106:1 ayetinin metni
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَٰفِ قُرَيْشٍ ١
Okunuşu
liīlāfi qurayshin
Meal
Kureyş’in güvenliği ve esenliği için.
سورة قريش، الآية ١
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَٰفِ قُرَيْشٍ ١
liīlāfi qurayshin
Kureyş’in güvenliği ve esenliği için.
Kureyş Suresi’nin 1. ayeti (106:1) Mekki bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 602. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Kureyş'in güvenlik ve esenliği için.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1-2. Pek çok müfessirin dediğine göre bu sûrenin başı bundan önceki sûre ile alakalıdır. Yani Biz, fil ashabına yaptıklarımızı Kureyşliler için, onların güvenlikleri, işlerinin doğru dürüst ve yolunda gitmesi, ticaret ve kazanç sağlamak amacı ile kış mevsiminde Yemen’e, yazın da Şam’a doğru yaptıkları yolculuklarının düzeninin bozulmaması için yaptık. Yüce Allah, işte bundan ötürü onlara kötülük yapmak isteyenleri helâk etmiştir. Böylelikle Arapların kalplerinde Harem bölgesinin ve o bölgede yaşayan insanların konumu anlaşılmıştır. O bakımdan onlara saygı … Devamını oku
106:1 ile 108:3 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 602. sayfası).
Kureyş’in ülfeti, güvenliği için (fil sahiplerinin başına gelenler geldi).
Kureyş’e kolaylaştırıldığı,
Kureyş'in ilâfı (güven ve barış andlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak) için.
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلْبَلْدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
(De ki:) "Ben ancak, haram kıldığı bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Her şey O’nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum."
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ …
Allah şöyle bir kasabayı örnek olarak verir: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. …