85:19 ayetinin metni
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ ١٩
Okunuşu
bali alladhīna kafarū fī takdhībin
Meal
Hayır, bu kâfir olanlar hâlâ yalanlamaktadırlar.
سورة البروج، الآية ١٩
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ ١٩
bali alladhīna kafarū fī takdhībin
Hayır, bu kâfir olanlar hâlâ yalanlamaktadırlar.
Burûc Suresi’nin 19. ayeti (85:19) Mekki bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 590. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Yalanlayan ümmetlerin haberlerinin kendilerine ulaşmaması ve helak olmaları onların iman etmemesine mani değildir. Bilakis onlar, hevâlarına ittiba ederek peygamberlerinin onlara getirdiklerini yalanlıyorlar.
19. “Doğrusu kâfirler, yalanlamaktadırlar.” Yalanlamayı ve inadı sürdürüp durmaktadırlar. Âyetlerin ve belgelerin onlara bir faydası olmuyor. Öğütler de onlara hiçbir fayda sağlamıyor.
84:25 ile 85:22 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 590. sayfası).
Kâfir olanlar yalanlayıp duruyorlar.
Doğrusu inkârcılar (gerçeği) yalanlayıp dururlar.
Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ
Hayır. O inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
Aksine, kâfirler(Kur’an’ı) yalanlıyorlar.
لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ
Kâfirler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar.
إِذْ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ ٱلتَّقْوَىٰ وَكَانُوٓا۟ أَحَقَّ بِهَا وَأَهْلَهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
Zira kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûlüne ve Müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.