ٱلْحَآقَّةُ ١
al-ḥāqatu
1. Gerçekleşecek olan kıyamet!
سورة الحاقة
Hâkka Suresi (“Gerçekleşecek Olan”) okunuşu: 52 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
ٱلْحَآقَّةُ ١
al-ḥāqatu
1. Gerçekleşecek olan kıyamet!
مَا ٱلْحَآقَّةُ ٢
mā l-ḥāqatu
2. Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ ٣
wamā adrāka mā l-ḥāqatu
3. Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ ٤
kadhabat thamūdu waʿādun bil-qāriʿati
4. Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (kıyameti) yalanladılar.
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ ٥
fa-ammā thamūdu fa-uh'likū bil-ṭāghiyati
5. Ama Semûd, şiddetli bir çığlık/ses ile helâk edilmişti.
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ ٦
wa-ammā ʿādun fa-uh'likū birīḥin ṣarṣarin ʿātiyatin
6. Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu olan şiddetli bir rüzgârla helâk edildi.
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ ٧
sakharahā ʿalayhim sabʿa layālin wathamāniyata ayyāmin ḥusūman fatarā l-qawma fīhā ṣarʿā ka-annahum aʿjāzu nakhlin khāwiyatin
7. O rüzgârı onlara yedi gece ve sekiz gün peşpeşe musallat kıldı. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imişler gibi yere yıkılmış görürdün.
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ ٨
fahal tarā lahum min bāqiyatin
8. Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?
وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ ٩
wajāa fir'ʿawnu waman qablahu wal-mu'tafikātu bil-khāṭi-ati
9. Firavun da, ondan öncekiler de, altı üstüne gelen kasabalar halkı da hep hata işlediler.
فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً ١٠
faʿaṣaw rasūla rabbihim fa-akhadhahum akhdhatan rābiyatan
10. Rablerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ ١١
innā lammā ṭaghā l-māu ḥamalnākum fī l-jāriyati
11. Doğrusu sular taştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ ١٢
linajʿalahā lakum tadhkiratan wataʿiyahā udhunun wāʿiyatun
12. Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ ١٣
fa-idhā nufikha fī l-ṣūri nafkhatun wāḥidatun
13. Sûr’a tek bir üfürüşle üfürüldüğü zaman.
وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً ١٤
waḥumilati l-arḍu wal-jibālu fadukkatā dakkatan wāḥidatan
14. Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman.
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ١٥
fayawma-idhin waqaʿati l-wāqiʿatu
15. İşte o gün olacak olmuştur.
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ ١٦
wa-inshaqqati l-samāu fahiya yawma-idhin wāhiyatun
16. Gökyüzü yarılır ve artık o gün zayıf ve güçsüzdür.
وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَٰنِيَةٌ ١٧
wal-malaku ʿalā arjāihā wayaḥmilu ʿarsha rabbika fawqahum yawma-idhin thamāniyatun
17. Melekler, onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ ١٨
yawma-idhin tuʿ'raḍūna lā takhfā minkum khāfiyatun
18. Siz o gün (hesap için) arz olunursunuz da hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ ١٩
fa-ammā man ūtiya kitābahu biyamīnihi fayaqūlu hāumu iq'raū kitābiyah
19. İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ ٢٠
innī ẓanantu annī mulāqin ḥisābiyah
20. "Ben, zaten kesinlikle böyle bir hesapla karşılaşacağımı biliyordum." der.
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ ٢١
fahuwa fī ʿīshatin rāḍiyatin
21. Artık o hoşnut olduğu bir yaşayıştadır.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ٢٢
fī jannatin ʿāliyatin
22. Yüksek bir Cennet'tedir.
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ٢٣
quṭūfuhā dāniyatun
23. Meyveleri çok yakındır.
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ ٢٤
kulū wa-ish'rabū hanīan bimā aslaftum fī l-ayāmi l-khāliyati
24. Yiyin, için; afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir.)
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ ٢٥
wa-ammā man ūtiya kitābahu bishimālihi fayaqūlu yālaytanī lam ūta kitābiyah
25. Kitabı solundan verilen kimseler ise şöyle der: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi.''
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ ٢٦
walam adri mā ḥisābiyah
26. "Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim."
يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ ٢٧
yālaytahā kānati l-qāḍiyata
27. "Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!"
مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ٢٨
mā aghnā ʿannī māliyah
28. "Malım da bana bir fayda vermedi."
هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ ٢٩
halaka ʿannī sul'ṭāniyah
29. "Saltanatım yok olup gitti."
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ ٣٠
khudhūhu faghullūhu
30. Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın.
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ ٣١
thumma l-jaḥīma ṣallūhu
31. Sonra da Cehennem'e atın!
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ ٣٢
thumma fī sil'silatin dharʿuhā sabʿūna dhirāʿan fa-us'lukūhu
32. Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire vurup sürükleyin!
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ ٣٣
innahu kāna lā yu'minu bil-lahi l-ʿaẓīmi
33. Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ ٣٤
walā yaḥuḍḍu ʿalā ṭaʿāmi l-mis'kīni
34. Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ ٣٥
falaysa lahu l-yawma hāhunā ḥamīmun
35. Bugün onun için burada bir can yoldaşı da yoktur.
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ ٣٦
walā ṭaʿāmun illā min ghis'līnin
36. İrinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ ٣٧
lā yakuluhu illā l-khāṭiūna
37. O yemeği günahkârlardan başkası yemez.
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ ٣٨
falā uq'simu bimā tub'ṣirūna
38. Yemin ederim gördüklerinize.
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ ٣٩
wamā lā tub'ṣirūna
39. Görmediklerinize de…
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ٤٠
innahu laqawlu rasūlin karīmin
40. Şüphesiz o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ ٤١
wamā huwa biqawli shāʿirin qalīlan mā tu'minūna
41. O, bir şair sözü değildir. Ne kadar da az iman ediyorsunuz!
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ ٤٢
walā biqawli kāhinin qalīlan mā tadhakkarūna
42. O, bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ٤٣
tanzīlun min rabbi l-ʿālamīna
43. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ ٤٤
walaw taqawwala ʿalaynā baʿḍa l-aqāwīli
44. Eğer Peygamber bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı;
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ ٤٥
la-akhadhnā min'hu bil-yamīni
45. Elbette onu sağ tarafından kıskıvrak yakalardık.
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ ٤٦
thumma laqaṭaʿnā min'hu l-watīna
46. Sonra da onun can damarını kopartırdık.
فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ ٤٧
famā minkum min aḥadin ʿanhu ḥājizīna
47. Sizden hiç kimse de buna engel olamazdı.
وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ ٤٨
wa-innahu latadhkiratun lil'muttaqīna
48. Şüphesiz o, takva sahipleri için bir öğüttür.
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ ٤٩
wa-innā lanaʿlamu anna minkum mukadhibīna
49. Elbette biz, biliyoruz ki içinizden yalanlayanlar vardır.
وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ ٥٠
wa-innahu laḥasratun ʿalā l-kāfirīna
50. Şüphesiz ki o kâfirler için bir pişmanlıktır.
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ ٥١
wa-innahu laḥaqqu l-yaqīni
51. Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir.
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ٥٢
fasabbiḥ bi-is'mi rabbika l-ʿaẓīmi
52. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: