79:14 ayetinin metni
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ١٤
Okunuşu
fa-idhā hum bil-sāhirati
Meal
Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.
سورة النازعات، الآية ١٤
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ١٤
fa-idhā hum bil-sāhirati
Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.
Naziât Suresi’nin 14. ayeti (79:14) Mekki bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 583. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Yerin altında ölü oldukları halde, bir anda bütün hepsi yeryüzünün üzerinde canlanıverirler.
10-11. Dünyada iken kâfirler yalanlamak sureti ile “derler ki: “Biz, tekrar ilk halimize mi döndürüleceğiz? Hem de çürümüş” ve dağılmış “kemikler olduktan sonra mı?” 12. “Öyleyse bu, (bizim için) ziyanlı bir dönüş olacaktır.” Yani Allah’ın öldükten sonra kendilerini diriltmesini, çürümüş kemikler haline geldikten sonra onları tekrar yaratmasını, Allah’ın kudretini bilmediklerinden ve O’na karşı küstahlıklarından dolayı uzak bir ihtimal olarak gördüler. Yüce Allah ise bu işin kendisi için son derece kolay olduğunu açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır: 13. “Halbuki o, ancak bir tek haykırıştır.” … Devamını oku
78:31 ile 79:16 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 583. sayfası).
İşte o zaman onlar, hemen (kendilerini mahşerde) buluverirler.
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ
O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar tek ve Kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسْفًا …
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un ufak edecektir." …
وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا
Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.