لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ١
lā uq'simu biyawmi l-qiyāmati
1. Kıyamet gününe yemin ederim.
سورة القيامة
Kıyâmet Suresi okunuşu: 40 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ١
lā uq'simu biyawmi l-qiyāmati
1. Kıyamet gününe yemin ederim.
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ ٢
walā uq'simu bil-nafsi l-lawāmati
2. Sürekli kendini kınayan nefse yemin ederim.
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ ٣
ayaḥsabu l-insānu allan najmaʿa ʿiẓāmahu
3. İnsan biz onun kemiklerini asla toplayıp, bir araya getirmeyeceğimizi mi zanneder?
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ ٤
balā qādirīna ʿalā an nusawwiya banānahu
4. Aksine onun parmak uçlarını bile yaratıp düzenlemeye gücümüz yeter.
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ ٥
bal yurīdu l-insānu liyafjura amāmahu
5. Ancak insan, önündeki (ahireti inkâr ederek) fücurla (günah işlemek) ister.
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ ٦
yasalu ayyāna yawmu l-qiyāmati
6. "Kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ ٧
fa-idhā bariqa l-baṣaru
7. Göz dehşetle kamaştığı zaman.
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ ٨
wakhasafa l-qamaru
8. Ay tutulduğu zaman.
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ٩
wajumiʿa l-shamsu wal-qamaru
9. Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman.
يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ ١٠
yaqūlu l-insānu yawma-idhin ayna l-mafaru
10. (O gün) insan: "Bugün kaçacak yer nerede?" der.
كَلَّا لَا وَزَرَ ١١
kallā lā wazara
11. Hayır! Hiçbir sığınacak yer yoktur.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ ١٢
ilā rabbika yawma-idhin l-mus'taqaru
12. O gün varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur.
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ١٣
yunabba-u l-insānu yawma-idhin bimā qaddama wa-akhara
13. O günde insana önden yolladığı şeyler ile geride bıraktığı şeyler haber verilir.
بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ ١٤
bali l-insānu ʿalā nafsihi baṣīratun
14. Doğrusu insan, kendi aleyhine bir şahittir.
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ١٥
walaw alqā maʿādhīrahu
15. İsterse bütün mazeretlerini ortaya döksün.
لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ ١٦
lā tuḥarrik bihi lisānaka litaʿjala bihi
16. (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ ١٧
inna ʿalaynā jamʿahu waqur'ānahu
17. Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ ١٨
fa-idhā qaranāhu fa-ittabiʿ qur'ānahu
18. O halde, biz onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna uy.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ ١٩
thumma inna ʿalaynā bayānahu
19. Sonra onu açıklamak yine bize aittir.
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ ٢٠
kallā bal tuḥibbūna l-ʿājilata
20. Hayır! Siz, acil olanı/dünyayı seviyorsunuz.
وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ ٢١
watadharūna l-ākhirata
21. Ahireti ise bırakıyorsunuz.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ٢٢
wujūhun yawma-idhin nāḍiratun
22. Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ٢٣
ilā rabbihā nāẓiratun
23. Rabbine bakar. (O'nu göreceklerdir)
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ ٢٤
wawujūhun yawma-idhin bāsiratun
24. O gün birtakım yüzler de asıktır.
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ٢٥
taẓunnu an yuf'ʿala bihā fāqiratun
25. Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ ٢٦
kallā idhā balaghati l-tarāqiya
26. Hayır! Can, köprücük kemiğine dayandığı zaman.
وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ ٢٧
waqīla man rāqin
27. Hayır! Can boğaza dayandığı zaman.
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ ٢٨
waẓanna annahu l-firāqu
28. Anlar ki, bu bir ayrılış.
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ٢٩
wal-tafati l-sāqu bil-sāqi
29. Ayakları birbirine dolaştığında.
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ ٣٠
ilā rabbika yawma-idhin l-masāqu
30. O gün varacakları yer, yalnız Rabbinin huzurudur.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ٣١
falā ṣaddaqa walā ṣallā
31. Tasdik etmemiş ve namaz kılmamıştı.
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ٣٢
walākin kadhaba watawallā
32. Fakat yalanlamış ve yüz çevirmiş.
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣
thumma dhahaba ilā ahlihi yatamaṭṭā
33. Sonra da çalım satarak ailesine gitmişti.
أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ ٣٤
awlā laka fa-awlā
34. “Bu azap sana layıktır, layık!"
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ ٣٥
thumma awlā laka fa-awlā
35. "Evet! Layıktır sana, layık!” denilecek.
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى ٣٦
ayaḥsabu l-insānu an yut'raka sudan
36. Yoksa insan, başı boş bırakılacağını mı sanıyor?
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ ٣٧
alam yaku nuṭ'fatan min maniyyin yum'nā
37. O akıtılan meniden bir nutfe değil miydi?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ٣٨
thumma kāna ʿalaqatan fakhalaqa fasawwā
38. Sonra alaka olmuş, Allah onu yaratmış ve düzenlemişti.
فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ ٣٩
fajaʿala min'hu l-zawjayni l-dhakara wal-unthā
39. Ondan da iki eşi, erkek ve dişiyi var etmişti.
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ ٤٠
alaysa dhālika biqādirin ʿalā an yuḥ'yiya l-mawtā
40. Bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: