وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ١
wal-samāi dhāti l-burūji
1. Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.
سورة البروج
Burûc Suresi (“Burçlar”) okunuşu: 22 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ ١
wal-samāi dhāti l-burūji
1. Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ ٢
wal-yawmi l-mawʿūdi
2. Vadedilmiş güne (kıyamete) yemin olsun.
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ٣
washāhidin wamashhūdin
3. Şahit olana ve şahit olunana.
قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ ٤
qutila aṣḥābu l-ukh'dūdi
4. Kahrolsun o hendek sahipleri!
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ ٥
al-nāri dhāti l-waqūdi
5. Tutuşturulmuş ateşin.
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ٦
idh hum ʿalayhā quʿūdun
6. O vakit onlar, onun (ateşin) etrafında oturmuşlardı.
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ ٧
wahum ʿalā mā yafʿalūna bil-mu'minīna shuhūdun
7. Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ ٨
wamā naqamū min'hum illā an yu'minū bil-lahi l-ʿazīzi l-ḥamīdi
8. Onlardan; sırf göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, Aziz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ ٩
alladhī lahu mul'ku l-samāwāti wal-arḍi wal-lahu ʿalā kulli shayin shahīdun
9. Allah ki; göklerin ve yerin mülkü ona aittir ve Allah her şeyin üzerine şahittir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ ١٠
inna alladhīna fatanū l-mu'minīna wal-mu'mināti thumma lam yatūbū falahum ʿadhābu jahannama walahum ʿadhābu l-ḥarīqi
10. Şüphesiz Mümin erkeklerle Mümin kadınlara işkence edip, sonra da tevbe etmeyenlere Cehennem azabı ve yakıcı azap vardır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ ١١
inna alladhīna āmanū waʿamilū l-ṣāliḥāti lahum jannātun tajrī min taḥtihā l-anhāru dhālika l-fawzu l-kabīru
11. İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan Cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ١٢
inna baṭsha rabbika lashadīdun
12. Şüphesiz, Rabbinin tutup, yakalaması çok çetindir.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ ١٣
innahu huwa yub'di-u wayuʿīdu
13. İlkin var eden, sonra yeniden dirilten O'dur.
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ ١٤
wahuwa l-ghafūru l-wadūdu
14. O; çok bağışlayandır, çok seven ve sevilendir.
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ ١٥
dhū l-ʿarshi l-majīdu
15. Yüce Arş'ın sahibidir.
فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ ١٦
faʿʿālun limā yurīdu
16. Dilediğini muhakkak yapandır.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ ١٧
hal atāka ḥadīthu l-junūdi
17. Sana o orduların haberi geldi mi?
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ١٨
fir'ʿawna wathamūda
18. Firavun ve Semûd’un askerlerinin haberi.
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ ١٩
bali alladhīna kafarū fī takdhībin
19. Hayır, bu kâfir olanlar hâlâ yalanlamaktadırlar.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ ٢٠
wal-lahu min warāihim muḥīṭun
20. Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ ٢١
bal huwa qur'ānun majīdun
21. Hayır! O (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır.
فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ ٢٢
fī lawḥin maḥfūẓin
22. O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da) dır.
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: