İçeriğe geç

الْعَلِيمُ

el-Alîm (العليم) ne demek? Anlamı ve ayetleri

99 isimden 20. isimKur’an’da 152 ayet

el-Alîm: Hakkıyla bilen

Okuyan: Mahmud Halil el-Husari · 24 ses arasından seçin

el-Alîm isminin açıklaması

Sözlükte alîm, “bir şeyi gerçek mahiyetiyle bilmek, hakikatini idrak etmek” mânasındaki ilm kökünden türemiş mübalağalı bir sıfattır. İlim Allah’ın zâtına nisbet edildiğinde, “Allah’ın gerek duyular âlemine gerek duyu ötesine ait bütün nesneleri ve olayları bilmesi” diye tanımlanabilir. Allah’ın “alîm” ismi ise “zaman ve mekân sınırı olmaksızın küçük büyük, gizli açık, canlı cansız her şeyi en mükemmel şekilde bilen” mânasına gelir (Gazzâlî, s. 92). Birçok âyetin sonundaki “Allah her şeyi bilendir” (meselâ bk. el-Bakara 2/231; en-Nisâ 4/176; el-Mâide 5/97; el-En‘âm 6/101) ifadeleri de bu mânayı pekiştirir. Ebû Abdullah el-Halîmî’nin “yaratılmış varlıkların duyu ve akıl yoluyla kavradıkları ve kavrayamadıkları şeyleri akıl ve duyudan bağımsız şekilde müdrik olan” (el-Minhâc, I, 199) diye açıkladığı “alîm” ismi Kur’ân-ı Kerîm’de semî‘, hakîm, azîz, habîr, kadîr, halîm, şâkir ve fettâh gibi isimlerle birlikte kullanılmış ve bu isimler arasında “işitilmeye konu olan her şeyi işiten” mânasındaki “semî‘” ile “bütün sözleri ve fiilleri adalet ve ilme uygun olan” mânasındaki “hakîm” isimleriyle birlikte kullanımı ön plana çıkmıştır. Alîm bazı âyetlerde “azîz” ve “habîr” isimleriyle birlikte doğrudan Allah’ın ismi olarak da yer almıştır (el-En‘âm 6/96; Yâsîn 36/38; ez-Zuhruf 43/9; et-Tahrîm 66/3). Yanında başka bir isim olmaksızın tek başına kullanıldığında ise “Allah müttakileri bilendir” (Âl-i İmrân 3/115), “Allah yüreklerdeki sırları bilendir” (Âl-i İmrân 3/119, 154) meâlindeki âyetlerde olduğu gibi bir nevi fiil fonksiyonu icra ederek mef‘ul de almıştır.

[…]

— Mustafa Öztürk

Görünen ve görünmeyeni, gizli ve açığı, geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği ilmiyle kuşatandır. Hiçbir şey O'na gizli-saklı kalmaz.

Kur’an’da bu isim

Bu isim 43 surede 152 ayette geçer.

هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ ۝٣

O; Evvel'dir, Âhir'dir, Zahir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Açıklama: el-Muhtasar

O; Evvel, kendisinden önce hiçbir şey olmayan; Ahir, kendisinden sonra hiçbir şey olmayan; Zahir, üstünde hiçbir şey bulunmayan; Bâtın, O'ndan daha yakını olmayan; O her şeye kadir olandır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Hadîd Suresi 3. Ayet

هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ ۝٢٩

O, yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratan, sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Açıklama: el-Muhtasar

Yeryüzündeki nehir, ağaç ve sayılamayacak kadar birçok nimetin tamamını sizin için tek başına yaratan Allah'tır. Sizler o nimetlerden faydalanır ve sizin hizmetinize sunduğu şeylerden istifade edersiniz. Sonra gökyüzüne yönelip onu yedi kat olarak yaratmıştır. İlmi ile her şeyi kuşatan O'dur.

Bakara Suresi 29. Ayet

قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ ۝٣٢

(Melekler) "Sen yücesin! Seni eksiklikten tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka hiçbir ilmimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” dediler.

Açıklama: el-Muhtasar

Eksikliklerini itiraf edip, Allah'ın lütfunu umarak şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hükmünde ve şeriat olarak belirlediğin şeyde sana karşı gelmekten seni tenzih ve tazim ederiz. Bizi rızıklandırdığın ilimden başkasını da bilmeyiz. Sen Alîm'sin hiçbir şey sana gizli kalmaz. Sen Hakîm'sin kader ve şeriat olarak belirlediğin şeyleri yerli yerince koyarsın."

Bakara Suresi 32. Ayet

وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ۝٩٥

Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri en iyi bilendir.

Açıklama: el-Muhtasar

Yaşamış oldukları bu dünya hayatında Allah'ı inkâr ettikleri ve resullerini yalanladıkları ve kitaplarını tahrif ettiklerinden dolayı ölümü kesinlikle temenni edemezler. Allah onlardan olan ve diğer zalimleri en iyi bilendir. Herkesin ameline göre karşılığını verecektir.

Bakara Suresi 95. Ayet

Diğer 148 ayet

Hadislerde bu isim

Sahih Sünen-i Ebû Dâvûd 775

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktığında tekbir alır ve (tekbir alır almaz) şöyle (dua e)derdi: «Subhâneke, Allahumme ve bi hamdike ve tebâreke's muke ve teâlâ cedduke ve lâ ilâhe ğayruke» (Allah’ım! Seni tesbîh ve sana hamd ederim. İsmin mübârek, şânın yücedir. Senden başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur)

Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktığında tekbir alır ve (tekbir alır almaz) şöyle (dua e)derdi: «Subhâneke, Allahumme ve bi hamdike ve tebâreke's-muke ve teâlâ cedduke ve lâ ilâhe ğayruke» (Allah’ım!…

إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ كَبَّرَ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثًا…

Râvi: Ebû Saîd el-Hudrî + 8 başka rivayet Şerhli

Bu isimle yapılan dualar

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ