55:44 ayetinin metni
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ ٤٤
Okunuşu
yaṭūfūna baynahā wabayna ḥamīmin ānin
Meal
Onlar, Cehennem ateşi ile kaynar su arasında gider gelirler.
سورة الرحمن، الآية ٤٤
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ ٤٤
yaṭūfūna baynahā wabayna ḥamīmin ānin
Onlar, Cehennem ateşi ile kaynar su arasında gider gelirler.
Rahmân Suresi’nin 44. ayeti (55:44) Medeni bir surededir; 27. cüzde, Mushaf’ın 533. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Onlar cehennem ve yüksek derecede kaynar su arasında gidip gelirler.
43. Allah’ın vaat ve tehditlerini yalanlayan kimselerin üzerlerine cehennem ateşi tutuşturulacağı vakit: “İşte bu, günahkârların yalanladığı cehennemdir” denilecektir. Şimdi onu yalanlamalarının kendilerini zelil düşürdüğünü görsünler, onun azabını, ibretli cezasını, alevini, zincir ve prangalarını tatsınlar! Bütün bunlar, onların yalanlamalarının bir cezasıdır. 44-45. “Onlar, onunla” yani cehennemin kat kat azabı ve alevi ile son derece “kaynar su” ve ayrıca alabildiğine soğuk zemheri “arasında gidip geleceklerdir. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?” Yüce Allah, günahkârlara yapacaklarını söz konusu ettikten sonra takvâ sahibi olup kendisinden korkanların amellerinin karşılıklarını söz ederek şöyle buyurmaktadır:
Rahmân suresinin 42-69. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 533. sayfası).
Onlar bununla şiddetle kaynayan su arasında dolaşıp dururlar.
Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.
إِذِ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ وَٱلسَّلَٰسِلُ يُسْحَبُونَ …
O zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirlerle sürülecekler. …
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتَ ٱلنَّبِىِّ إِلَّآ أَن يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيْرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَٱدْخُلُوا۟ فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَٱنتَشِرُوا۟ وَلَا مُسْتَـْٔنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ ذَٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِى ٱلنَّبِىَّ فَيَسْتَحْىِۦ مِنكُمْ وَٱللَّهُ لَا يَسْتَحْىِۦ مِنَ ٱلْحَقِّ وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَٰعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٍ ذَٰلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ لَكُمْ أَن تُؤْذُوا۟ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓا۟ أَزْوَٰجَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦٓ أَبَدًا إِنَّ ذَٰلِكُمْ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا
Ey iman edenler! Nebinin evlerine sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin. Yemek vaktini de beklemeye kalkışmayın, fakat davet olunduğunuzda girin. Yemek yediniz mi dağılın, söze dalmak için beklemeyin çünkü bu Nebiyi rahatsız etmekte ama o sizden utanmaktadır. Allah ise haktan utanmaz. Hanımlarından ihtiyacınız olan bir şey istediğinizde onlardan hicap/perde arkasından isteyin. Bu sizin kalbiniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Sizin Allah’ın Rasulüne eziyet vermeniz de, ondan sonra zevcelerini nikâhlamanız da ebediyen olacak bir şey değildir. Çünkü bu Allah’ın yanında çok büyük bir iştir.