walā tu'minū illā liman tabiʿa dīnakum qul inna l-hudā hudā l-lahi an yu'tā aḥadun mith'la mā ūtītum aw yuḥājjūkum ʿinda rabbikum qul inna l-faḍla biyadi l-lahi yu'tīhi man yashāu wal-lahu wāsiʿun ʿalīmun
Meal
"Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın” derler. Ey Rasûlüm! De ki: “Doğru yol, Allah'ın yoludur.” Yine onlar şöyle derler: "(Müslümanlardan) Birine, size verilen ilmi (öğretirseniz onlar bu ilmi öğrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)” De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.
Âl-i İmrân Suresi’nin 73. ayeti (3:73) Medeni bir surededir; 3. cüzde, Mushaf’ın 59. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.
Âl-i İmrân Suresi 73. ayeti dinleyin
71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (77)
73. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
(Yine onlar) Şöyle derler: "Sizin dininize uyanlardan başkasını tasdik etmeyin” Ey Peygamber! De ki: “Hidayete ileten doğru yol, Allah Teâlâ'nın yoludur. Yoksa sizin üzerinde olduğunuz yalan ve inat yolu değildir. Zira sizler onlara gönderilen dine iman etmeniz durumunda Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirmelerinden korktuğunuz için size bahşedilen nimetlerin bir başkasına da verilmesinden çokça korkup, endişe edersiniz. Ey Peygamber! De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu kullarından dilediğine verir. Lütfu ile ihsanda bulunmayı sadece bir ümmetle sınırlı kılmaz. Allah, ihsanı bol ve geniş olan ve bunu kimin hakettiğini hakkıyla bilendir.
69-74. Yüce Allah’ın bu ümmete, Kitap ehline mensup düşmanlarının hile ve tuzaklarını ve onların mü’minleri saptırma konusundaki aşırı tutkuları dolayısıyla son derece kötü ve çeşitli tuzaklar kurduğunu haber vermesi bu ümmete olan lütuflarındandır. İşte onlardan bir kesim şöyle demişlerdi: “İman edenlere indirilene gündüzün başında iman edin.” Gündüzün son saatlerinde de onların dinlerinden geri dönün. Çünkü onlar sizlerin bilgi sahibi olduğunuza inandıkları için dinlerinden döndüğünüzü görecek olurlarsa, kendi dinleri hakkında şüpheye düşerler ve şöyle derler: “Eğer onlar bizim bu dinimizde … Devamını oku
Ehlikitap âlimlerinden kimileri kendi dinlerine tabi olan kimseleri aldatmaktadırlar. O kimselere kitaplarının delalet ettiği ve peygamberlerinin getirdiği hakkı açıklamazlar.
Kâfirlerin kullandıkları yöntemlerden birisi de, dine girip içeriden şüphe üretmektedir.
Allah Teâlâ, el-Vehhâb (karşılıksız olarak çokça veren) tır. Dilediği kimseye lütfu ile fazlından verir. Dilediği kimseyi ise adaleti ve hikmeti ile mahrum kılar. O'nun fazlına taatte bulunmaktan başka bir yol ile erişilemez.
Dünyada Allah'a iman ve O'na olan vefanın yerine getirilmesi karşılığında elde edilen şey -büyük olsa dahi- ahiretteki sevabın ve makamların karşısında az ve değersizdir.
73. ayetin diğer mealleri
Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın” derler. Ey Resulüm, de ki: “Doğru yol, Allah'ın yoludur, ” (Yine onlar şöyle derler): “(Müslümanlardan) Birine, size verilen ilmi (öğretirseniz Onlar bu ilmi öğrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)”. De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.
Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın.» (Rasûlüm!) de ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) «Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın).» "Üstünlük, şüphesiz, Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol her şeyi hakkıyle bilendir."
"Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendir".
Böylece, kitap ehli Allah’ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah (lütfu) geniştir, her şeyi bilendir.
Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan Cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Peygamberleri onlara, dedi ki: Allah, Tâlût’u size hükümdar gönderdi. O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir, dediler. Peygamber de: Allah, onu sizin üzerinize seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir, dedi.
Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat verir. Allah, ihsanı bol olandır, her şeyi bilendir.