İçeriğe geç

Hâkka Suresi 48. Ayet

سورة الحاقة، الآية ٤٨

69:48 29. cüz 57. hizb Mushaf’ta 568. sayfa Mekki sure

69:48 ayetinin metni

وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ ۝٤٨

Okunuşu

wa-innahu latadhkiratun lil'muttaqīna

Meal

Şüphesiz o, takva sahipleri için bir öğüttür.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Hâkka Suresi’nin 48. ayeti (69:48) Mekki bir surededir; 29. cüzde, Mushaf’ın 568. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Hâkka Suresi 48. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

48. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Muhakkak Kur’an, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Rablerine karşı takvalı olanlar için elbette bir öğüttür.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

48. “Şüphesiz o” Kur’ân-ı Kerîm “takvâ sahipleri için bir öğüttür.” Onun vasıtası ile din ve dünyalarının maslahatına olan hususları düşünüp öğüt alırlar. Bunları bilip öğrenirler ve gereğince amel ederler. Bu Kur’ân-ı Kerîm, onlara dinî akidelerini, güzel ahlâkı, şer’î hükümleri öğretir. Böylelikle onlar, Rabbânî âlimler, ârifler, hidâyete ileten önderler olurlar.

Hâkka Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

69:36 ile 70:10 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 568. sayfası).

  • Kur'an, şiir ve kehanetlerden tenzih edilmiştir.
  • Allah –Subhanehu ve Teâlâ- adına söz uydurmanın ve O'na iftira etmenin tehlikesi ifade edilmiştir.
  • Karşılık olarak yalnızca Allah’tan mükâfat beklemek ve O'ndan başkasına şikayette bulunmamak güzel sabır örneğidir.

48. ayetin diğer mealleri

Şüphesiz o, sakınanlar için bir öğüttür.

Doğrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir öğüttür.

O hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür .

48. ayet kelime kelime

  1. وَإِنَّهُۥ wa-innahu şüphesiz O
  2. لَتَذْكِرَةٌ latadhkiratun bir öğüttür ذ ك ر
  3. لِّلْمُتَّقِينَ lil'muttaqīna muttakiler için و ق ي

48. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Fussilet 41:44

    وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

    Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ