İçeriğe geç

54. hizb

Rahmân 1 – Hadîd 29203 ayet

55. Rahmân سورة الرحمن

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱلرَّحْمَٰنُ ۝١

1. Rahmân.

Ayet sayfası

عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ ۝٢

2. Kur’an'ı öğretti.

Ayet sayfası

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ ۝٣

3. İnsanı yarattı.

Ayet sayfası

عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ ۝٤

4. Ona beyanı öğretti.

Ayet sayfası

ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ ۝٥

5. Güneş ve Ay belli bir hesapladır.

Ayet sayfası

وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ ۝٦

6. Bitkiler ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler.

Ayet sayfası

وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ ۝٧

7. Göğü yükseltti ve mizanı (adaleti) koydu.

Ayet sayfası

أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ ۝٨

8. O halde ölçüde haddi aşmayın.

Ayet sayfası

وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ ۝٩

9. Tartıyı adaletle tutup doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.

Ayet sayfası

وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ ۝١٠

10. Allah, yeri canlılar için döşedi.

Ayet sayfası

فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ ۝١١

11. Orada meyveler ve tomurcuklu hurmalar vardır.

Ayet sayfası

وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ ۝١٢

12. Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝١٣

13. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ ۝١٤

14. O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.

Ayet sayfası

وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ ۝١٥

15. Cinleri de yalın bir ateşten yarattı.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝١٦

16. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ ۝١٧

17. O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝١٨

18. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ۝١٩

19. İki denizi birbiriyle kavuşsun diye salıvermiştir.

Ayet sayfası

بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ ۝٢٠

20. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٢١

21. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ ۝٢٢

22. O iki denizden inci ve mercan çıkar.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٢٣

23. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ ۝٢٤

24. Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٢٥

25. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ۝٢٦

26. Onun üzerinde bulunan her şey yok olacaktır.

Ayet sayfası

وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ۝٢٧

27. Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yüzü bakidir.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٢٨

28. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ ۝٢٩

29. Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’ndan ister. O, her gün bir iştedir.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٣٠

30. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ ۝٣١

31. Ey insanlar ve cinler! Sizin de hesabınızı göreceğiz.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٣٢

32. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍ ۝٣٣

33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٣٤

34. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ ۝٣٥

35. Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٣٦

36. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ ۝٣٧

37. Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٣٨

38. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ ۝٣٩

39. O gün hiçbir insana ve cine günahı sorulmaz.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٤٠

40. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ ۝٤١

41. Günahkârlar simalarından tanınır, sonra da perçemlerinden ve ayaklarından yakalanır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٤٢

42. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ ۝٤٣

43. İşte bu o günahkârların yalan saydığı cehennemdir.

Ayet sayfası

يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ ۝٤٤

44. Onlar, Cehennem ateşi ile kaynar su arasında gider gelirler.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٤٥

45. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ ۝٤٦

46. Rabbinin makamından korkanlara iki Cennet vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٤٧

47. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

ذَوَاتَآ أَفْنَانٍ ۝٤٨

48. Her ikisi de çeşit çeşit dallı ağaçlara sahiptir.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٤٩

49. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ ۝٥٠

50. Onların ikisinde de akan iki pınar vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٥١

51. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍ زَوْجَانِ ۝٥٢

52. İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٥٣

53. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍ ۝٥٤

54. (Orada) astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. Her iki cennetten devşirilen meyveler de (oradakilere) yakındır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٥٥

55. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ ۝٥٦

56. Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٥٧

57. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ ۝٥٨

58. Sanki onlar yakut ve mercan gibidir.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٥٩

59. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَٰنُ ۝٦٠

60. İyiliğin karşılığı iyilikten başkası olabilir mi?

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٦١

61. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ ۝٦٢

62. Bu ikisinden başka iki Cennet daha vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٦٣

63. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

مُدْهَآمَّتَانِ ۝٦٤

64. İkisi de yemyeşildirler.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٦٥

65. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ ۝٦٦

66. İkisinde de suları durmaksızın coşan iki pınar vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٦٧

67. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فِيهِمَا فَٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ ۝٦٨

68. Her ikisinde de meyve, hurma ve nar vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٦٩

69. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌ ۝٧٠

70. Orada iyi huylu güzel yüzlü kadınlar vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٧١

71. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ ۝٧٢

72. Otağlar içerisinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٧٣

73. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ ۝٧٤

74. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٧٥

75. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍ ۝٧٦

76. Yeşil yastıklara ve harikulâde güzel döşemelere yaslanırlar.

Ayet sayfası

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ۝٧٧

77. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ayet sayfası

تَبَٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ ۝٧٨

78. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir.

Ayet sayfası

56. Vâkıa سورة الواقعة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ۝١

1. Kıyamet koptuğu zaman.

Ayet sayfası

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ۝٢

2. Onun gerçekleşmesine artık yalan diyecek yoktur.

Ayet sayfası

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ ۝٣

3. O; alçaltıcı, yükselticidir.

Ayet sayfası

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا ۝٤

4. Yer şiddetle sarsılınca.

Ayet sayfası

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا ۝٥

5. Dağlar paramparça olduğunda.

Ayet sayfası

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا ۝٦

6. Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman.

Ayet sayfası

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً ۝٧

7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman.

Ayet sayfası

فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ۝٨

8. Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ۝٩

9. Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

Ayet sayfası

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ ۝١٠

10. (Hayırda) önde olanlar, öncülerdir.

Ayet sayfası

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۝١١

11. İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.

Ayet sayfası

فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ۝١٢

12. Onlar Naim Cennetleri'ndedirler.

Ayet sayfası

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣

13. Bir çoğu öncekilerdendir.

Ayet sayfası

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝١٤

14. Birazı da sonrakilerdendir.

Ayet sayfası

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ ۝١٥

15. (Altın ile) işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

Ayet sayfası

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ ۝١٦

16. Karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

Ayet sayfası

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ ۝١٧

17. Onların etrafında ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır.

Ayet sayfası

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ ۝١٨

18. Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler.

Ayet sayfası

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ۝١٩

19. Ondan başları da ağrımaz ve akılları da giderilmez.

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ۝٢٠

20. Beğendikleri meyveler.

Ayet sayfası

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ۝٢١

21. Canlarının çektiği kuş etleri.

Ayet sayfası

وَحُورٌ عِينٌ ۝٢٢

22. Ve iri gözlü huriler.

Ayet sayfası

كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ۝٢٣

23. Saklı inciler gibi.

Ayet sayfası

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ۝٢٤

24. İşledikleri amellere karşılık olarak (verilir.)

Ayet sayfası

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا ۝٢٥

25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

Ayet sayfası

إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا ۝٢٦

26. Söylenen; yalnızca "Selâm, selâm!" dır.

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ ۝٢٧

27. Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!

Ayet sayfası

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ ۝٢٨

28. Dikensiz sedir ağaçlarında.

Ayet sayfası

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ ۝٢٩

29. Salkım salkım muz ağaçlarında.

Ayet sayfası

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ ۝٣٠

30. Uzamış gölgeler.

Ayet sayfası

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ ۝٣١

31. Çağlayarak akan sular.

Ayet sayfası

وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ۝٣٢

32. Bir çok meyveler.

Ayet sayfası

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ ۝٣٣

33. Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan.

Ayet sayfası

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ ۝٣٤

34. Ve yüksek döşekler içindedirler.

Ayet sayfası

إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً ۝٣٥

35. Biz, o hurileri yeni bir yaratılışla yarattık.

Ayet sayfası

فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا ۝٣٦

36. Onları bakireler kıldık.

Ayet sayfası

عُرُبًا أَتْرَابًا ۝٣٧

37. Eşlerine düşkün ve yaşıt.

Ayet sayfası

لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٣٨

38. Sağ taraftakiler için.

Ayet sayfası

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ۝٣٩

39. Bir çoğu öncekilerden.

Ayet sayfası

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٠

40. Bir çoğu da sonrakilerdendir.

Ayet sayfası

وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ۝٤١

41. Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!

Ayet sayfası

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ۝٤٢

42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.

Ayet sayfası

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ ۝٤٣

43. Simsiyah bir duman gölgesinde.

Ayet sayfası

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ۝٤٤

44. Ne bir serinlik, ne de bir güzellik!

Ayet sayfası

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ۝٤٥

45. Çünkü onlar, bundan önce (arzularının hoşuna giden şeyler içinde) şımarmış kimselerdi.

Ayet sayfası

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ۝٤٦

46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

Ayet sayfası

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ۝٤٧

47. "Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz?" diyorlardı.

Ayet sayfası

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ۝٤٨

48. "Daha önceki atalarımız da mı?"

Ayet sayfası

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ ۝٤٩

49. De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler."

Ayet sayfası

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ۝٥٠

50. Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.

Ayet sayfası

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ۝٥١

51. Sonra gerçekten sizler ey sapıklar, yalanlayıcılar!

Ayet sayfası

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ ۝٥٢

52. Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

Ayet sayfası

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ۝٥٣

53. Karınlarınızı hep ondan dolduracaksınız.

Ayet sayfası

فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ۝٥٤

54. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

Ayet sayfası

فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ۝٥٥

55. Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz.

Ayet sayfası

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ۝٥٦

56. İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

Ayet sayfası

نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ۝٥٧

57. Sizi biz yarattık. (Tekrardan yaratılışı) tasdik etmeniz gerekmez mi ?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ۝٥٨

58. Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ ۝٥٩

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan biz miyiz?

Ayet sayfası

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ۝٦٠

60. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Bizler aciz de değiliz.

Ayet sayfası

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ ۝٦١

61. Yerinize benzerlerinizi getirip, değiştirmek ve sizi bilemediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda.

Ayet sayfası

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ۝٦٢

62. Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. O halde düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ۝٦٣

63. Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ۝٦٤

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz?

Ayet sayfası

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ۝٦٥

65. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.

Ayet sayfası

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ۝٦٦

66. Doğrusu borç altına girdik.

Ayet sayfası

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ۝٦٧

67. "Daha doğrusu biz yoksul bırakıldık (dersiniz)."

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ۝٦٨

68. İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ ۝٦٩

69. Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz?

Ayet sayfası

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ۝٧٠

70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Ayet sayfası

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ۝٧١

71. Tutuşturup, yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

Ayet sayfası

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ ۝٧٢

72. Onun ağacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan biz miyiz?

Ayet sayfası

نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ ۝٧٣

73. Biz onu, bir ibret ve gelip geçen yolcuların istifadesi için yarattık.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٧٤

74. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

Ayet sayfası

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ۝٧٥

75. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

Ayet sayfası

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ۝٧٦

76. Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

Ayet sayfası

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ ۝٧٧

77. Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.

Ayet sayfası

فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ ۝٧٨

78. Gizli/korunmuş bir kitaptadır.

Ayet sayfası

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ۝٧٩

79. Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir.

Ayet sayfası

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ۝٨٠

80. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Ayet sayfası

أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ۝٨١

81. Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?

Ayet sayfası

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ۝٨٢

82. Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükrediyorsunuz?

Ayet sayfası

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ۝٨٣

83. Hani can boğaza gelip dayandığında.

Ayet sayfası

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ۝٨٤

84. O vakit siz bakıp durursunuz.

Ayet sayfası

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ۝٨٥

85. Biz; ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Ayet sayfası

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ۝٨٦

86. Madem ki (tekrardan dirilip) ceza görmeyecekmişsiniz.

Ayet sayfası

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ۝٨٧

87. Eğer doğru söylüyor iseniz, onu (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!

Ayet sayfası

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ۝٨٨

88. Eğer o (ölen kişi), yakın kılınanlardan ise.

Ayet sayfası

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ۝٨٩

89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩٠

90. Eğer o, sağdakilerden ise.

Ayet sayfası

فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ۝٩١

91. Ey sağdaki! Sana selam olsun!

Ayet sayfası

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ۝٩٢

92. Eğer o, yalanlayan sapıklardan ise.

Ayet sayfası

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ ۝٩٣

93. İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Ayet sayfası

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ ۝٩٤

94. Ve (onun sonu) Cehennem'e atılmaktır.

Ayet sayfası

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ۝٩٥

95. Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.

Ayet sayfası

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ۝٩٦

96. O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

Ayet sayfası

57. Hadîd سورة الحديد

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ ۝١

1. Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O; Aziz'dir, Hakim'dir.

Ayet sayfası

لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ۝٢

2. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O; diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.

Ayet sayfası

هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ ۝٣

3. O; Evvel'dir, Âhir'dir, Zahir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Ayet sayfası

هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ۝٤

4. Gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra da Arş’a istivâ eden O’dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, göğe yükseleni bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir. Allah, yaptığınız her şeyi görendir.

Ayet sayfası

لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ ۝٥

5. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Bütün işler Allah’a döner.

Ayet sayfası

يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ۝٦

6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olan her şeyi bilir.

Ayet sayfası

ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ ۝٧

7. Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar için büyük ecir vardır.

Ayet sayfası

وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ۝٨

8. Size ne oluyor ki, Peygamber sizi Rabbinize iman etmeniz için çağırırken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa (Allah) sizden kesin söz almıştı. Eğer iman edecekseniz.

Ayet sayfası

هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ ۝٩

9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Ayet sayfası

وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَٰتَلَ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَٰتَلُوا۟ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ ۝١٠

10. Göklerin ve yerin mirası Allah’ın olduğu halde size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? İçinizden, fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzelini vadetmiştir. Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.

Ayet sayfası

مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌ كَرِيمٌ ۝١١

11. Allah'a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu kendisi için kat kat artırır. Onun için güzel bir ecir vardır.

Ayet sayfası

يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ۝١٢

12. O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.

Ayet sayfası

يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ ۝١٣

13. O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım." (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış tarafından ise azap vardır.

Ayet sayfası

يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ ۝١٤

14. Münafıklar, Müminlere: "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. (Müminler de): "Evet! Ancak siz kendi başınızı belaya soktunuz, (Müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu.” derler.

Ayet sayfası

فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ ۝١٥

15. Bugün artık ne sizden, ne de kâfirlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!

Ayet sayfası

أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ ۝١٦

16. İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

Ayet sayfası

ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ۝١٧

17. Bilin ki Allah yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki akıl edersiniz diye size ayetleri açıkladık.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ ۝١٨

18. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.

Ayet sayfası

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ ۝١٩

19. Allah’a ve rasullerine iman edenler işte onlar Rablerinin nezdinde sıddikler/dosdoğru olanlar ve şehitlerdir. Onlara ecirleri ve nurları verilecektir. Kâfir olup, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemlik olanlardır.

Ayet sayfası

ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ ۝٢٠

20. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çerçöp olur ahirette şiddetli bir azap da vardır. Allah’tan bir mağfiret ve bir rıza da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

Ayet sayfası

سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ ۝٢١

21. Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan Cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Ayet sayfası

مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ ۝٢٢

22. Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

Ayet sayfası

لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ ۝٢٣

23. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ ۝٢٤

24. Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse; şüphesiz Allah zengindir, hamde layık olandır.

Ayet sayfası

لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ ۝٢٥

25. Andolsun ki, elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve ölçüyü indirdik. Ve Allah’ın kendisine ve elçilerine görmediği halde (gıyaben) kimin yardım edeceğini ortaya çıkarması için, kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri indirdik. Şüphesiz Allah güçlüdür, kuvvet sahibidir.

Ayet sayfası

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ ۝٢٦

26. -Andolsun ki biz, Nûh’u ve İbrahim’i gönderdik. Peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu fâsıklardır/yoldan çıkmıştır.

Ayet sayfası

ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ ۝٢٧

27. Sonra onların izleri üzerinde rasûllerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu fasıklardır/yoldan çıkmış kimselerdir.

Ayet sayfası

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ۝٢٨

28. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve Rasûlüne iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Ayet sayfası

لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ ۝٢٩

29. Böylece, kitap ehli Allah’ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ayet sayfası

Kayıtlarım

Bu cihazda kalır ve asla gönderilmez. Son 30 kayıt saklanır.

    11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ