İçeriğe geç

Vâkıa Suresi ezberleme

سورة الواقعة

56. sure96 ayet 4 sayfa27. cüz

Vâkıa Suresi 96 ayettir ve Medine mushafında 4 sayfadır (sayfa 534–537); 27. cüzdedir. Her sayfa bir bölüm olmak üzere 4 bölüme ayrılır: birini ezberleyin, yardımsız okuyun, sonra bir öncekine bağlayarak sonrakine geçin.

Vâkıa Suresi ezber planı

Medine mushafının her sayfası için bir bölüm, toplam 4 bölüm. Çalışmak için bir bölüme dokunun; durumu bu tarayıcıda kalır.

Günde bir sayfayla 4 gün; günde yarım sayfayla 8 gün, her derste tekrar dahil.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ۝١

1. Kıyamet koptuğu zaman.

Ayet sayfası

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ۝٢

2. Onun gerçekleşmesine artık yalan diyecek yoktur.

Ayet sayfası

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ۝٣

3. O; alçaltıcı, yükselticidir.

Ayet sayfası

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا ۝٤

4. Yer şiddetle sarsılınca.

Ayet sayfası

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا ۝٥

5. Dağlar paramparça olduğunda.

Ayet sayfası

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا ۝٦

6. Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman.

Ayet sayfası

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً ۝٧

7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman.

Ayet sayfası

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝٨

8. Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝٩

9. Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

Ayet sayfası

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ ۝١٠

10. (Hayırda) önde olanlar, öncülerdir.

Ayet sayfası

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝١١

11. İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.

Ayet sayfası

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ۝١٢

12. Onlar Naim Cennetleri'ndedirler.

Ayet sayfası

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣

13. Bir çoğu öncekilerdendir.

Ayet sayfası

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝١٤

14. Birazı da sonrakilerdendir.

Ayet sayfası

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ ۝١٥

15. (Altın ile) işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

Ayet sayfası

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ ۝١٦

16. Karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

Ayet sayfası

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ ۝١٧

17. Onların etrafında ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır.

Ayet sayfası

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ۝١٨

18. Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler.

Ayet sayfası

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ۝١٩

19. Ondan başları da ağrımaz ve akılları da giderilmez.

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ۝٢٠

20. Beğendikleri meyveler.

Ayet sayfası

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ۝٢١

21. Canlarının çektiği kuş etleri.

Ayet sayfası

وَحُورٌ عِينٌ ۝٢٢

22. Ve iri gözlü huriler.

Ayet sayfası

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ۝٢٣

23. Saklı inciler gibi.

Ayet sayfası

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ۝٢٤

24. İşledikleri amellere karşılık olarak (verilir.)

Ayet sayfası

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا ۝٢٥

25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Ayet sayfası

إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا ۝٢٦

26. Söylenen; yalnızca "Selâm, selâm!" dır.

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ ۝٢٧

27. Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

Ayet sayfası

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ ۝٢٨

28. Dikensiz sedir ağaçlarında.

Ayet sayfası

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ ۝٢٩

29. Salkım salkım muz ağaçlarında.

Ayet sayfası

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ ۝٣٠

30. Uzamış gölgeler.

Ayet sayfası

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ ۝٣١

31. Çağlayarak akan sular.

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ۝٣٢

32. Bir çok meyveler.

Ayet sayfası

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ۝٣٣

33. Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan.

Ayet sayfası

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ ۝٣٤

34. Ve yüksek döşekler içindedirler.

Ayet sayfası

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً ۝٣٥

35. Biz, o hurileri yeni bir yaratılışla yarattık.

Ayet sayfası

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا ۝٣٦

36. Onları bakireler kıldık.

Ayet sayfası

عُرُبًا أَتْرَابًا ۝٣٧

37. Eşlerine düşkün ve yaşıt.

Ayet sayfası

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٣٨

38. Sağ taraftakiler için.

Ayet sayfası

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝٣٩

39. Bir çoğu öncekilerden.

Ayet sayfası

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٠

40. Bir çoğu da sonrakilerdendir.

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ۝٤١

41. Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

Ayet sayfası

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ۝٤٢

42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.

Ayet sayfası

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ ۝٤٣

43. Simsiyah bir duman gölgesinde.

Ayet sayfası

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ۝٤٤

44. Ne bir serinlik, ne de bir güzellik!

Ayet sayfası

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ۝٤٥

45. Çünkü onlar, bundan önce (arzularının hoşuna giden şeyler içinde) şımarmış kimselerdi.

Ayet sayfası

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ۝٤٦

46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

Ayet sayfası

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ۝٤٧

47. "Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz?" diyorlardı.

Ayet sayfası

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ۝٤٨

48. "Daha önceki atalarımız da mı?"

Ayet sayfası

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٩

49. De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler."

Ayet sayfası

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ۝٥٠

50. Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

Ayet sayfası

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ۝٥١

51. Sonra gerçekten sizler ey sapıklar, yalanlayıcılar!

Ayet sayfası

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ ۝٥٢

52. Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

Ayet sayfası

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ۝٥٣

53. Karınlarınızı hep ondan dolduracaksınız.

Ayet sayfası

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ۝٥٤

54. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

Ayet sayfası

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ۝٥٥

55. Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz.

Ayet sayfası

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ۝٥٦

56. İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

Ayet sayfası

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ۝٥٧

57. Sizi biz yarattık. (Tekrardan yaratılışı) tasdik etmeniz gerekmez mi ?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ۝٥٨

58. Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ ۝٥٩

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan biz miyiz?

Ayet sayfası

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ۝٦٠

60. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Bizler aciz de değiliz.

Ayet sayfası

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ ۝٦١

61. Yerinize benzerlerinizi getirip, değiştirmek ve sizi bilemediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda.

Ayet sayfası

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ۝٦٢

62. Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. O halde düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ۝٦٣

63. Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ۝٦٤

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz?

Ayet sayfası

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ۝٦٥

65. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.

Ayet sayfası

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ۝٦٦

66. Doğrusu borç altına girdik.

Ayet sayfası

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ۝٦٧

67. "Daha doğrusu biz yoksul bırakıldık (dersiniz)."

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ۝٦٨

68. İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ ۝٦٩

69. Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz?

Ayet sayfası

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ۝٧٠

70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ۝٧١

71. Tutuşturup, yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ ۝٧٢

72. Onun ağacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan biz miyiz?

Ayet sayfası

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ ۝٧٣

73. Biz onu, bir ibret ve gelip geçen yolcuların istifadesi için yarattık.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٧٤

74. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

Ayet sayfası

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ۝٧٥

75. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

Ayet sayfası

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ۝٧٦

76. Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ ۝٧٧

77. Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.

Ayet sayfası

فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ ۝٧٨

78. Gizli/korunmuş bir kitaptadır.

Ayet sayfası

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ۝٧٩

79. Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir.

Ayet sayfası

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ۝٨٠

80. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Ayet sayfası

أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ۝٨١

81. Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?

Ayet sayfası

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ۝٨٢

82. Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükrediyorsunuz?

Ayet sayfası

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ۝٨٣

83. Hani can boğaza gelip dayandığında.

Ayet sayfası

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ۝٨٤

84. O vakit siz bakıp durursunuz.

Ayet sayfası

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ۝٨٥

85. Biz; ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Ayet sayfası

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ۝٨٦

86. Madem ki (tekrardan dirilip) ceza görmeyecekmişsiniz.

Ayet sayfası

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ۝٨٧

87. Eğer doğru söylüyor iseniz, onu (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!

Ayet sayfası

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ۝٨٨

88. Eğer o (ölen kişi), yakın kılınanlardan ise.

Ayet sayfası

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ۝٨٩

89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩٠

90. Eğer o, sağdakilerden ise.

Ayet sayfası

فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩١

91. Ey sağdaki! Sana selam olsun!

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ۝٩٢

92. Eğer o, yalanlayan sapıklardan ise.

Ayet sayfası

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ ۝٩٣

93. İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Ayet sayfası

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ ۝٩٤

94. Ve (onun sonu) Cehennem'e atılmaktır.

Ayet sayfası

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ۝٩٥

95. Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٩٦

96. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

Ayet sayfası

Karıştırılmaması gereken ayetler

Vâkıa Suresi’nin 19 ayeti Kuran’daki başka ayetlere benzer: ezberden okurken bilinen bir tuzak. En yakınları:

  • Vâkıa 56:47

    وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    Sâffât 37:16

    أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

  • Vâkıa 56:25

    لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

    Nebe 78:35

    لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا

  • Vâkıa 56:24

    جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Ahkâf 46:14

    أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

  • Vâkıa 56:74

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Hâkka 69:52

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Vâkıa Suresi’nin benzer ayetlerinin tamamı

Kayıtlarım

Bu cihazda kalır ve asla gönderilmez. Son 30 kayıt saklanır.

    Beş adımda yöntem

    Kuran ezberleme
    1. Okumak ve dinlemek

      Bölümü bir kâriyi ayet ayet takip ederek, tereddütsüz telaffuz edene kadar okuyun.

    2. Tekrar etmek

      Her ayeti kâriden sonra söylemek için araya bir duraklama koyarak birkaç kez tekrar edin, sonra ayetleri birbirine bağlayın.

    3. Gizlemek

      Üç kelimeden birini, sonra üçten ikisini gizleyin, ardından yalnızca ilk harfleri bırakın, en sonunda metnin tamamını.

    4. Ezberden okumak

      Ezberden okuyun: rastgele seçilen bir ayetin devamından sınanın, kendinizi kaydedin veya birine okuyun.

    5. Tekrar etmek

      Her bölüme ertesi gün, sonra giderek uzayan aralıklarla dönün; yeni bir şey ezberlemeden önce tekrar edin.

    Vâkıa Suresi hakkında daha fazlası

    14 Ekim 2026 Çarşamba 3 جمادى الأولى 1448 هـ