لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ١
lā uq'simu bihādhā l-baladi
1. Yemin olsun bu şehre!
سورة البلد
Beled Suresi (“Şehir”) okunuşu: 20 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ١
lā uq'simu bihādhā l-baladi
1. Yemin olsun bu şehre!
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ٢
wa-anta ḥillun bihādhā l-baladi
2. Sen de bu beldede bulunuyorsun.
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ٣
wawālidin wamā walada
3. Babaya ve doğan çocuğa yemin olsun.
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ ٤
laqad khalaqnā l-insāna fī kabadin
4. Ki şüphesiz, biz insanı (dünyada) bir zorluk içinde yarattık.
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ٥
ayaḥsabu an lan yaqdira ʿalayhi aḥadun
5. O hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanır?
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا ٦
yaqūlu ahlaktu mālan lubadan
6. O der ki: "Ben yığın yığın mal tükettim."
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ٧
ayaḥsabu an lam yarahu aḥadun
7. O kimsenin kendisini asla görmediğini mi zanneder?
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ٨
alam najʿal lahu ʿaynayni
8. Biz, ona iki göz vermedik mi?
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ٩
walisānan washafatayni
9. Bir de bir dil ve iki dudak.
وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ١٠
wahadaynāhu l-najdayni
10. Ona iki de yol gösterdik.
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ١١
falā iq'taḥama l-ʿaqabata
11. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ١٢
wamā adrāka mā l-ʿaqabatu
12. Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
فَكُّ رَقَبَةٍ ١٣
fakku raqabatin
13. (O) Köle azat etmektir.
أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ ١٤
aw iṭ'ʿāmun fī yawmin dhī masghabatin
14. Veya açlık gününde doyurmaktır.
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ١٥
yatīman dhā maqrabatin
15. Yakınlığı olan bir yetimi.
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ١٦
aw mis'kīnan dhā matrabatin
16. Yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ١٧
thumma kāna mina alladhīna āmanū watawāṣaw bil-ṣabri watawāṣaw bil-marḥamati
17. Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ١٨
ulāika aṣḥābu l-maymanati
18. İşte bunlar sağdakilerdir.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ١٩
wa-alladhīna kafarū biāyātinā hum aṣḥābu l-mashamati
19. Ayetlerimize küfredenler ise işte onlar soldakilerdir.
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ ٢٠
ʿalayhim nārun mu'ṣadatun
20. Onlara, üzerlerine kapıları kapatılmış bir ateş vardır.
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: