İçeriğe geç

En’âm Suresi 115. Ayet

سورة الأنعام، الآية ١١٥

6:115 8. cüz 15. hizb Mushaf’ta 142. sayfa Mekki sure

6:115 ayetinin metni

وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ۝١١٥

Okunuşu

watammat kalimatu rabbika ṣid'qan waʿadlan lā mubaddila likalimātihi wahuwa l-samīʿu l-ʿalīmu

Meal

Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

En’âm Suresi’nin 115. ayeti (6:115) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 142. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

En’âm Suresi 115. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

115. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kur’an, sözlerinde ve verdiği haberlerinde doğruluğun en ileri noktasındadır. Allah’ın sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, kullarının sözlerini işitir, onları bilir, onlardan hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. Şüphesiz O'nun sözlerini değiştirmeye çalışanları cezalandıracaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

115. “Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir.” Yani verdiği haberlerdeki doğruluğu, emir ve yasaklarındaki adaleti en mükemmel derecededir. Yüce Allah’ın bu Kitab-ı Aziz’de yer vermiş olduğu haberlerden daha doğru, bu kitaptaki emir ve yasaklardan daha adili olamaz. “O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur.” Çünkü O bu sözleri doğruluğun en üstün şekli, hakkın en ileri derecesi ile korumuş ve muhkemleştirmiştir. Bunların değiştirilmelerine imkân olmadığı gibi bunlardan daha iyilerinin bulunup ortaya atılma imkânı da yoktur. “O, Semidir” çeşitli ihtiyaçların dile getirildiği, farklı dillerin seslendirdiği bütün sesleri işitendir; “Alimdir” gizli-açık, geçmiş ve gelecek her şeyi bilen ve ilmi ile kuşatantdır.

En’âm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

En’âm suresinin 111-118. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 142. sayfası).

  • Kulun en büyük hedefi hakka ittiba etmek olmalıdır. Kişi hakkı, Allah'ın belirlediği yolla arar, sonra onunla amel eder ve ona ittiba edebilmek için Rabbinin yardımını ümit eder. Kendi nefsine, gücüne ve kuvvetine güvenmez.
  • İlim sahibi müminlerin az olmasından dolayı mahlukatın (tümünü değil de) çoğunluğunu, cehalet ve sapıklık vasfıyla nitelemesi, Kur’an’ın insaf ve adaletli olması sebebiyledir.
  • Allah Teâlâ’nın yaratmadaki sünnetinden biri de, peygamberlere ve ona tabi olanlara karşı insanlardan ve cinlerden düşmanlar ortaya çıkarmasıdır. Çünkü hak, ancak zıddı olan batılla birlikte bilinebilir.
  • Kur'an bildirdiği haberlerde doğru sözlü, koyduğu hükümlerinde adaletlidir. Bildirdiği haberlerinde gerçeklere aykırı olan hiçbir şey, koyduğu hükümlerinde de hakka aykırı hiçbir hüküm bulunmaz.

115. ayetin diğer mealleri

Rabbinin sözü, (haber verdiklerinde) doğruluk ve (hükümlerinde) adalet bakımından tamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitendir, her şeyi en iyi bilendir.

Doğruluk ve adalet yönünden Rabbinin (sana vaatlerini içeren) sözü tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.

115. ayet kelime kelime

  1. وَتَمَّتْ watammat ve tamamlanmıştır ت م م
  2. كَلِمَتُ kalimatu sözü ك ل م
  3. رَبِّكَ rabbika Rabbinin ر ب ب
  4. صِدْقًا ṣid'qan doğruluk ص د ق
  5. وَعَدْلًا waʿadlan ve adalet bakımından ع د ل
  6. لَّا lā yoktur
  7. مُبَدِّلَ mubaddila değiştirebilecek ب د ل
  8. لِكَلِمَٰتِهِۦ likalimātihi O'nun sözlerini ك ل م
  9. وَهُوَ wahuwa O
  10. ٱلسَّمِيعُ l-samīʿu işitendir س م ع
  11. ٱلْعَلِيمُ l-ʿalīmu bilendir ع ل م

115. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • A’râf 7:157

    ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları ümmî Peygambere, Rasûle tâbi olurlar. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyeder, temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Bu ayetteki Allah’ın isimleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ