وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا ١
wal-nāziʿāti gharqan
1. Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
سورة النازعات
Naziât Suresi (“Söküp Çıkaranlar”) okunuşu: 46 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا ١
wal-nāziʿāti gharqan
1. Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًا ٢
wal-nāshiṭāti nashṭan
2. Andolsun kolaylıkla alanlara,
وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًا ٣
wal-sābiḥāti sabḥan
3. Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًا ٤
fal-sābiqāti sabqan
4. Yarıştıkça yarışanlara,
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا ٥
fal-mudabirāti amran
5. Her bir işi yürütmekle görevli olanlara,
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ٦
yawma tarjufu l-rājifatu
6. O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ٧
tatbaʿuhā l-rādifatu
7. Bir diğeri de onu izler.
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ ٨
qulūbun yawma-idhin wājifatun
8. O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ ٩
abṣāruhā khāshiʿatun
9. Gözleri zilletle bakacaktır.
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ ١٠
yaqūlūna a-innā lamardūdūna fī l-ḥāfirati
10. Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً ١١
a-idhā kunnā ʿiẓāman nakhiratan
11. “Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ ١٢
qālū til'ka idhan karratun khāsiratun
12. “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ ١٣
fa-innamā hiya zajratun wāḥidatun
13. Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ١٤
fa-idhā hum bil-sāhirati
14. Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ١٥
hal atāka ḥadīthu mūsā
15. Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى ١٦
idh nādāhu rabbuhu bil-wādi l-muqadasi ṭuwan
16. Hani Rabbi ona, mukaddes Tuvâ Vadisi'nde seslenmişti.
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ١٧
idh'hab ilā fir'ʿawna innahu ṭaghā
17. "Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ١٨
faqul hal laka ilā an tazakkā
18. Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ ١٩
wa-ahdiyaka ilā rabbika fatakhshā
19. "Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ ٢٠
fa-arāhu l-āyata l-kub'rā
20. Derken Mûsâ, ona en büyük mucizeyi gösterdi.
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ٢١
fakadhaba waʿaṣā
21. Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ ٢٢
thumma adbara yasʿā
22. Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ٢٣
faḥashara fanādā
23. Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ ٢٤
faqāla anā rabbukumu l-aʿlā
24. “Ben, sizin en yüce rabbinizim!” dedi.
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ ٢٥
fa-akhadhahu l-lahu nakāla l-ākhirati wal-ūlā
25. Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ ٢٦
inna fī dhālika laʿib'ratan liman yakhshā
26. Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا ٢٧
a-antum ashaddu khalqan ami l-samāu banāhā
27. Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا ٢٨
rafaʿa samkahā fasawwāhā
28. Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا ٢٩
wa-aghṭasha laylahā wa-akhraja ḍuḥāhā
29. Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ ٣٠
wal-arḍa baʿda dhālika daḥāhā
30. Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا ٣١
akhraja min'hā māahā wamarʿāhā
31. Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا ٣٢
wal-jibāla arsāhā
32. Dağları da sapasağlam yerleştirdi.
مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ ٣٣
matāʿan lakum wali-anʿāmikum
33. Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ ٣٤
fa-idhā jāati l-ṭāmatu l-kub'rā
34. Her şeyi alt üst eden o büyük felaket (kıyamet) geldiği vakit.
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ ٣٥
yawma yatadhakkaru l-insānu mā saʿā
35. O gün insan, yaptıklarını hatırlayacak.
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ٣٦
waburrizati l-jaḥīmu liman yarā
36. Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ٣٧
fa-ammā man ṭaghā
37. Artık kim taşkınlık etmiş ise.
وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ٣٨
waāthara l-ḥayata l-dun'yā
38. Dünya hayatını tercih ettiyse.
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ٣٩
fa-inna l-jaḥīma hiya l-mawā
39. Cehennem onun varacağı barınaktır.
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ ٤٠
wa-ammā man khāfa maqāma rabbihi wanahā l-nafsa ʿani l-hawā
40. Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa,
فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ٤١
fa-inna l-janata hiya l-mawā
41. (O kimse için) Hiç şüphesiz Cennet yegâne barınaktır.
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ٤٢
yasalūnaka ʿani l-sāʿati ayyāna mur'sāhā
42. Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ ٤٣
fīma anta min dhik'rāhā
43. Sen onu nereden bileceksin?
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ٤٤
ilā rabbika muntahāhā
44. Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi.
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا ٤٥
innamā anta mundhiru man yakhshāhā
45. Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا ٤٦
ka-annahum yawma yarawnahā lam yalbathū illā ʿashiyyatan aw ḍuḥāhā
46. Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: