İçeriğe geç

Enfâl Suresi 42. Ayet

سورة الأنفال، الآية ٤٢

8:42 10. cüz 19. hizb Mushaf’ta 182. sayfa Medeni sure

8:42 ayetinin metni

إِذْ أَنتُم بِٱلْعُدْوَةِ ٱلدُّنْيَا وَهُم بِٱلْعُدْوَةِ ٱلْقُصْوَىٰ وَٱلرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدتُّمْ لَٱخْتَلَفْتُمْ فِى ٱلْمِيعَٰدِ وَلَٰكِن لِّيَقْضِىَ ٱللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنۢ بَيِّنَةٍ وَيَحْيَىٰ مَنْ حَىَّ عَنۢ بَيِّنَةٍ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ ۝٤٢

Okunuşu

idh antum bil-ʿud'wati l-dun'yā wahum bil-ʿud'wati l-quṣ'wā wal-rakbu asfala minkum walaw tawāʿadttum la-ikh'talaftum fī l-mīʿādi walākin liyaqḍiya l-lahu amran kāna mafʿūlan liyahlika man halaka ʿan bayyinatin wayaḥyā man ḥayya ʿan bayyinatin wa-inna l-laha lasamīʿun ʿalīmun

Meal

Hatırlayın ki, (Bedir Savaşı'nda) siz vâdinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi. Eğer (savaş için) sözleşmiş olsaydınız, sözleştiğiniz vakit hususunda ihtilâfa düşerdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanın açık bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için (böyle yaptı). Çünkü Allah hakkıyla işitendir, bilendir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Enfâl Suresi’nin 42. ayeti (8:42) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 182. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Enfâl Suresi 42. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

42. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Hatırlayın ki, (Bedir savaşında) siz vadinin yakın kenarında Medine tarafında idiniz, müşrikler ise uzak kenarında Mekke tarafındaydılar. Kervan da sizden daha aşağıda Kızıl deniz sahilindeydi. Eğer sizler ve müşrikler, Bedir'de birbiriniz ile savaşmak için sözleşmiş olsaydınız, (sözleştiğiniz vakit hususunda) ihtilafa düşerdiniz. Fakat Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, gerekli olan emri yerine getirmesi, yani Müminlere yardım etmesi ve kâfirlerin helak olması, dininin yüce olması ve şirkin alçalması için aranızda sözleşme olmadan sizi Bedir'de bir araya getirdi. Aynı zamanda bu, sayı ve hazırlık bakımından daha az olmalarına rağmen onlara karşı Müminlerin muzaffer olmasıyla müşriklerden ölen kimsenin hüccet ikame edilmesinin ardından ölmesi içindir. Yaşayan kimsenin de Yüce Allah'ın, kendisine izhar ettiği açık delil üzere yaşaması ve hiçbir kimsenin Allah'a karşı bir hüccet getireceği bir delili olmaması için böyle yaptı. Allah Teâlâ, hepsinin sözlerini hakkıyla işitendir. Yaptıklarını hakkıyla bilendir. O hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Ona karşılık olarak onları mükâfatlandıracaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

42. “Hani siz vadinin” Medine’ye “yakın” olan “kenarında idiniz. Onlar ise” Medine’den “uzak” olan “kenarında idiler.” Böylece aynı vadide bir araya geldiniz. Kendisini ele geçirmek üzere yola çıktığınız, Yüce Allah’ın ise başkasını murad ettiği “kervan ise sizden daha aşağıda” deniz sahiline yakın tarafta “idi. Eğer” siz de onlar da bu şekilde ve böyle bir durumda bir araya gelmek üzere “anlaşma yapacak olsaydınız bile muhakkak karşılaşma yeri veya zamanı hususunda anlaşmazlığa düşerdiniz” yani ya kiminiz önce gelirdi ya kiminiz sonra gelirdi yahut da yerin seçimi konusunda veya bunun … Devamını oku

Enfâl Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Enfâl suresinin 41-45. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 182. sayfası).

  • Ganimetler, Allah Teâlâ'nındır. O, ganimetleri dilediği şekilde dilediği yere dağıtır.
  • Yüce Allah'ın gönderdiği zaferin sebeplerinden biri de Allah'ın Müminleri sabır göstermede, sebat etmede ve Allah'ı çokça zikretmede ve zaferin gelmesi hususunda kendilerine fayda veren şeylerde onlara kolaylık vermesidir.
  • Yüce Allah'ın hükmü kesinlikle gerçekleşecektir. Allah'ın hikmeti mükemmeldir. Zira bu hikmet; Allah'ın kulları ve ümmetin tamamı için hayırdır.

42. ayetin diğer mealleri

Siz (Medine'ye) yakın vadide, onlar da (Medine'ye) uzak yamaçta idiler; kervan ise sizden daha aşağıdaydı. (Karşılaşmak için) sözleşseydiniz bile vakit hususunda ihtilaf ederdiniz (buluşamazdınız). Fakat bu Allah'ın olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek, helak olanın apaçık bir delil ile helak olması; yaşayanın da apaçık bir delil ile yaşaması içindir. Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir. her şeyi bilendir.

    Hatırlayın ki, (Bedir savaşında) siz vâdinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi. Eğer (savaş için) sözleşmiş olsaydınız, sözleştiğiniz vakit hususunda ihtilâfa düşerdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanın açık bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için (böyle yaptı). Çünkü Allah hakkıyla işitendir, bilendir.

O vakit siz vadinin yakın bir yamacında idiniz, onlarsa uzak yamacında idiler. Kervan da sizden daha aşağıda idi. Öyle ki, şayet onlarla sözleşmiş olsaydınız, öyle bir buluşma yeri için mutlaka anlaşmazlık çıkarırdınız. Fakat olması gereken (zafer)in olması için Allah böyle takdir etti. Tâ ki, helak olan apaçık bir delil gördükten sonra helak olsun, sağ kalanlar da yine apaçık bir delilden sonra yaşasın. Kesindir ki Allah, işitendir, bilendir.

42. ayet kelime kelime

  1. إِذْ idh o vakit
  2. أَنتُم antum siz
  3. بِٱلْعُدْوَةِ bil-ʿud'wati vadinin ع د و
  4. ٱلدُّنْيَا l-dun'yā yakın kenarında idiniz د ن و
  5. وَهُم wahum ve onlar da
  6. بِٱلْعُدْوَةِ bil-ʿud'wati vadinin ع د و
  7. ٱلْقُصْوَىٰ l-quṣ'wā uzak kenarında idiler ق ص و
  8. وَٱلرَّكْبُ wal-rakbu ve kervan da ر ك ب
  9. أَسْفَلَ asfala daha aşağıda idi س ف ل
  10. مِنكُمْ minkum sizden
  11. وَلَوْ walaw ve eğer
  12. تَوَاعَدتُّمْ tawāʿadttum sözleşmiş olsaydınız dahi و ع د
  13. لَٱخْتَلَفْتُمْ la-ikh'talaftum buluşamazdınız خ ل ف
  14. فِى fī sözleştiğiniz vakitte
  15. ٱلْمِيعَٰدِ l-mīʿādi و ع د
  16. وَلَٰكِن walākin fakat bu
  17. لِّيَقْضِىَ liyaqḍiya yerine getirmesi içindir ق ض ي
  18. ٱللَّهُ l-lahu Allah'ın
  19. أَمْرًا amran bir işi أ م ر
  20. كَانَ kāna yapılması gereken ك و ن
  21. مَفْعُولًا mafʿūlan ف ع ل
  22. لِّيَهْلِكَ liyahlika helak olsun diye ه ل ك
  23. مَنْ man kimse
  24. هَلَكَ halaka helak olan ه ل ك
  25. عَنۢ ʿan açık delille
  26. بَيِّنَةٍ bayyinatin ب ي ن
  27. وَيَحْيَىٰ wayaḥyā ve yaşasın diye ح ي ي
  28. مَنْ man kimse (de)
  29. حَىَّ ḥayya yaşayan ح ي ي
  30. عَنۢ ʿan açık delille
  31. بَيِّنَةٍ bayyinatin ب ي ن
  32. وَإِنَّ wa-inna çünkü
  33. ٱللَّهَ l-laha Allah
  34. لَسَمِيعٌ lasamīʿun işitendir س م ع
  35. عَلِيمٌ ʿalīmun bilendir ع ل م

42. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Enfâl 8:44

    وَإِذْ يُرِيكُمُوهُمْ إِذِ ٱلْتَقَيْتُمْ فِىٓ أَعْيُنِكُمْ قَلِيلًا وَيُقَلِّلُكُمْ فِىٓ أَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِىَ ٱللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah’a döndürülür.

Enfâl Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu ayetteki Allah’ın isimleri

Daha fazlası

19 Ekim 2026 Pazartesi 8 جمادى الأولى 1448 هـ