79:15 ayetinin metni
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ١٥
Okunuşu
hal atāka ḥadīthu mūsā
Meal
Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
سورة النازعات، الآية ١٥
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ١٥
hal atāka ḥadīthu mūsā
Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
Naziât Suresi’nin 15. ayeti (79:15) Mekki bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 583. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
-Ey Peygamber!- Musa’nın, Rabbiyle ve düşmanı olan Firavun'la ilgili haberi sana geldi mi?
15-16. Yüce Allah, Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır: “Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?” Bu, kesinlikle vuku bulmuş olan pek büyük bir olaya dair bir sorudur. Yani “Rabbi”nin “ona mukaddes Tuvâ vadisinde” seslenişine dair haberi sana ulaştı mı? Tuvâ, Yüce Allah’ın Musa ile konuşup ona risâletini lütfettiği, vahyini gönderdiği ve onu seçtiği yerin adıdır. Ona şöyle demişti: 17. “Firavun’a git! Çünkü o pek azmıştır.” Yani sen git de ona azgınlığından, şirk ve isyanından vazgeçmesini yumuşak sözlerle ve kaba olmayan ifadelerle bildir. Belki “öğüt alır … Devamını oku
78:31 ile 79:16 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 583. sayfası).
Musa’nın haberi sana geldi mi?
(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
Musa'nın haberi sana geldi mi?
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا
Sizi çağırdığı gün, O’na hamt ederek çağrısına uyup, geleceksiniz ve ancak pek az bir süre kaldığınızı zannedeceksiniz.
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
Bizim buyruğumuz sadece bir tektir. Bir göz kırpmak gibidir.
وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَآ أَمْرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ ٱلْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ
O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar tek ve Kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسْفًا …
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un ufak edecektir." …
وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا
Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
وَهَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
İbrahim’in şerefli kılınmış konuklarının haberi sana geldi mi?
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
Sana o orduların haberi geldi mi?
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
(Dehşeti) Her şeyi kaplayacak olan (kıyamet)in haberi sana geldi mi?