85:1 ayetinin metni
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ١
Okunuşu
wal-samāi dhāti l-burūji
Meal
Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.
سورة البروج، الآية ١
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ١
wal-samāi dhāti l-burūji
Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.
Burûc Suresi’nin 1. ayeti (85:1) Mekki bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 590. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Allah Teâlâ, Güneş’in, Ay’ın ve diğer yıldızların yörüngelerini barındıran gökyüzüne yemin etmiştir.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. “Andolsun burçlara” konak yerlerine yani güneşin, ayın ve yıldızların konaklarını içinde bulunduran “göğe;” ki bunlar, en mükemmel düzen içerisinde ve Yüce Allah’ın kudretine, rahmetine, ilim ve hikmetinin genişliğine delil olacak şekilde var edilmiştir, varlıkları bu şekilde sürüp gitmektedir. 2. “Vaat edilen güne;” bu gün Kıyamet günüdür. Allah, mahlukata bu günde onları bir araya getireceğini, ilklerini ve sonlarını, uzaklarını ve yakınlarını toplayıp birbirine katacağını vaat etmiştir ki Allah, vaadinden caymaz. Bu günün gelişinde bir değişmesinin … Devamını oku
84:25 ile 85:22 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 590. sayfası).
Yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe andolsun.
Burçlara sahip gökyüzüne, andolsun ki,
Burçlar sahibi gökyüzüne,
تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
Gökte yıldızlar/gezegenler yaratan ve orada bir kandil (Güneş) ve aydınlatıcı bir Ay var eden (Allah) çok yücedir.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّمَنْ خَافَ عَذَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ ذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّجْمُوعٌ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّشْهُودٌ
Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. O, tanık olunacak bir gündür.
فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۭ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًا
Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hâli nice olacak!
مَّآ أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ وَأَرْسَلْنَٰكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا
Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Kötülük olarak gelenler de kendi nefsindendir. Biz, seni insanlara elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.