99:8 ayetinin metni
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ ٨
Okunuşu
waman yaʿmal mith'qāla dharratin sharran yarahu
Meal
Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.
سورة الزلزلة، الآية ٨
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ ٨
waman yaʿmal mith'qāla dharratin sharran yarahu
Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.
Zilzâl Suresi’nin 8. ayeti (99:8) Medeni bir surededir; 30. cüzde, Mushaf’ın 599. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Kim de küçük bir karınca ağırlığınca kötü bir amel işlemişse, aynı şekilde onu da görecektir.
7-8. “Artık zerre ağırlığınca bir hayır yapan onu(n karşılığını) görecektir. Zerre ağırlığınca bir kötülük yapan da onu(n karşılığını) görecektir.” İşte bu, bütün hayırları ve şerleri kuşatan, genel ve kapsamlı bir ifadedir. Çünkü varlıkların en ufağı ve hafifi olan zerre ağırlığının karşılığı görüleceğine ve verileceğine göre; bundan daha yukarıdaki bir amelin karşılığının görülmesi ve verilmesi öncelikle söz konusudur. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “O gün herkes iyilik türünden ne işledi ise onu önünde hazır bulacak. Kötülük türünden ne işledi ise onunla kendisi arasında uzak bir … Devamını oku
98:6 ile 100:5 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 599. sayfası).
Kim de zerre ağırlığınca kötülük yapmışsa onu görür.
Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.
Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir.
«Zekâtı verilmeyen her altın ve gümüş, kıyamet günü ateşte kızdırılarak levhalar haline getirilir. Sahibinin yanları, alnı ve sırtı bunlarla dağlanır. Bu plakalar soğudukça, süresi elli bin sene olan bir günde kullar arasında hüküm verilinceye kadar sahibine azap için tekrar kızdırılır. Neticede…
مَا مِنْ صَاحِبِ ذَهَبٍ وَلاَ فِضَّةٍ لاَ يُؤَدِّي مِنْهَا حَقَّهَا إِلاَّ إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ صُفِّحَتْ لَهُ صَفَائِحَ مِنْ نَارٍ فَأُحْمِيَ عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَيُكْوَى بِهَا جَنْبُهُ…
وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا
Yemeğe olan sevgilerine rağmen yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler.