İçeriğe geç

Vâkıa Suresi okunuşu

سورة الواقعة

56. sure96 ayetMekki

Vâkıa Suresi (“Olay”) okunuşu: 96 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.

Okunuşu olmadan oku Vâkıa Suresini dinle

Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ۝١

idhā waqaʿati l-wāqiʿatu

1. Kıyamet koptuğu zaman.

Ayet sayfası

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ۝٢

laysa liwaqʿatihā kādhibatun

2. Onun gerçekleşmesine artık yalan diyecek yoktur.

Ayet sayfası

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ۝٣

khāfiḍatun rāfiʿatun

3. O; alçaltıcı, yükselticidir.

Ayet sayfası

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا ۝٤

idhā rujjati l-arḍu rajjan

4. Yer şiddetle sarsılınca.

Ayet sayfası

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا ۝٥

wabussati l-jibālu bassan

5. Dağlar paramparça olduğunda.

Ayet sayfası

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا ۝٦

fakānat habāan munbathan

6. Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman.

Ayet sayfası

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً ۝٧

wakuntum azwājan thalāthatan

7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman.

Ayet sayfası

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝٨

fa-aṣḥābu l-maymanati mā aṣḥābu l-maymanati

8. Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝٩

wa-aṣḥābu l-mashamati mā aṣḥābu l-mashamati

9. Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

Ayet sayfası

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ ۝١٠

wal-sābiqūna l-sābiqūna

10. (Hayırda) önde olanlar, öncülerdir.

Ayet sayfası

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝١١

ulāika l-muqarabūna

11. İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.

Ayet sayfası

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ۝١٢

fī jannāti l-naʿīmi

12. Onlar Naim Cennetleri'ndedirler.

Ayet sayfası

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣

thullatun mina l-awalīna

13. Bir çoğu öncekilerdendir.

Ayet sayfası

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝١٤

waqalīlun mina l-ākhirīna

14. Birazı da sonrakilerdendir.

Ayet sayfası

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ ۝١٥

ʿalā sururin mawḍūnatin

15. (Altın ile) işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

Ayet sayfası

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ ۝١٦

muttakiīna ʿalayhā mutaqābilīna

16. Karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

Ayet sayfası

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ ۝١٧

yaṭūfu ʿalayhim wil'dānun mukhalladūna

17. Onların etrafında ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır.

Ayet sayfası

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ۝١٨

bi-akwābin wa-abārīqa wakasin min maʿīnin

18. Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler.

Ayet sayfası

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ۝١٩

lā yuṣaddaʿūna ʿanhā walā yunzifūna

19. Ondan başları da ağrımaz ve akılları da giderilmez.

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ۝٢٠

wafākihatin mimmā yatakhayyarūna

20. Beğendikleri meyveler.

Ayet sayfası

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ۝٢١

walaḥmi ṭayrin mimmā yashtahūna

21. Canlarının çektiği kuş etleri.

Ayet sayfası

وَحُورٌ عِينٌ ۝٢٢

waḥūrun ʿīnun

22. Ve iri gözlü huriler.

Ayet sayfası

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ۝٢٣

ka-amthāli l-lu'lu-i l-maknūni

23. Saklı inciler gibi.

Ayet sayfası

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ۝٢٤

jazāan bimā kānū yaʿmalūna

24. İşledikleri amellere karşılık olarak (verilir.)

Ayet sayfası

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا ۝٢٥

lā yasmaʿūna fīhā laghwan walā tathīman

25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Ayet sayfası

إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا ۝٢٦

illā qīlan salāman salāman

26. Söylenen; yalnızca "Selâm, selâm!" dır.

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ ۝٢٧

wa-aṣḥābu l-yamīni mā aṣḥābu l-yamīni

27. Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

Ayet sayfası

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ ۝٢٨

fī sid'rin makhḍūdin

28. Dikensiz sedir ağaçlarında.

Ayet sayfası

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ ۝٢٩

waṭalḥin manḍūdin

29. Salkım salkım muz ağaçlarında.

Ayet sayfası

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ ۝٣٠

waẓillin mamdūdin

30. Uzamış gölgeler.

Ayet sayfası

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ ۝٣١

wamāin maskūbin

31. Çağlayarak akan sular.

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ۝٣٢

wafākihatin kathīratin

32. Bir çok meyveler.

Ayet sayfası

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ۝٣٣

lā maqṭūʿatin walā mamnūʿatin

33. Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan.

Ayet sayfası

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ ۝٣٤

wafurushin marfūʿatin

34. Ve yüksek döşekler içindedirler.

Ayet sayfası

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً ۝٣٥

innā anshanāhunna inshāan

35. Biz, o hurileri yeni bir yaratılışla yarattık.

Ayet sayfası

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا ۝٣٦

fajaʿalnāhunna abkāran

36. Onları bakireler kıldık.

Ayet sayfası

عُرُبًا أَتْرَابًا ۝٣٧

ʿuruban atrāban

37. Eşlerine düşkün ve yaşıt.

Ayet sayfası

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٣٨

li-aṣḥābi l-yamīni

38. Sağ taraftakiler için.

Ayet sayfası

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝٣٩

thullatun mina l-awalīna

39. Bir çoğu öncekilerden.

Ayet sayfası

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٠

wathullatun mina l-ākhirīna

40. Bir çoğu da sonrakilerdendir.

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ۝٤١

wa-aṣḥābu l-shimāli mā aṣḥābu l-shimāli

41. Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

Ayet sayfası

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ۝٤٢

fī samūmin waḥamīmin

42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.

Ayet sayfası

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ ۝٤٣

waẓillin min yaḥmūmin

43. Simsiyah bir duman gölgesinde.

Ayet sayfası

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ۝٤٤

lā bāridin walā karīmin

44. Ne bir serinlik, ne de bir güzellik!

Ayet sayfası

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ۝٤٥

innahum kānū qabla dhālika mut'rafīna

45. Çünkü onlar, bundan önce (arzularının hoşuna giden şeyler içinde) şımarmış kimselerdi.

Ayet sayfası

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ۝٤٦

wakānū yuṣirrūna ʿalā l-ḥinthi l-ʿaẓīmi

46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

Ayet sayfası

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ۝٤٧

wakānū yaqūlūna a-idhā mit'nā wakunnā turāban waʿiẓāman a-innā lamabʿūthūna

47. "Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz?" diyorlardı.

Ayet sayfası

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ۝٤٨

awaābāunā l-awalūna

48. "Daha önceki atalarımız da mı?"

Ayet sayfası

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٩

qul inna l-awalīna wal-ākhirīna

49. De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler."

Ayet sayfası

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ۝٥٠

lamajmūʿūna ilā mīqāti yawmin maʿlūmin

50. Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

Ayet sayfası

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ۝٥١

thumma innakum ayyuhā l-ḍālūna l-mukadhibūna

51. Sonra gerçekten sizler ey sapıklar, yalanlayıcılar!

Ayet sayfası

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ ۝٥٢

laākilūna min shajarin min zaqqūmin

52. Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

Ayet sayfası

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ۝٥٣

famāliūna min'hā l-buṭūna

53. Karınlarınızı hep ondan dolduracaksınız.

Ayet sayfası

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ۝٥٤

fashāribūna ʿalayhi mina l-ḥamīmi

54. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

Ayet sayfası

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ۝٥٥

fashāribūna shur'ba l-hīmi

55. Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz.

Ayet sayfası

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ۝٥٦

hādhā nuzuluhum yawma l-dīni

56. İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

Ayet sayfası

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ۝٥٧

naḥnu khalaqnākum falawlā tuṣaddiqūna

57. Sizi biz yarattık. (Tekrardan yaratılışı) tasdik etmeniz gerekmez mi ?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ۝٥٨

afara-aytum mā tum'nūna

58. Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ ۝٥٩

a-antum takhluqūnahu am naḥnu l-khāliqūna

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan biz miyiz?

Ayet sayfası

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ۝٦٠

naḥnu qaddarnā baynakumu l-mawta wamā naḥnu bimasbūqīna

60. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Bizler aciz de değiliz.

Ayet sayfası

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ ۝٦١

ʿalā an nubaddila amthālakum wanunshi-akum fī mā lā taʿlamūna

61. Yerinize benzerlerinizi getirip, değiştirmek ve sizi bilemediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda.

Ayet sayfası

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ۝٦٢

walaqad ʿalim'tumu l-nashata l-ūlā falawlā tadhakkarūna

62. Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. O halde düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ۝٦٣

afara-aytum mā taḥruthūna

63. Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ۝٦٤

a-antum tazraʿūnahu am naḥnu l-zāriʿūna

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz?

Ayet sayfası

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ۝٦٥

law nashāu lajaʿalnāhu ḥuṭāman faẓaltum tafakkahūna

65. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.

Ayet sayfası

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ۝٦٦

innā lamugh'ramūna

66. Doğrusu borç altına girdik.

Ayet sayfası

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ۝٦٧

bal naḥnu maḥrūmūna

67. "Daha doğrusu biz yoksul bırakıldık (dersiniz)."

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ۝٦٨

afara-aytumu l-māa alladhī tashrabūna

68. İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ ۝٦٩

a-antum anzaltumūhu mina l-muz'ni am naḥnu l-munzilūna

69. Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz?

Ayet sayfası

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ۝٧٠

law nashāu jaʿalnāhu ujājan falawlā tashkurūna

70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ۝٧١

afara-aytumu l-nāra allatī tūrūna

71. Tutuşturup, yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ ۝٧٢

a-antum anshatum shajaratahā am naḥnu l-munshiūna

72. Onun ağacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan biz miyiz?

Ayet sayfası

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ ۝٧٣

naḥnu jaʿalnāhā tadhkiratan wamatāʿan lil'muq'wīna

73. Biz onu, bir ibret ve gelip geçen yolcuların istifadesi için yarattık.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٧٤

fasabbiḥ bi-is'mi rabbika l-ʿaẓīmi

74. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

Ayet sayfası

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ۝٧٥

falā uq'simu bimawāqiʿi l-nujūmi

75. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

Ayet sayfası

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ۝٧٦

wa-innahu laqasamun law taʿlamūna ʿaẓīmun

76. Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ ۝٧٧

innahu laqur'ānun karīmun

77. Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.

Ayet sayfası

فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ ۝٧٨

fī kitābin maknūnin

78. Gizli/korunmuş bir kitaptadır.

Ayet sayfası

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ۝٧٩

lā yamassuhu illā l-muṭaharūna

79. Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir.

Ayet sayfası

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ۝٨٠

tanzīlun min rabbi l-ʿālamīna

80. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Ayet sayfası

أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ۝٨١

afabihādhā l-ḥadīthi antum mud'hinūna

81. Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?

Ayet sayfası

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ۝٨٢

watajʿalūna riz'qakum annakum tukadhibūna

82. Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükrediyorsunuz?

Ayet sayfası

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ۝٨٣

falawlā idhā balaghati l-ḥul'qūma

83. Hani can boğaza gelip dayandığında.

Ayet sayfası

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ۝٨٤

wa-antum ḥīna-idhin tanẓurūna

84. O vakit siz bakıp durursunuz.

Ayet sayfası

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ۝٨٥

wanaḥnu aqrabu ilayhi minkum walākin lā tub'ṣirūna

85. Biz; ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Ayet sayfası

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ۝٨٦

falawlā in kuntum ghayra madīnīna

86. Madem ki (tekrardan dirilip) ceza görmeyecekmişsiniz.

Ayet sayfası

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ۝٨٧

tarjiʿūnahā in kuntum ṣādiqīna

87. Eğer doğru söylüyor iseniz, onu (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!

Ayet sayfası

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ۝٨٨

fa-ammā in kāna mina l-muqarabīna

88. Eğer o (ölen kişi), yakın kılınanlardan ise.

Ayet sayfası

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ۝٨٩

farawḥun warayḥānun wajannatu naʿīmin

89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩٠

wa-ammā in kāna min aṣḥābi l-yamīni

90. Eğer o, sağdakilerden ise.

Ayet sayfası

فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩١

fasalāmun laka min aṣḥābi l-yamīni

91. Ey sağdaki! Sana selam olsun!

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ۝٩٢

wa-ammā in kāna mina l-mukadhibīna l-ḍālīna

92. Eğer o, yalanlayan sapıklardan ise.

Ayet sayfası

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ ۝٩٣

fanuzulun min ḥamīmin

93. İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Ayet sayfası

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ ۝٩٤

wataṣliyatu jaḥīmin

94. Ve (onun sonu) Cehennem'e atılmaktır.

Ayet sayfası

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ۝٩٥

inna hādhā lahuwa ḥaqqu l-yaqīni

95. Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٩٦

fasabbiḥ bi-is'mi rabbika l-ʿaẓīmi

96. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

Ayet sayfası

Kayıtlarım

Bu cihazda kalır ve asla gönderilmez. Son 30 kayıt saklanır.

    12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ