona hitap etmeye güç yetiremezler.

Ayet sayfası

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ۝٣٨

38. Ruh'un ve meleklerin sıra sıra duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışındakiler konuşamazlar. Onlar da doğruyu söylerler.

Ayet sayfası

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ۝٣٩

39. İşte bu o hak gündür. O halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.

Ayet sayfası

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا ۝٤٠

40. Biz, sizi çok yakın bir azapla uyardık. Herkes o gün, kendi elleriyle ne yaptığına bir bakar ve kâfir olanlar da: "Keşke toprak olsaydım!" der.

Ayet sayfası

79. Naziât سورة النازعات

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا ۝١

1. Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

Ayet sayfası

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًا ۝٢

2. Andolsun kolaylıkla alanlara,

Ayet sayfası

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًا ۝٣

3. Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

Ayet sayfası

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًا ۝٤

4. Yarıştıkça yarışanlara,

Ayet sayfası

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا ۝٥

5. Her bir işi yürütmekle görevli olanlara,

Ayet sayfası

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ۝٦

6. O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.

Ayet sayfası

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ۝٧

7. Bir diğeri de onu izler.

Ayet sayfası

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ ۝٨

8. O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

Ayet sayfası

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ ۝٩

9. Gözleri zilletle bakacaktır.

Ayet sayfası

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ ۝١٠

10. Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”

Ayet sayfası

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً ۝١١

11. “Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”

Ayet sayfası

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ ۝١٢

12. “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.

Ayet sayfası

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ ۝١٣

13. Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.

Ayet sayfası

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ۝١٤

14. Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.

Ayet sayfası

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ۝١٥

15. Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?

Ayet sayfası

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى ۝١٦

16. Hani Rabbi ona, mukaddes Tuvâ Vadisi'nde seslenmişti.

Ayet sayfası

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ۝١٧

17. "Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''

Ayet sayfası

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ۝١٨

18. Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”

Ayet sayfası

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ ۝١٩

19. "Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”

Ayet sayfası

فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ ۝٢٠

20. Derken Mûsâ, ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Ayet sayfası

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ۝٢١

21. Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.

Ayet sayfası

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ ۝٢٢

22. Sonra sırt dönüp koşarak gitti.

Ayet sayfası

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ۝٢٣

23. Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

Ayet sayfası

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ ۝٢٤

24. “Ben, sizin en yüce rabbinizim!” dedi.

Ayet sayfası

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ ۝٢٥

25. Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.

Ayet sayfası

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ ۝٢٦

26. Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا ۝٢٧

27. Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.

Ayet sayfası

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا ۝٢٨

28. Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.

Ayet sayfası

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا ۝٢٩

29. Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.

Ayet sayfası

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ ۝٣٠

30. Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.

Ayet sayfası

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا ۝٣١

31. Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.

Ayet sayfası

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا ۝٣٢

32. Dağları da sapasağlam yerleştirdi.

Ayet sayfası

مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ ۝٣٣

33. Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

Ayet sayfası

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ ۝٣٤

34. Her şeyi alt üst eden o büyük felaket (kıyamet) geldiği vakit.

Ayet sayfası

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ ۝٣٥

35. O gün insan, yaptıklarını hatırlayacak.

Ayet sayfası

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ۝٣٦

36. Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

Ayet sayfası

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ۝٣٧

37. Artık kim taşkınlık etmiş ise.

Ayet sayfası

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ۝٣٨

38. Dünya hayatını tercih ettiyse.

Ayet sayfası

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ۝٣٩

39. Cehennem onun varacağı barınaktır.

Ayet sayfası

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ ۝٤٠

40. Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa,

Ayet sayfası

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ۝٤١

41. (O kimse için) Hiç şüphesiz Cennet yegâne barınaktır.

Ayet sayfası

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ۝٤٢

42. Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.

Ayet sayfası

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ ۝٤٣

43. Sen onu nereden bileceksin?

Ayet sayfası

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ۝٤٤

44. Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi.

Ayet sayfası

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا ۝٤٥

45. Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.

Ayet sayfası

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا ۝٤٦

46. Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.

Ayet sayfası

80. Abese سورة عبس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ ۝١

1. Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.

Ayet sayfası

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ ۝٢

2. Kendisine o âmâ geldi diye.

Ayet sayfası

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ۝٣

3. Ne bilirsin belki o temizlenecekti.

Ayet sayfası

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ ۝٤

4. Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt ona fayda verecekti.

Ayet sayfası

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ ۝٥

5. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

Ayet sayfası

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ ۝٦

6. Sen, ona yöneliyorsun.

Ayet sayfası

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ۝٧

7. (İstemiyorsa) arınmamasından sen sorumlu değilsin!

Ayet sayfası

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ ۝٨

8. Fakat koşup sana gelen kimse;

Ayet sayfası

وَهُوَ يَخْشَىٰ ۝٩

9. (Allah'tan) korkuğu halde;

Ayet sayfası

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ ۝١٠

10. Sen onu bırakıp oyalanıyorsun.

Ayet sayfası

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ ۝١١

11. Hayır. Bu ancak bir öğüttür.

Ayet sayfası

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ۝١٢

12. Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.

Ayet sayfası

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ ۝١٣

13. (O) şerefli sahifelerdedir.

Ayet sayfası

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ ۝١٤

14. Yüce ve tertemiz olan.

Ayet sayfası

بِأَيْدِى سَفَرَةٍ ۝١٥

15. Kâtiplerin ellerinde.

Ayet sayfası

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ ۝١٦

16. Değerli ve itaatkâr olan (Meleklerin).

Ayet sayfası

قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ ۝١٧

17. Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!

Ayet sayfası

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ۝١٨

18. Allah, onu hangi şeyden yarattı?

Ayet sayfası

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ۝١٩

19. Bir nutfeden yarattı ve belli bir şekle soktu.

Ayet sayfası

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ ۝٢٠

20. Sonra da ona yolu kolaylaştırdı.

Ayet sayfası

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ ۝٢١

21. Sonra da onu öldürüp kabre koydu.

Ayet sayfası

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ۝٢٢

22. Sonra dilediği zaman onu yeniden diriltir.

Ayet sayfası

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ ۝٢٣

23. Hayır. O (Rabbinin) kendisine emrettiğini yerine getirmedi.

Ayet sayfası

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ۝٢٤

24. İnsan yiyeceğine bir baksın.

Ayet sayfası

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا ۝٢٥

25. Şüphesiz biz suyu/yağmuru döktükçe döktük.

Ayet sayfası

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا ۝٢٦

26. Sonra toprağı iyiden iyiye yardık!

Ayet sayfası

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا ۝٢٧

27. Ve orada taneler bitirdik.

Ayet sayfası

وَعِنَبًا وَقَضْبًا ۝٢٨

28. Üzümler ve yoncalar,

Ayet sayfası

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا ۝٢٩

29. Zeytinler ve hurmalar,

Ayet sayfası

وَحَدَآئِقَ غُلْبًا ۝٣٠

30. Sık ağaçlı bahçeler,

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا ۝٣١

31. Meyveler ve otlaklar,

Ayet sayfası

مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ ۝٣٢

32. Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için,

Ayet sayfası

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ۝٣٣

33. Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

Ayet sayfası

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ ۝٣٤

34. O gün kişi kardeşinden kaçar.

Ayet sayfası

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ ۝٣٥

35. Anasından ve babasından,

Ayet sayfası

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ ۝٣٦

36. Eşinden ve evladından,

Ayet sayfası

لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ ۝٣٧

37. O gün herkes için kendine yetecek bir işi vardır.

Ayet sayfası

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ ۝٣٨

38. O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar.

Ayet sayfası

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ ۝٣٩

39. Güleç ve neşelidir.

Ayet sayfası

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ ۝٤٠

40. Öyle yüzler de var ki o gün üzerini toz kaplamıştır.

Ayet sayfası

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ ۝٤١

41. Onları bir siyahlık bürür.

Ayet sayfası

أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ ۝٤٢

42. İşte onlar kâfirler, facirlerdir.

Ayet sayfası

81. Tekvîr سورة التكوير

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ ۝١

1. Güneş dürüldüğü zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ ۝٢

2. Yıldızlar, saçılıp dağıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ ۝٣

3. Dağlar yürütüldüğü zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ ۝٤

4. Gebe develer başıboş bırakıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ ۝٥

5. Vahşi hayvanlar bir araya toplandığı zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ ۝٦

6. Denizler tutuşturulduğu zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ ۝٧

7. Nefisler/kişiler (benzerleriyle) birleştirildiği zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ ۝٨

8. Diri diri (toprağa) gömülen kız çocuğuna sorulduğu zaman.

Ayet sayfası

بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتْ ۝٩

9. "Hangi günâhtan dolayı öldürüldü?" (diye).

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ ۝١٠

10. Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ ۝١١

11. Gök, sıyrılıp ayrıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ ۝١٢

12. Cehennem alevlendirildiği zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ ۝١٣

13. Ve Cennet yaklaştırıldığı zaman.

Ayet sayfası

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ ۝١٤

14. Her nefis önceden ne hazırladığını bilecektir.

Ayet sayfası

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ ۝١٥

15. Hayır! Yemin ederim gizlenen (yıldızlara).

Ayet sayfası

ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ ۝١٦

16. O akıp akıp yörüngesinde giden ve gizlenenlere.

Ayet sayfası

وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ ۝١٧

17. Karardığında geceye.

Ayet sayfası

وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ ۝١٨

18. Aydınlanmaya başladığında sabaha.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ۝١٩

19. Şüphesiz o, çok değerli bir elçinin sözüdür.

Ayet sayfası

ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ ۝٢٠

20. Kuvvet sahibi; Arşın sahibinin katında itibarlı (bir elçinin).

Ayet sayfası

مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ ۝٢١

21. Kendine itaat edilen, üstelik güvenilir.

Ayet sayfası

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ ۝٢٢

22. Arkadaşınız bir mecnun değildir.

Ayet sayfası

وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ ۝٢٣

23. Onu (Cebrail'i) ufukta apaçık görmüştür.

Ayet sayfası

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ ۝٢٤

24. O, gayp hakkında cimri değildir.

Ayet sayfası

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَٰنٍ رَّجِيمٍ ۝٢٥

25. O, kovulmuş Şeytan'ın sözü de değildir.

Ayet sayfası

فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ ۝٢٦

26. Öyleyse nereye gidiyorsunuz?

Ayet sayfası

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ ۝٢٧

27. O, yalnızca bütün âlemler için bir öğüttür.

Ayet sayfası

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ ۝٢٨

28. Sizden dosdoğru olmak isteyenler için.

Ayet sayfası

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ ۝٢٩

29. Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz de dileyemezsiniz.

Ayet sayfası

82. İnfitâr سورة الإنفطار

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتْ ۝١

1. Gök yarıldığında.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتْ ۝٢

2. Yıldızlar döküldüğünde.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ فُجِّرَتْ ۝٣

3. Denizler birbirine karıştırıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْقُبُورُ بُعْثِرَتْ ۝٤

4. Kabirler alt üst edildiği zaman.

Ayet sayfası

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ ۝٥

5. (Artık her) Nefis, önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip öğrenmiş olur.

Ayet sayfası

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلْكَرِيمِ ۝٦

6. Ey insan! O kerim Rabbine karşı seni aldatan nedir?

Ayet sayfası

ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ ۝٧

7. O seni yarattı, sana düzenli şekil verdi ve dengeli kıldı.

Ayet sayfası

فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ ۝٨

8. Seni dilediği surette terkib etti (şekillendirdi).

Ayet sayfası

كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ ۝٩

9. Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.

Ayet sayfası

وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَٰفِظِينَ ۝١٠

10. Ve şüphe yok ki, sizin üzerinizde koruyucular/gözetleyiciler vardır.

Ayet sayfası

كِرَامًا كَٰتِبِينَ ۝١١

11. Şerefli yazıcılar/Kiramen, Katibin vardır.

Ayet sayfası

يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ ۝١٢

12. Onlar ne yaptığınızı biliyorlar.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ۝١٣

13. İyiler, elbette nimetler içinde olacaktır.

Ayet sayfası

وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ ۝١٤

14. Kötüler/günahkârlar ise kesinlikle Cehennem'dedir.

Ayet sayfası

يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ ٱلدِّينِ ۝١٥

15. Hesap günü oraya atılacaklardır.

Ayet sayfası

وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ ۝١٦

16. Onlar oradan (bir yere) kaybolacak değildirler.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ۝١٧

17. Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ۝١٨

18. Ve yine hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْـًٔا وَٱلْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ ۝١٩

19. O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye malik olmadığı gündür. O gün buyruk, yalnız Allah’ındır.

Ayet sayfası

83. Mutaffifîn سورة المطففين

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ۝١

1. Ölçüde hile yapanların vay haline!

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ۝٢

2. Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler.

Ayet sayfası

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ۝٣

3. Ama kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksiltirler.

Ayet sayfası

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ۝٤

4. Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler?

Ayet sayfası

لِيَوْمٍ عَظِيمٍ ۝٥

5. Çok büyük bir gün için.

Ayet sayfası

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ۝٦

6. İnsanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzuruna kalkıp, duracaklardır.

Ayet sayfası

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ ۝٧

7. Hayır! Günahkârların kitabı muhakkak “Siccîn”dedir.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ ۝٨

8. “Siccîn”in ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ ۝٩

9. (O günahkârların yazısı) Amellerinin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.

Ayet sayfası

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ۝١٠

10. O gün yalanlayanların vay haline!

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ۝١١

11. Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.

Ayet sayfası

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ۝١٢

12. Onu; ancak her azgın, günahkâr kimse yalanlar.

Ayet sayfası

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣

13. Ona ayetlerimiz okunsa; "Eskilerin masalları." der.

Ayet sayfası

كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ۝١٤

14. Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.

Ayet sayfası

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ ۝١٥

15. Hayır! Şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

Ayet sayfası

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ۝١٦

16. Sonra da Cehennem'e atılacaklardır.

Ayet sayfası

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ۝١٧

17. Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.

Ayet sayfası

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ۝١٨

18. Hayır, şüphe yok ki iyilerin kitabı “illiyyin”dedir.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ۝١٩

19. İlliyyun'un ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ ۝٢٠

20. O yazılmış bir kitaptır.

Ayet sayfası

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝٢١

21. Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ۝٢٢

22. Şüphesiz iyi kimseler Naîm Cenneti'ndedirler.

Ayet sayfası

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ۝٢٣

23. Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

Ayet sayfası

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ۝٢٤

24. Onların yüzlerinde nimetlerin sevincini görürsün.

Ayet sayfası

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ ۝٢٥

25. Onlara mühürlü halis bir şaraptan içirilir.

Ayet sayfası

خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ ۝٢٦

26. Onun (içiminin) sonu bir misktir. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar.

Ayet sayfası

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ۝٢٧

27. Onun karışımı Tesnim’dendir.

Ayet sayfası

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝٢٨

28. Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ۝٢٩

29. Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

Ayet sayfası

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ۝٣٠

30. Yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz işaretleri yaparlardı.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ۝٣١

31. Ailelerine döndükleri zaman zevk duyarak dönerlerdi.

Ayet sayfası

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ۝٣٢

32. Onları gördüklerinde: "Bunlar hiç şüphesiz sapıklardır" derlerdi.

Ayet sayfası

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ ۝٣٣

33. Hâlbuki onlar, Müminlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

Ayet sayfası

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ۝٣٤

34. İşte bugün Müminler kâfirlere gülerler.

Ayet sayfası

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ۝٣٥

35. Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

Ayet sayfası

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ۝٣٦

36. Kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını gördüler mi?

Ayet sayfası

84. İnşikâk سورة الإنشقاق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ ۝١

1. Gök yarıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝٢

2. Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği zaman.

Ayet sayfası

وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ ۝٣

3. Yer uzatılıp düzlendiği zaman.

Ayet sayfası

وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ ۝٤

4. İçinde ne varsa dışarıya bırakıp bütünüyle boşaldığı zaman.

Ayet sayfası

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝٥

5. Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği zaman.

Ayet sayfası

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَٰقِيهِ ۝٦

6. Ey insan gerçekten sen Rabbine doğru durmadan çalışıp çabalayacaksın, sonunda ona kavuşacaksın.

Ayet sayfası

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ۝٧

7. Kitabı sağ eline verilecek kimseye gelince.

Ayet sayfası

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا ۝٨

8. O kolay bir hesap ile hesaba çekilecek.

Ayet sayfası

وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا ۝٩

9. Ve o ailesine sevinçli dönecektir.

Ayet sayfası

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ ۝١٠

10. Kitabı arkasından verilecek kimseye gelince.

Ayet sayfası

فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا ۝١١

11. Artık o da yok olmayı dileyecektir.

Ayet sayfası

وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا ۝١٢

12. Ve alevli ateşi boylayacaktır.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا ۝١٣

13. Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ۝١٤

14. Çünkü o, hiçbir zaman (Rabbine) dönmeyeceğini sanırdı.

Ayet sayfası

بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا ۝١٥

15. Hayır. Muhakkak ki, Rabbi onu görüyordu.

Ayet sayfası

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ ۝١٦

16. Yemin olsun şafak vaktine.

Ayet sayfası

وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ ۝١٧

17. Geceye ve içinde topladıklarına.

Ayet sayfası

وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ۝١٨

18. Dolunay haline geldiği zaman aya.

Ayet sayfası

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ۝١٩

19. Muhakkak ki siz bir halden başka bir hale geçeceksiniz.

Ayet sayfası

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝٢٠

20. O halde onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?

Ayet sayfası

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۝٢١

21. Onlara Kur’an okunduğu zaman secde etmiyorlar.

Ayet sayfasıSecde

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ ۝٢٢

22. Aksine, kâfirler(Kur’an’ı) yalanlıyorlar.

Ayet sayfası

وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ ۝٢٣

23. Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.

Ayet sayfası

فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ۝٢٤

24. Öyleyse sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!

Ayet sayfası

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ ۝٢٥

25. Ancak iman edip de salih ameller işleyenler başka. Onlar için bitmez tükenmez bir mükâfat vardır.

Ayet sayfası

85. Burûc سورة البروج

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ۝١

1. Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.

Ayet sayfası

وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ ۝٢

2. Vadedilmiş güne (kıyamete) yemin olsun.

Ayet sayfası

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ۝٣

3. Şahit olana ve şahit olunana.

Ayet sayfası

قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ ۝٤

4. Kahrolsun o hendek sahipleri!

Ayet sayfası

ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ ۝٥

5. Tutuşturulmuş ateşin.

Ayet sayfası

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ۝٦

6. O vakit onlar, onun (ateşin) etrafında oturmuşlardı.

Ayet sayfası

وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ ۝٧

7. Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Ayet sayfası

وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ ۝٨

8. Onlardan; sırf göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, Aziz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ ۝٩

9. Allah ki; göklerin ve yerin mülkü ona aittir ve Allah her şeyin üzerine şahittir.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ ۝١٠

10. Şüphesiz Mümin erkeklerle Mümin kadınlara işkence edip, sonra da tevbe etmeyenlere Cehennem azabı ve yakıcı azap vardır.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ ۝١١

11. İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan Cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

Ayet sayfası

إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ۝١٢

12. Şüphesiz, Rabbinin tutup, yakalaması çok çetindir.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ ۝١٣

13. İlkin var eden, sonra yeniden dirilten O'dur.

Ayet sayfası

وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ ۝١٤

14. O; çok bağışlayandır, çok seven ve sevilendir.

Ayet sayfası

ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ ۝١٥

15. Yüce Arş'ın sahibidir.

Ayet sayfası

فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ ۝١٦

16. Dilediğini muhakkak yapandır.

Ayet sayfası

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ ۝١٧

17. Sana o orduların haberi geldi mi?

Ayet sayfası

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ۝١٨

18. Firavun ve Semûd’un askerlerinin haberi.

Ayet sayfası

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ ۝١٩

19. Hayır, bu kâfir olanlar hâlâ yalanlamaktadırlar.

Ayet sayfası

وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ ۝٢٠

20. Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.

Ayet sayfası

بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ ۝٢١

21. Hayır! O (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır.

Ayet sayfası

فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ ۝٢٢

22. O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da) dır.

Ayet sayfası

86. Târık سورة الطارق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ ۝١

1. Göğe ve târıka andolsun.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ ۝٢

2. Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ ۝٣

3. O, (karanlığı) delip, geçen yıldızdır.

Ayet sayfası

إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ۝٤

4. Üzerinde gözetleyici/koruyucu bulunmayan hiç bir nefis (kimse) yoktur.

Ayet sayfası

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ ۝٥

5. Öyleyse, insan neyden yaratıldığına bir baksın.

Ayet sayfası

خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ ۝٦

6. Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.

Ayet sayfası

يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ ۝٧

7. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ ۝٨

8. Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.

Ayet sayfası

يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ ۝٩

9. Sırların açığa çıktığı gün.

Ayet sayfası

فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ ۝١٠

10. (O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.

Ayet sayfası

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ ۝١١

11. Yağmurlu göğe andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ ۝١٢

12. Yarık yarık çatlamış yere andolsun.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ ۝١٣

13. Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sözdür.

Ayet sayfası

وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ ۝١٤

14. O, boş bir söz değildir.

Ayet sayfası

إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا ۝١٥

15. Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar.

Ayet sayfası

وَأَكِيدُ كَيْدًا ۝١٦

16. Ben de bir tuzak kurarım.

Ayet sayfası

فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا ۝١٧

17. Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!

Ayet sayfası

87. A’lâ سورة الأعلى

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى ۝١

1. Yüce Rabbinin adını tesbih et.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ ۝٢

2. O; yaratıp şekillendiren, düzene koyandır.

Ayet sayfası

وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ ۝٣

3. O, (her şeyi) ölçüyle yapıp, yol gösterendir.

Ayet sayfası

وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ ۝٤

4. Otlağı çıkarandır.

Ayet sayfası

فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ ۝٥

5. Sonra da onu kuru siyah bir ota çevirmiştir.

Ayet sayfası

سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ ۝٦

6. Sana (Kur’an’ı) okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.

Ayet sayfası

إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ ۝٧

7. Ancak Allah’ın dilediği hariç. Şüphesiz O; açık olanı da bilir, gizliyi de.

Ayet sayfası

وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ ۝٨

8. Ve sana en kolay olanı kolaylaştırırız.

Ayet sayfası

فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ ۝٩

9. O halde –eğer öğüt fayda verirse- sen de öğüt ver.

Ayet sayfası

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ ۝١٠

10. (Allah'tan) İçi titreyerek korkan hatırlayıp kendine gelir.

Ayet sayfası

وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى ۝١١

11. Kötü kimse ise öğütten kaçınır.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ ۝١٢

12. O kimsedir ki, en büyük ateşe girecektir.

Ayet sayfası

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ ۝١٣

13. Sonra onun içinde ne ölür, ne de yaşar.

Ayet sayfası

قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ ۝١٤

14. Arınan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

Ayet sayfası

وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ ۝١٥

15. Ve Rabbinin adını anıp namaz kılan.

Ayet sayfası

بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ۝١٦

16. Fakat sizler, dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

Ayet sayfası

وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ ۝١٧

17. Oysa ahiret daha iyi ve kalıcıdır.

Ayet sayfası

إِنَّ هَٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ ۝١٨

18. Şüphesiz bu, önceki sahifelerde vardır.

Ayet sayfası

صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ ۝١٩

19. İbrahim’in ve Mûsâ’nın sahifelerinde.

Ayet sayfası

88. Gâşiye سورة الغاشية

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ ۝١

1. (Dehşeti) Her şeyi kaplayacak olan (kıyamet)in haberi sana geldi mi?

Ayet sayfası

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ ۝٢

2. O gün birtakım yüzler vardır ki, zillete bürünmüşlerdir.

Ayet sayfası

عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ ۝٣

3. Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.

Ayet sayfası

تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً ۝٤

4. Kızgın ateşe girerler.

Ayet sayfası

تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ ۝٥

5. Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.

Ayet sayfası

لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ ۝٦

6. Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek yoktur.

Ayet sayfası

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ ۝٧

7. Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.

Ayet sayfası

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ ۝٨

8. O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.

Ayet sayfası

لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ ۝٩

9. Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.

Ayet sayfası

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ۝١٠

10. Yüksek bir Cennet'tedirler.

Ayet sayfası

لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةً ۝١١

11. Orada hiçbir boş söz işitmezler.

Ayet sayfası

فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ ۝١٢

12. Orada akan bir pınar vardır.

Ayet sayfası

فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ ۝١٣

13. Orada yüksek tahtlar vardır.

Ayet sayfası

وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ ۝١٤

14. Yerleştirilmiş sürahiler.

Ayet sayfası

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ ۝١٥

15. Sıra sıra dizilmiş yastıklar,

Ayet sayfası

وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ ۝١٦

16. Ve döşenmiş nefis halılar vardır.

Ayet sayfası

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ ۝١٧

17. Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır?

Ayet sayfası

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ ۝١٨

18. Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir?

Ayet sayfası

وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ ۝١٩

19. Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir?

Ayet sayfası

وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ ۝٢٠

20. Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır?

Ayet sayfası

فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ ۝٢١

21. Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

Ayet sayfası

لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ ۝٢٢

22. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin.

Ayet sayfası

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ ۝٢٣

23. Ancak kim yüz çevirir ve küfre saparsa.

Ayet sayfası

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ ۝٢٤

24. İşte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır.

Ayet sayfası

إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ ۝٢٥

25. Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.

Ayet sayfası

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم ۝٢٦

26. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.

Ayet sayfası

89. Fecr سورة الفجر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلْفَجْرِ ۝١

1. Fecre/tan yerinin ağarmasına andolsun.

Ayet sayfası

وَلَيَالٍ عَشْرٍ ۝٢

2. Ve on geceye andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ ۝٣

3. Çifte ve teke andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ ۝٤

4. Yürüyüp gittiği zaman geceye andolsun.

Ayet sayfası

هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ ۝٥

5. Bunda akıl sahibi için bir yemin var (değil) mi?

Ayet sayfası

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ۝٦

6. Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptığını görmedin mi?

Ayet sayfası

إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ ۝٧

7. Yüksek sütun sahibi İrem şehrine.

Ayet sayfası

ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ ۝٨

8. O (İrem Şehri) ki, beldeler (ülkeler) içinde onun bir eşi yaratılmadı.

Ayet sayfası

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ ۝٩

9. Ve vadideki kayaları oyan Semûd kavmine.

Ayet sayfası

وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ ۝١٠

10. Ve kazıklar sahibi Firavun’.

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ ۝١١

11. Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi.

Ayet sayfası

فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ ۝١٢

12. Oralarda kötülüğü çoğalttılar.

Ayet sayfası

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ ۝١٣

13. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.

Ayet sayfası

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ ۝١٤

14. Muhakkak Rabbin gözetlemededir.

Ayet sayfası

فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ ۝١٥

15. Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ ۝١٦

16. Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der.

Ayet sayfası

كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ ۝١٧

17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.

Ayet sayfası

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ۝١٨

18. Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.

Ayet sayfası

وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا ۝١٩

19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.

Ayet sayfası

وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا ۝٢٠

20. Malı da pek çok seviyorsunuz.

Ayet sayfası

كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا ۝٢١

21. Hayır! Yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا ۝٢٢

22. Rabbin ve saf saf melekler geldiği zaman.

Ayet sayfası

وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ ۝٢٣

23. O gün cehennem de getirilmiştir. İşte o gün insan düşünüp hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var!

Ayet sayfası

يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى ۝٢٤

24. Der ki: "Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!"

Ayet sayfası

فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ ۝٢٥

25. Artık o gün de O'nun azabı gibi hiçbir kimse azap yapamaz.

Ayet sayfası

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ ۝٢٦

26. Ve O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.

Ayet sayfası

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ ۝٢٧

27. Ey huzura ermiş nefis!

Ayet sayfası

ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً ۝٢٨

28. “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”

Ayet sayfası

فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى ۝٢٩

29. Kullarımın arasına katıl!

Ayet sayfası

وَٱدْخُلِى جَنَّتِى ۝٣٠

30. Ve gir Cennet'ime!

Ayet sayfası

90. Beled سورة البلد

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ۝١

1. Yemin olsun bu şehre!

Ayet sayfası

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ۝٢

2. Sen de bu beldede bulunuyorsun.

Ayet sayfası

وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ۝٣

3. Babaya ve doğan çocuğa yemin olsun.

Ayet sayfası

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ ۝٤

4. Ki şüphesiz, biz insanı (dünyada) bir zorluk içinde yarattık.

Ayet sayfası

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ۝٥

5. O hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanır?

Ayet sayfası

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا ۝٦

6. O der ki: "Ben yığın yığın mal tükettim."

Ayet sayfası

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ۝٧

7. O kimsenin kendisini asla görmediğini mi zanneder?

Ayet sayfası

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ۝٨

8. Biz, ona iki göz vermedik mi?

Ayet sayfası

وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ۝٩

9. Bir de bir dil ve iki dudak.

Ayet sayfası

وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ۝١٠

10. Ona iki de yol gösterdik.

Ayet sayfası

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ۝١١

11. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ۝١٢

12. Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

فَكُّ رَقَبَةٍ ۝١٣

13. (O) Köle azat etmektir.

Ayet sayfası

أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ ۝١٤

14. Veya açlık gününde doyurmaktır.

Ayet sayfası

يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ۝١٥

15. Yakınlığı olan bir yetimi.

Ayet sayfası

أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ۝١٦

16. Yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Ayet sayfası

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ۝١٧

17. Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

Ayet sayfası

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝١٨

18. İşte bunlar sağdakilerdir.

Ayet sayfası

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝١٩

19. Ayetlerimize küfredenler ise işte onlar soldakilerdir.

Ayet sayfası

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ ۝٢٠

20. Onlara, üzerlerine kapıları kapatılmış bir ateş vardır.

Ayet sayfası

91. Şems سورة الشمس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا ۝١

1. Güneş'e ve onun aydınlığına andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا ۝٢

2. Onu izlediğinde Ay’a andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا ۝٣

3. Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا ۝٤

4. Onu bürüdüğünde geceye andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا ۝٥

5. Göğe ve onu bina edene andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا ۝٦

6. Yeryüzüne ve onu yayıp döşeyene andolsun.

Ayet sayfası

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا ۝٧

7. Nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene.

Ayet sayfası

فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا ۝٨

8. Sonra da ona günahını ve takvasını ilham etmiş olana (andolsun ki).

Ayet sayfası

قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا ۝٩

9. Şüphe yok ki, nefsini temizlemiş olan felaha ermiştir.

Ayet sayfası

وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا ۝١٠

10. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.

Ayet sayfası

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ ۝١١

11. Semûd kavmi de nefislerinin azgınlığıyla (peygamberini) yalanladı.

Ayet sayfası

إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا ۝١٢

12. Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılınca.

Ayet sayfası

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا ۝١٣

13. Allah’ın Rasûlü de onlara şöyle dedi ki: "Allah’ın devesin(i kesmek)ten ve su içmesin(i engellemek)ten sakının."

Ayet sayfası

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا ۝١٤

14. Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, günâhlarından dolayı onları helâk etti ve kendilerini yerle bir etti.

Ayet sayfası

وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا ۝١٥

15. Allah, bunun sonucundan korkmaz!

Ayet sayfası

92. Leyl سورة الليل

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ ۝١

1. (Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ ۝٢

2. Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun.

Ayet sayfası

وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ۝٣

3. Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki.

Ayet sayfası

إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ ۝٤

4. Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.

Ayet sayfası

فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ ۝٥

5. Kim (malından) verir ve sakınırsa.

Ayet sayfası

وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ ۝٦

6. En güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse.

Ayet sayfası

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ ۝٧

7. Biz, onu en kolay olana kolayca iletiriz.

Ayet sayfası

وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ ۝٨

8. Kim cimrilik eder kendini müstağni sayarsa.

Ayet sayfası

وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ ۝٩

9. Ve en güzeli yalanlarsa.

Ayet sayfası

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ ۝١٠

10. Biz de ona zor olanı kolaylaştırırız.

Ayet sayfası

وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ ۝١١

11. Cehennem'e yuvarlandığı zaman malı ona fayda vermez.

Ayet sayfası

إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ ۝١٢

12. Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.

Ayet sayfası

وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ ۝١٣

13. Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.

Ayet sayfası

فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ ۝١٤

14. Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.

Ayet sayfası

لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى ۝١٥

15. Ona ancak en azgın olan girecektir.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ۝١٦

16. Öyle yalancıdır ki, yalanlamıştır ve yüz çevirmiştir.

Ayet sayfası

وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى ۝١٧

17. Takva sahibi ise oradan uzak tutulacaktır.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ ۝١٨

18. (Ki o) Malını vererek arınır.

Ayet sayfası

وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ ۝١٩

19. O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez.

Ayet sayfası

إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ ۝٢٠

20. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).

Ayet sayfası

وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ ۝٢١

21. Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.

Ayet sayfası

93. Duhâ سورة الضحى

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلضُّحَىٰ ۝١

1. Kuşluk vaktine andolsun.

Ayet sayfası

وَٱلَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ ۝٢

2. Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki.

Ayet sayfası

مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ ۝٣

3. Rabbin ne seni terk etti, ne de sana darıldı.

Ayet sayfası

وَلَلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ ٱلْأُولَىٰ ۝٤

4. Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.

Ayet sayfası

وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰٓ ۝٥

5. Elbette Rabbin sana verecek, sen de hoşnut olacaksın.

Ayet sayfası

أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَـَٔاوَىٰ ۝٦

6. Seni bir yetim olarak bulup barındırmadı mı?

Ayet sayfası

وَوَجَدَكَ ضَآلًّا فَهَدَىٰ ۝٧

7. Ve seni (kitap ve iman nedir) bilmezken bulup hidayete eriştirmedi mi?

Ayet sayfası

وَوَجَدَكَ عَآئِلًا فَأَغْنَىٰ ۝٨

8. Seni fakirken, zengin kılmadı mı?

Ayet sayfası

فَأَمَّا ٱلْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ ۝٩

9. Öyleyse sakın yetimi ezme!

Ayet sayfası

وَأَمَّا ٱلسَّآئِلَ فَلَا تَنْهَرْ ۝١٠

10. İsteyeni de azarlama!

Ayet sayfası

وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ۝١١

11. Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.

Ayet sayfası

94. İnşirâh سورة الشرح

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ۝١

1. (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?

Ayet sayfası

وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ ۝٢

2. Yükünü üzerinden kaldırıp indirmedik mi?

Ayet sayfası

ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهْرَكَ ۝٣

3. O (yük) senin belini bükmüştü.

Ayet sayfası

وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ ۝٤

4. Ve senin şanını yükseltmedik mi?

Ayet sayfası

فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا ۝٥

5. Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Ayet sayfası

إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا ۝٦

6. Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

Ayet sayfası

فَإِذَا فَرَغْتَ فَٱنصَبْ ۝٧

7. O halde boş kaldığın zaman (ibadet ve dua ile) yorul.

Ayet sayfası

وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرْغَب ۝٨

8. Ve yalnızca Rabbine yönel.

Ayet sayfası

95. Tîn سورة التين

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ ۝١

1. İncire ve zeytine yemin olsun!

Ayet sayfası

وَطُورِ سِينِينَ ۝٢

2. Ve Sîna Dağı'na andolsun.

Ayet sayfası

وَهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ٱلْأَمِينِ ۝٣

3. Bu güvenli şehre (Mekke’ye) andolsun ki.

Ayet sayfası

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِىٓ أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ۝٤

4. Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.

Ayet sayfası

ثُمَّ رَدَدْنَٰهُ أَسْفَلَ سَٰفِلِينَ ۝٥

5. Daha sonra, onu aşağıların en aşağısına döndürdük.

Ayet sayfası

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ ۝٦

6. Ancak iman edip salih ameller işleyenler ayrı. Onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

Ayet sayfası

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِٱلدِّينِ ۝٧

7. (Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?

Ayet sayfası

أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَحْكَمِ ٱلْحَٰكِمِينَ ۝٨

8. Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?

Ayet sayfası

96. Alak سورة العلق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ ۝١

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!

Ayet sayfası

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ ۝٢

2. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.

Ayet sayfası

ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ ۝٣

3. Oku! Senin Rabbin, en cömert olandır.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ ۝٤

4. Ki O, kalem ile öğretmiştir.

Ayet sayfası

عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ۝٥

5. İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

Ayet sayfası

كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ ۝٦

6. Hayır! İnsan gerçekten azgınlık eder.

Ayet sayfası

أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ ۝٧

7. Kendini müstağni/ihtiyacı yok gördü diye.

Ayet sayfası

إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ ۝٨

8. Şüphesiz dönüş yalnızca Rabbine olacaktır.

Ayet sayfası

أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ ۝٩

9. Sen, o engel olanı gördün mü?

Ayet sayfası

عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ ۝١٠

10. Bir kulu namaz kıldığı vakit.

Ayet sayfası

أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ ۝١١

11. Ne dersin o (Peygamber) doğru yolda ise.

Ayet sayfası

أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ ۝١٢

12. Yahut takvayı emrettiyse.

Ayet sayfası

أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ ۝١٣

13. Gördün mü? Ya o (engel olan) yalanladı ve yüz çevirdiyse!

Ayet sayfası

أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ ۝١٤

14. O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?

Ayet sayfası

كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ ۝١٥

15. Hayır! Eğer son vermezse, elbette perçeminden yakalayıp sürükleriz.

Ayet sayfası

نَاصِيَةٍ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍ ۝١٦

16. Yalancı, günahkâr perçeminden.

Ayet sayfası

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ ۝١٧

17. Haydi! O meclisini /Taraftarlarını çağırsın.

Ayet sayfası

سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ ۝١٨

18. Biz de Zebanileri çağıracağız.

Ayet sayfası

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۝١٩

19. Hayır ona itaat etme! Allah’a secde et ve (yalnızca) O’na yaklaş.

Ayet sayfasıSecde

97. Kadir سورة القدر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةِ ٱلْقَدْرِ ۝١

1. Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi'nde indirdik.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ ۝٢

2. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ۝٣

3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

Ayet sayfası

تَنَزَّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ۝٤

4. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner dururlar.

Ayet sayfası

سَلَٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطْلَعِ ٱلْفَجْرِ ۝٥

5. O fecrin doğuşuna kadar bir esenliktir.

Ayet sayfası

98. Beyyine سورة البينة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لَمْ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ ۝١

1. Kitap ehlinden ve müşriklerden kâfir olanlar kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.

Ayet sayfası

رَسُولٌ مِّنَ ٱللَّهِ يَتْلُوا۟ صُحُفًا مُّطَهَّرَةً ۝٢

2. (Bu delil) Allah tarafından (gönderilen) tertemiz sahifeler okuyan bir rasûldür.

Ayet sayfası

فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ ۝٣

3. Onların içinde dosdoğru yazılı şeyler vardır.

Ayet sayfası

وَمَا تَفَرَّقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ ۝٤

4. Kendilerine kitap verilenler ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Ayet sayfası

وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ ۝٥

5. Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ فِى نَارِ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ ٱلْبَرِيَّةِ ۝٦

6. Hiç şüphesiz kitap ehlinden ve müşriklerden küfre sapanlar, içinde sürekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ ٱلْبَرِيَّةِ ۝٧

7. Şüphesiz, iman edip salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.

Ayet sayfası

جَزَآؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُۥ ۝٨

8. Onların Rablerinin yanındaki mükâfatları altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan hoşnut olmuşlardır. İşte bu Rabbinden korkan kimseler içindir.

Ayet sayfası

99. Zilzâl سورة الزلزلة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا ۝١

1. Yer, şiddetle sarsıldığı zaman.

Ayet sayfası

وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا ۝٢

2. Ve yeryüzü, ağırlıklarını çıkardığı zaman.

Ayet sayfası

وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا ۝٣

3. Ve insan ne oluyor buna dediği vakit.

Ayet sayfası

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا ۝٤

4. İşte o gün, yer kendi haberlerini anlatır.

Ayet sayfası

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا ۝٥

5. Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.

Ayet sayfası

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ ۝٦

6. O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.

Ayet sayfası

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۥ ۝٧

7. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir.

Ayet sayfası

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ ۝٨

8. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.

Ayet sayfası

100. Âdiyât سورة العاديات

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلْعَٰدِيَٰتِ ضَبْحًا ۝١

1. Soluk soluğa koşanlara yemin olsun!

Ayet sayfası

فَٱلْمُورِيَٰتِ قَدْحًا ۝٢

2. (Koşarken) kıvılcım saçanlara.

Ayet sayfası

فَٱلْمُغِيرَٰتِ صُبْحًا ۝٣

3. Sabah vakti baskın yapanlara.

Ayet sayfası

فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًا ۝٤

4. Tozu dumana katanlara.

Ayet sayfası

فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا ۝٥

5. Topluluğun tam ortasına dalanlara.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌ ۝٦

6. İnsan, Rabbine karşı gerçekten çok nankördür.

Ayet sayfası

وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌ ۝٧

7. Ve şüphesiz kendisi de buna şahittir.

Ayet sayfası

وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ ۝٨

8. Şüphesiz onun mal sevgisi de çok şiddetlidir.

Ayet sayfası

أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ ۝٩

9. Bilmez mi ki kabirlerde olanlar alt üst edildiğinde.

Ayet sayfası

وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ ۝١٠

10. Kalplerde bulunan ortaya konduğunda.

Ayet sayfası

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌۢ ۝١١

11. Şüphesiz o gün Rableri kendilerinden elbette haberdardır.

Ayet sayfası

101. Kâria سورة القارعة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱلْقَارِعَةُ ۝١

1. Şiddetle gelip çatan.

Ayet sayfası

مَا ٱلْقَارِعَةُ ۝٢

2. Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket?

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ ۝٣

3. Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ ۝٤

4. O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan kelebekler gibi olacaktır.

Ayet sayfası

وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ ۝٥

5. Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.

Ayet sayfası

فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ ۝٦

6. İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse.

Ayet sayfası

فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ ۝٧

7. Artık o, hoşnut olacağı bir hayatın içinde olacaktır.

Ayet sayfası

وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ ۝٨

8. Ama kimin de tartıları hafif gelirse.

Ayet sayfası

فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌ ۝٩

9. İşte onun varacağı yer Hâviye’dir.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ ۝١٠

10. Sen Hâviye’nin ne olduğunu ne bileceksin?

Ayet sayfası

نَارٌ حَامِيَةٌۢ ۝١١

11. O, kızgın bir ateştir.

Ayet sayfası

102. Tekâsür سورة التكاثر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

أَلْهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ ۝١

1. Çoklukla övünmek sizi oyaladı.

Ayet sayfası

حَتَّىٰ زُرْتُمُ ٱلْمَقَابِرَ ۝٢

2. Ta ki, kabirleri ziyaret edinceye/ölünceye dek devam ettiniz.

Ayet sayfası

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ۝٣

3. Hayır! İlerde bileceksiniz.

Ayet sayfası

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ۝٤

4. Yine hayır! İleride bileceksiniz.

Ayet sayfası

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ ٱلْيَقِينِ ۝٥

5. Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseydiniz (kaçınırdınız).

Ayet sayfası

لَتَرَوُنَّ ٱلْجَحِيمَ ۝٦

6. Elbette Cehennem'i göreceksiniz.

Ayet sayfası

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ ٱلْيَقِينِ ۝٧

7. Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.

Ayet sayfası

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ ۝٨

8. Sonra o gün, nimetlerden hesaba çekileceksiniz.

Ayet sayfası

103. Asr سورة العصر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلْعَصْرِ ۝١

1. Asra yemin olsun.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَفِى خُسْرٍ ۝٢

2. Şüphesiz insanlık hüsran içindedir.

Ayet sayfası

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْحَقِّ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ ۝٣

3. Ancak iman edenler ve salih amel yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.

Ayet sayfası

104. Hümeze سورة الهمزة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ ۝١

1. Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline!

Ayet sayfası

ٱلَّذِى جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۥ ۝٢

2. Mal toplayıp, onu tekrar tekrar sayan.

Ayet sayfası

يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُۥٓ أَخْلَدَهُۥ ۝٣

3. Malının kendisini ebedi kılacağını zanneder.

Ayet sayfası

كَلَّا لَيُنۢبَذَنَّ فِى ٱلْحُطَمَةِ ۝٤

4. Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır.

Ayet sayfası

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحُطَمَةُ ۝٥

5. Hutâme’nin ne olduğunu sen ne bileceksin?

Ayet sayfası

نَارُ ٱللَّهِ ٱلْمُوقَدَةُ ۝٦

6. O, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.

Ayet sayfası

ٱلَّتِى تَطَّلِعُ عَلَى ٱلْأَفْـِٔدَةِ ۝٧

7. Öyle ki, o kalplere kadar işler.

Ayet sayfası

إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ ۝٨

8. Şüphe yok ki, bu onların üzerilerine kapatılmıştır.

Ayet sayfası

فِى عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍۭ ۝٩

9. Uzatılmış sütunlarla (kapatılmıştır).

Ayet sayfası

105. Fîl سورة الفيل

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَٰبِ ٱلْفِيلِ ۝١

1. Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?

Ayet sayfası

أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍ ۝٢

2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

Ayet sayfası

وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ ۝٣

3. Onların üzerine bölük bölük kuş sürüleri gönderdi.

Ayet sayfası

تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ ۝٤

4. O kuşlar, onların üzerilerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

Ayet sayfası

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍۭ ۝٥

5. Nihayetinde onları yenmiş ekin yaprakları gibi yapıverdi.

Ayet sayfası

106. Kureyş سورة قريش

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لِإِيلَٰفِ قُرَيْشٍ ۝١

1. Kureyş’in güvenliği ve esenliği için.

Ayet sayfası

إِۦلَٰفِهِمْ رِحْلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيْفِ ۝٢

2. Onların kış ve yaz yolculuklarının güvenliği için.

Ayet sayfası

فَلْيَعْبُدُوا۟ رَبَّ هَٰذَا ٱلْبَيْتِ ۝٣

3. Bu evin (Kâbe) Rabbine ibadet etsinler.

Ayet sayfası

ٱلَّذِىٓ أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَءَامَنَهُم مِّنْ خَوْفٍۭ ۝٤

4. Onları açlıktan doyuran ve korkularından emin kılana.

Ayet sayfası

107. Maûn سورة الماعون

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ ۝١

1. Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?

Ayet sayfası

فَذَٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ ۝٢

2. Yetimi itip kakan da işte odur.

Ayet sayfası

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ۝٣

3. Ve yoksulu doyurmaya teşvik etmez.

Ayet sayfası

فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ ۝٤

4. Vay o namaz kılanların haline ki:

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ۝٥

5. Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ ۝٦

6. Onlar gösteriş yaparlar.

Ayet sayfası

وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ ۝٧

7. Hem de mâûnu da vermeyip, engellerler.

Ayet sayfası

108. Kevser سورة الكوثر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِنَّآ أَعْطَيْنَٰكَ ٱلْكَوْثَرَ ۝١

1. Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.

Ayet sayfası

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنْحَرْ ۝٢

2. Öyleyse sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!

Ayet sayfası

إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلْأَبْتَرُ ۝٣

3. Şüphesiz asıl sana kin besleyenin soyu kesiktir.

Ayet sayfası

109. Kâfirûn سورة الكافرون

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ ۝١

1. De ki: Ey kâfirler!

Ayet sayfası

لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ ۝٢

2. Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.

Ayet sayfası

وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ ۝٣

3. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.

Ayet sayfası

وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ ۝٤

4. Ben, sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek de değilim.

Ayet sayfası

وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ ۝٥

5. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.

Ayet sayfası

لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ ۝٦

6. Sizin dininiz size, benim dinim ise banadır.

Ayet sayfası

110. Nasr سورة النصر

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا جَآءَ نَصْرُ ٱللَّهِ وَٱلْفَتْحُ ۝١

1. Allah’ın yardımı geldiği ve fetih gerçekleştiği zaman.

Ayet sayfası

وَرَأَيْتَ ٱلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفْوَاجًا ۝٢

2. İnsanların akın akın Allah’ın dinine girdiğini gördüğün zaman.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَٱسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُۥ كَانَ تَوَّابًۢا ۝٣

3. Hemen, hamdederek Rabbini tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır.

Ayet sayfası

111. Tebbet سورة المسد

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

تَبَّتْ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ وَتَبَّ ۝١

1. Elleri kurusun Ebu Leheb’in! Zaten kurudu da.

Ayet sayfası

مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُ مَالُهُۥ وَمَا كَسَبَ ۝٢

2. Malı ve kazandıkları ona bir fayda vermedi.

Ayet sayfası

سَيَصْلَىٰ نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ ۝٣

3. O, alevli bir ateşe girecektir.

Ayet sayfası

وَٱمْرَأَتُهُۥ حَمَّالَةَ ٱلْحَطَبِ ۝٤

4. Karısı da odun taşıyacak.

Ayet sayfası

فِى جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍۭ ۝٥

5. Boynunda hurma lifinden bir halat olduğu halde.

Ayet sayfası

112. İhlâs سورة الإخلاص

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ۝١

1. De ki: O Allah birdir.

Ayet sayfası

ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ ۝٢

2. Allah Samed'dir.

Ayet sayfası

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ۝٣

3. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır.

Ayet sayfası

وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ ۝٤

4. O'nun hiçbir dengi yoktur.

Ayet sayfası

113. Felak سورة الفلق

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ ۝١

1. De ki: Ben, sabahın Rabbine sığınırım.

Ayet sayfası

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ ۝٢

2. Yarattığı varlıkların şerrinden.

Ayet sayfası

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ ۝٣

3. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.

Ayet sayfası

وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ ۝٤

4. Düğümlere üfleyenlerin şerrinden.

Ayet sayfası

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ۝٥

5. Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

Ayet sayfası

114. Nâs سورة الناس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ ۝١

1. De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.

Ayet sayfası

مَلِكِ ٱلنَّاسِ ۝٢

2. İnsanların hükümdarına.

Ayet sayfası

إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ ۝٣

3. İnsanların ilahına.

Ayet sayfası

مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ۝٤

4. Sinsi/(Allah anıldığında geri kaçan) vesvesecinin şerrinden.

Ayet sayfası

ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ ۝٥

5. Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir.

Ayet sayfası

مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ ۝٦

6. Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olur).

Ayet sayfası

Kayıtlarım

Bu cihazda kalır ve asla gönderilmez. Son 30 kayıt saklanır.

    11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ