وَٱلْفَجْرِ ١
wal-fajri
1. Fecre/tan yerinin ağarmasına andolsun.
سورة الفجر
Fecr Suresi (“Tan Vakti”) okunuşu: 30 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
وَٱلْفَجْرِ ١
wal-fajri
1. Fecre/tan yerinin ağarmasına andolsun.
وَلَيَالٍ عَشْرٍ ٢
walayālin ʿashrin
2. Ve on geceye andolsun.
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ ٣
wal-shafʿi wal-watri
3. Çifte ve teke andolsun.
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ ٤
wa-al-layli idhā yasri
4. Yürüyüp gittiği zaman geceye andolsun.
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ ٥
hal fī dhālika qasamun lidhī ḥij'rin
5. Bunda akıl sahibi için bir yemin var (değil) mi?
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ٦
alam tara kayfa faʿala rabbuka biʿādin
6. Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptığını görmedin mi?
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ ٧
irama dhāti l-ʿimādi
7. Yüksek sütun sahibi İrem şehrine.
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ ٨
allatī lam yukh'laq mith'luhā fī l-bilādi
8. O (İrem Şehri) ki, beldeler (ülkeler) içinde onun bir eşi yaratılmadı.
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ ٩
wathamūda alladhīna jābū l-ṣakhra bil-wādi
9. Ve vadideki kayaları oyan Semûd kavmine.
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ ١٠
wafir'ʿawna dhī l-awtādi
10. Ve kazıklar sahibi Firavun’.
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ ١١
alladhīna ṭaghaw fī l-bilādi
11. Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi.
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ ١٢
fa-aktharū fīhā l-fasāda
12. Oralarda kötülüğü çoğalttılar.
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ ١٣
faṣabba ʿalayhim rabbuka sawṭa ʿadhābin
13. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ ١٤
inna rabbaka labil-mir'ṣādi
14. Muhakkak Rabbin gözetlemededir.
فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ ١٥
fa-ammā l-insānu idhā mā ib'talāhu rabbuhu fa-akramahu wanaʿʿamahu fayaqūlu rabbī akramani
15. Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ ١٦
wa-ammā idhā mā ib'talāhu faqadara ʿalayhi riz'qahu fayaqūlu rabbī ahānani
16. Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der.
كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ ١٧
kallā bal lā tuk'rimūna l-yatīma
17. Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ١٨
walā taḥāḍḍūna ʿalā ṭaʿāmi l-mis'kīni
18. Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا ١٩
watakulūna l-turātha aklan lamman
19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا ٢٠
watuḥibbūna l-māla ḥubban jamman
20. Malı da pek çok seviyorsunuz.
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا ٢١
kallā idhā dukkati l-arḍu dakkan dakkan
21. Hayır! Yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman.
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا ٢٢
wajāa rabbuka wal-malaku ṣaffan ṣaffan
22. Rabbin ve saf saf melekler geldiği zaman.
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ ٢٣
wajīa yawma-idhin bijahannama yawma-idhin yatadhakkaru l-insānu wa-annā lahu l-dhik'rā
23. O gün cehennem de getirilmiştir. İşte o gün insan düşünüp hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var!
يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى ٢٤
yaqūlu yālaytanī qaddamtu liḥayātī
24. Der ki: "Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!"
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ ٢٥
fayawma-idhin lā yuʿadhibu ʿadhābahu aḥadun
25. Artık o gün de O'nun azabı gibi hiçbir kimse azap yapamaz.
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ ٢٦
walā yūthiqu wathāqahu aḥadun
26. Ve O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ ٢٧
yāayyatuhā l-nafsu l-muṭ'ma-inatu
27. Ey huzura ermiş nefis!
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً ٢٨
ir'jiʿī ilā rabbiki rāḍiyatan marḍiyyatan
28. “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”
فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى ٢٩
fa-ud'khulī fī ʿibādī
29. Kullarımın arasına katıl!
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى ٣٠
wa-ud'khulī jannatī
30. Ve gir Cennet'ime!
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: