84:23 ayetinin metni
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ ٢٣
Okunuşu
wal-lahu aʿlamu bimā yūʿūna
Meal
Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
سورة الإنشقاق، الآية ٢٣
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ ٢٣
wal-lahu aʿlamu bimā yūʿūna
Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
İnşikâk Suresi’nin 23. ayeti (84:23) Mekki bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 589. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Allah, onların kalplerinin sakladıklarını çok iyi bilir. Yaptıklarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
20-21. “O halde nesi var bunların, niye iman etmiyorlar? Onlara Kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar!” Niye Kur’ân’a itaat etmiyor, emirlerine ve yasaklarına bağlanmıyorlar? 22. “Aksine inkâr edenler yalanlıyorlar.” Hakkı apaçık görmelerine rağmen inat ediyorlar. O bakımdan onların iman etmeyişleri, Kur’ân’a itaatle boyun eğmeyişleri garip karşılanmamalıdır. Çünkü inat olsun diye hakkı yalanlayan kimseye yapacak bir şey yoktur. 23. “Halbuki Allah, onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir.” Gizlice yaptıklarını ve içlerindeki niyetleri bilir. Yüce Allah, onların gizlediklerini de … Devamını oku
83:34 ile 84:24 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 589. sayfası).
Allah, onların (içlerinde) sakladıklarını en iyi bilendir.
Halbuki Allah onların gizlediği şeyleri çok iyi bilir.
Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ
Onu doğurunca da: "Rabbim! Ben, kız doğurdum. (Hâlbuki Allah, neyi doğuracağını en iyi bilendir) Erkek, kız gibi değildir. Adını Meryem koydum, O’nu da, onun soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığındırıyorum." dedi.
وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ قَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدْفَعُوا۟ قَالُوا۟ لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَٰنِ يَقُولُونَ بِأَفْوَٰهِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
Ve münafıklık edenleri de açığa vurmak içindir. Onlara (münafıklara): “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin!” denildi de onlar; “Biz savaş olacağını bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik.” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
وَإِذَا جَآءُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُوا۟ بِٱلْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا۟ بِهِۦ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْتُمُونَ
Size geldiklerinde: "İman ettik" derler. Oysa yanınıza kâfir olarak girmiş ve yine kâfir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah çok iyi bilir.
قَالُوٓا۟ إِن يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ أَخٌ لَّهُۥ مِن قَبْلُ فَأَسَرَّهَا يُوسُفُ فِى نَفْسِهِۦ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ أَنتُمْ شَرٌّ مَّكَانًا وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ
Dediler ki: “Eğer o çalmış bulunuyorsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf, bu (sözleri) içinde gizledi ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor.” dedi.
وَإِذَا بَدَّلْنَآ ءَايَةً مَّكَانَ ءَايَةٍ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مُفْتَرٍۭ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır! Onların çoğu bilmezler.