İçeriğe geç

Hadîd Suresi 13. Ayet

سورة الحديد، الآية ١٣

57:13 27. cüz 54. hizb Mushaf’ta 539. sayfa Medeni sure

57:13 ayetinin metni

يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ ۝١٣

Okunuşu

yawma yaqūlu l-munāfiqūna wal-munāfiqātu lilladhīna āmanū unẓurūnā naqtabis min nūrikum qīla ir'jiʿū warāakum fal-tamisū nūran faḍuriba baynahum bisūrin lahu bābun bāṭinuhu fīhi l-raḥmatu waẓāhiruhu min qibalihi l-ʿadhābu

Meal

O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım." (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış tarafından ise azap vardır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Hadîd Suresi’nin 13. ayeti (57:13) Medeni bir surededir; 27. cüzde, Mushaf’ın 539. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Hadîd Suresi 13. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

13. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere şöyle derler: "Ne olur bizi bekleyin, sizin nurunuzdan alalım da Sırat'ı geçerken bize yardımcı olsun." Alay edilerek münafıklara şöyle denilir: "Arkanıza dönün ve kendisi ile aydınlanacağınız bir nur arayın." Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında Müminlerin olduğu tarafta rahmet, dış tarafından münafıkların olduğu tarafta ise azap vardır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

13. Münafıklar, mü’minlerin nurlarının aydınlığında yürümekte olduklarını, kendilerinin ise nurları söndürülüp karanlıklar içerisinde şaşkın bir halde kaldıklarını gördüklerinde mü’minlere: “Bizi bekleyin de nurunuzdan aydınlanalım” acele etmeyin de azaptan kurtulabilmek için nurunuzdan, aydınlığında yürüyebileceğimiz kadarını elde edelim, “diyecekler.” Onlara: “Arkanıza dönün de (kendinize başka bir) nur arayın, denilecek.” Eğer bu, mümkün ise böyle yapın. Ancak bu imkânsızdır. Hatta bu hiç olmayacak, düşünülemeyecek şeylerdendir. "Aralarına” mü’minlerle münafıklar arasına “kapısı olan” pek … Devamını oku

Hadîd Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Hadîd suresinin 12-18. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 539. sayfası).

  • Yüce Allah, Müminleri önlerinden ve sağ taraflarından ilerleyerek giden bir nur ile nimetlendirecektir.
  • Günahlar ve nifak, kıyamet gününde helak olmanın ve karanlıklarda kalmanın sebebidir.
  • Müslümanların başına bela gelmesini gözetip beklemek, yeniden dirilişten şüphe duymak, kuruntulara aldanmak ve şeytan tarafından aldatılmak münafıkların özelliklerindendir.
  • Kalbi katılaştıran gaflet çok tehlikelidir.

13. ayetin diğer mealleri

O gün, münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman edenlere: Bize bakın da, biz de nurunuzdan biraz alıp faydalanalım, diyeceklerdir. Arkanıza dönün de oradan ışık arayın, denilecektir ve onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.

Münafık erkeklerle münafık kadınların, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık alalım, diyeceği günde kendilerine: Arkanıza dönün de bir ışık arayın! denilir. Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.

O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: "Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?" Onlara: "Arkanıza dönün de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet, dışında da azap vardır.

13. ayet kelime kelime

  1. يَوْمَ yawma o gün
  2. يَقُولُ yaqūlu derler ki
  3. ٱلْمُنَٰفِقُونَ l-munāfiqūna münafık erkekler
  4. وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ wal-munāfiqātu ve münafık kadınlar
  5. لِلَّذِينَ lilladhīna mü'minlere
  6. ءَامَنُوا۟ āmanū
  7. ٱنظُرُونَا unẓurūnā bize bakın
  8. نَقْتَبِسْ naqtabis yararlanalım
  9. مِن min sizin nurunuzdan
  10. نُّورِكُمْ nūrikum
  11. قِيلَ qīla denilir ki
  12. ٱرْجِعُوا۟ ir'jiʿū dönün
  13. وَرَآءَكُمْ warāakum arkanıza
  14. فَٱلْتَمِسُوا۟ fal-tamisū ve arayın
  15. نُورًا nūran nur
  16. فَضُرِبَ faḍuriba sonra çekilir
  17. بَيْنَهُم baynahum aralarına
  18. بِسُورٍ bisūrin bir sur
  19. لَّهُۥ lahu olan
  20. بَابٌۢ bābun kapısı
  21. بَاطِنُهُۥ bāṭinuhu onun içinde
  22. فِيهِ fīhi vardır
  23. ٱلرَّحْمَةُ l-raḥmatu rahmet
  24. وَظَٰهِرُهُۥ waẓāhiruhu ve dış
  25. مِن min yönünde
  26. قِبَلِهِ qibalihi
  27. ٱلْعَذَابُ l-ʿadhābu azab

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.

13. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Nûr 24:40

    أَوْ كَظُلُمَٰتٍ فِى بَحْرٍ لُّجِّىٍّ يَغْشَىٰهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِۦ سَحَابٌ ظُلُمَٰتٌۢ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَآ أَخْرَجَ يَدَهُۥ لَمْ يَكَدْ يَرَىٰهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ ٱللَّهُ لَهُۥ نُورًا فَمَا لَهُۥ مِن نُّورٍ

    Yahut derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Onu bir dalga örter, onu da üstünden (başka) bir dalga kaplar. Onların üzerinde ise bulutlar vardır. Birbiri üstünde karanlıklar. Elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremeyecektir. Allah kime nur vermemişse onun nuru olmaz.

  • Nisâ 4:142

    إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا۟ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا۟ كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا

    (Doğrusu münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmak isterler. Hâlbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Namaza kalktıkları zaman, üşenerek kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

  • Tahrîm 66:8

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle (nasuh) tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan Cennetler'e sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla! Çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.” derler.

  • A’râf 7:46

    وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

    İki taraf arasında bir perde (engel) vardır. A'raf'ta da herkesi simalarından tanıyan birtakım adamlar vardır. Cennetliklere “Selam size” diye seslenirler. Onlar, çok arzuladıkları halde henüz oraya girmemişlerdir.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ