وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ١
waylun lil'muṭaffifīna
1. Ölçüde hile yapanların vay haline!
سورة المطففين
Mutaffifîn Suresi (“Ölçüde Hile Yapanlar”) okunuşu: 36 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ١
waylun lil'muṭaffifīna
1. Ölçüde hile yapanların vay haline!
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ٢
alladhīna idhā ik'tālū ʿalā l-nāsi yastawfūna
2. Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler.
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ٣
wa-idhā kālūhum aw wazanūhum yukh'sirūna
3. Ama kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksiltirler.
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ٤
alā yaẓunnu ulāika annahum mabʿūthūna
4. Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler?
لِيَوْمٍ عَظِيمٍ ٥
liyawmin ʿaẓīmin
5. Çok büyük bir gün için.
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ٦
yawma yaqūmu l-nāsu lirabbi l-ʿālamīna
6. İnsanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzuruna kalkıp, duracaklardır.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ ٧
kallā inna kitāba l-fujāri lafī sijjīnin
7. Hayır! Günahkârların kitabı muhakkak “Siccîn”dedir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ ٨
wamā adrāka mā sijjīnun
8. “Siccîn”in ne olduğunu sen ne bileceksin?
كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ ٩
kitābun marqūmun
9. (O günahkârların yazısı) Amellerinin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ ١٠
waylun yawma-idhin lil'mukadhibīna
10. O gün yalanlayanların vay haline!
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ١١
alladhīna yukadhibūna biyawmi l-dīni
11. Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ١٢
wamā yukadhibu bihi illā kullu muʿ'tadin athīmin
12. Onu; ancak her azgın, günahkâr kimse yalanlar.
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ١٣
idhā tut'lā ʿalayhi āyātunā qāla asāṭīru l-awalīna
13. Ona ayetlerimiz okunsa; "Eskilerin masalları." der.
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ١٤
kallā bal rāna ʿalā qulūbihim mā kānū yaksibūna
14. Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ ١٥
kallā innahum ʿan rabbihim yawma-idhin lamaḥjūbūna
15. Hayır! Şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ١٦
thumma innahum laṣālū l-jaḥīmi
16. Sonra da Cehennem'e atılacaklardır.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ١٧
thumma yuqālu hādhā alladhī kuntum bihi tukadhibūna
17. Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ١٨
kallā inna kitāba l-abrāri lafī ʿilliyyīna
18. Hayır, şüphe yok ki iyilerin kitabı “illiyyin”dedir.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ١٩
wamā adrāka mā ʿilliyyūna
19. İlliyyun'un ne olduğunu sen ne bileceksin?
كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ ٢٠
kitābun marqūmun
20. O yazılmış bir kitaptır.
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ٢١
yashhaduhu l-muqarabūna
21. Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur.
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ٢٢
inna l-abrāra lafī naʿīmin
22. Şüphesiz iyi kimseler Naîm Cenneti'ndedirler.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٢٣
ʿalā l-arāiki yanẓurūna
23. Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ٢٤
taʿrifu fī wujūhihim naḍrata l-naʿīmi
24. Onların yüzlerinde nimetlerin sevincini görürsün.
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ ٢٥
yus'qawna min raḥīqin makhtūmin
25. Onlara mühürlü halis bir şaraptan içirilir.
خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ ٢٦
khitāmuhu mis'kun wafī dhālika falyatanāfasi l-mutanāfisūna
26. Onun (içiminin) sonu bir misktir. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ٢٧
wamizājuhu min tasnīmin
27. Onun karışımı Tesnim’dendir.
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ٢٨
ʿaynan yashrabu bihā l-muqarabūna
28. Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ٢٩
inna alladhīna ajramū kānū mina alladhīna āmanū yaḍḥakūna
29. Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ٣٠
wa-idhā marrū bihim yataghāmazūna
30. Yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz işaretleri yaparlardı.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ٣١
wa-idhā inqalabū ilā ahlihimu inqalabū fakihīna
31. Ailelerine döndükleri zaman zevk duyarak dönerlerdi.
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ٣٢
wa-idhā ra-awhum qālū inna hāulāi laḍāllūna
32. Onları gördüklerinde: "Bunlar hiç şüphesiz sapıklardır" derlerdi.
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ ٣٣
wamā ur'silū ʿalayhim ḥāfiẓīna
33. Hâlbuki onlar, Müminlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ٣٤
fal-yawma alladhīna āmanū mina l-kufāri yaḍḥakūna
34. İşte bugün Müminler kâfirlere gülerler.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٣٥
ʿalā l-arāiki yanẓurūna
35. Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ٣٦
hal thuwwiba l-kufāru mā kānū yafʿalūna
36. Kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını gördüler mi?
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: