وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ ١
wal-samāi wal-ṭāriqi
1. Göğe ve târıka andolsun.
سورة الطارق
Târık Suresi (“Gece Gelen”) okunuşu: 17 ayetin her biri Arapça, ardından Latin harfleriyle (her Arapça kelimeye bir Latin kelime) ve Türkçe meali. Tilaveti başlatın: her kelime okunduğu anda vurgulanır.
Üzerinde çizgi olan harfler (ā, ī, ū) uzundur, ʿ ayn harfini, ḥ, ṣ, ḍ, ṭ, ẓ kalın harfleri gösterir. Anlamını görmek için bir Arapça kelimenin üzerine gelin veya dokunun.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
bis'mi l-lahi l-raḥmāni l-raḥīmi
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ ١
wal-samāi wal-ṭāriqi
1. Göğe ve târıka andolsun.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ ٢
wamā adrāka mā l-ṭāriqu
2. Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?
ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ ٣
al-najmu l-thāqibu
3. O, (karanlığı) delip, geçen yıldızdır.
إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ٤
in kullu nafsin lammā ʿalayhā ḥāfiẓun
4. Üzerinde gözetleyici/koruyucu bulunmayan hiç bir nefis (kimse) yoktur.
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ ٥
falyanẓuri l-insānu mimma khuliqa
5. Öyleyse, insan neyden yaratıldığına bir baksın.
خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ ٦
khuliqa min māin dāfiqin
6. Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ ٧
yakhruju min bayni l-ṣul'bi wal-tarāibi
7. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ ٨
innahu ʿalā rajʿihi laqādirun
8. Şüphesiz Allah’ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ ٩
yawma tub'lā l-sarāiru
9. Sırların açığa çıktığı gün.
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ ١٠
famā lahu min quwwatin walā nāṣirin
10. (O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ ١١
wal-samāi dhāti l-rajʿi
11. Yağmurlu göğe andolsun.
وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ ١٢
wal-arḍi dhāti l-ṣadʿi
12. Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ ١٣
innahu laqawlun faṣlun
13. Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sözdür.
وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ ١٤
wamā huwa bil-hazli
14. O, boş bir söz değildir.
إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا ١٥
innahum yakīdūna kaydan
15. Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar.
وَأَكِيدُ كَيْدًا ١٦
wa-akīdu kaydan
16. Ben de bir tuzak kurarım.
فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا ١٧
famahhili l-kāfirīna amhil'hum ruwaydan
17. Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet: