İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 119. Ayet

سورة آل عمران، الآية ١١٩

3:119 4. cüz 7. hizb Mushaf’ta 65. sayfa Medeni sure

3:119 ayetinin metni

هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ۝١١٩

Okunuşu

hāantum ulāi tuḥibbūnahum walā yuḥibbūnakum watu'minūna bil-kitābi kullihi wa-idhā laqūkum qālū āmannā wa-idhā khalaw ʿaḍḍū ʿalaykumu l-anāmila mina l-ghayẓi qul mūtū bighayẓikum inna l-laha ʿalīmun bidhāti l-ṣudūri

Meal

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 119. ayeti (3:119) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 65. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 119. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

119. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

İşte sizler - Ey Müminler!- O topluluğu seviyor ve onlar için hayır murat ediyorsunuz. Onlar ise sizi sevmiyor ve sizin için hayır murat etmiyorlar. Bilakis size buğuz ediyorlar. Sizler bütün kitaplara, onlara indirilen kitaba bile iman ediyorsunuz. Onlar ise yüce Allah'ın sizin peygamberinize indirdiği kitaba iman etmiyorlar. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman dilleri ile: " İman ettik" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında sizin birlik olmanız, söz birliğiniz ve İslam'ın izzetine duydukları kin ve öfkeden ve içinde bulundukları zilletten dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. -Ey Peygamber!- O topluluğa de ki: Öfke ve kederinizden ölene kadar olduğunuz halde kalın. Şüphesiz ki Allah, kalplerdeki iman ve küfrü, hayır ve şerri hakkıyla bilendir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 118–119. ayetler

118. Bu buyrukla Yüce Allah kullarını kâfirleri sırdaş edinmekten, onlarla içli dışlı olmaktan yahut da onlara gizliliklerini açacakları, mü’minlerin sırlarını açıklayacakları samimi ve özel arkadaş edinmekten sakındırmaktadır. Yüce Allah mü’min kullarına bunları sırdaş edinmekten uzak durmayı gerektiren hususları da şöyle açıklamaktadır: “Onlar size zarar vermekten hiç geri kalmazlar.” Yani onlar size zarar vermek hususunda ellerinden geleni yapmaktan geri durmazlar, aksine buna can atarlar. Üstelik sizlere karşı duydukları kin, sözlerinden ve zaman zaman dillerinden kaçırdıkları ifadelerden … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 116-121. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 65. sayfası).

  • Müminlerin kâfirleri yakın dost edinmeleri, sır ve durumlarını haber verecek şekilde arkadaş ve sırdaş edinmeleri yasaklanmıştır.
  • Kâfirlerin, Müminlere düşmanlıklarının bir türü de Müslümanlara bela ve eksiklik isabet ettiğinde sevinmeleri ve onlara hayır isabet ettiğinde öfkelenmeleridir.
  • Kâfirlerin tuzak ve hilelerinden korunmak, sabırla ve korku duyulduğunu onlara bunu hissettirmemek ile olur. Sonra da Allah'tan sakınmak, güç ve zaferi elde ettirecek sebepleri yerine getirmekle olur.

119. ayetin diğer mealleri

Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve bütün kitaplara iman ediyorsunuz. Sizinle karşılaştıklarında “iman ettik” derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve düşmanlıklarından parmak uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Allah şüphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir.

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında «İnandık» derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, siz kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman "inandık" derler. Başbaşa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: "kininizle geberin!". Şüphesiz ki Allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir.

119. ayet kelime kelime

  1. هَٰٓأَنتُمْ hāantum işte siz
  2. أُو۟لَآءِ ulāi öyle kimselersiniz ki
  3. تُحِبُّونَهُمْ tuḥibbūnahum onları seversiniz ح ب ب
  4. وَلَا walā halbuki onlar sizi sevmezler
  5. يُحِبُّونَكُمْ yuḥibbūnakum ح ب ب
  6. وَتُؤْمِنُونَ watu'minūna ve inanırsınız أ م ن
  7. بِٱلْكِتَٰبِ bil-kitābi Kitabın ك ت ب
  8. كُلِّهِۦ kullihi hepsine ك ل ل
  9. وَإِذَا wa-idhā zaman
  10. لَقُوكُمْ laqūkum sizinle karşılaştıkları ل ق ي
  11. قَالُوٓا۟ qālū derler ق و ل
  12. ءَامَنَّا āmannā inandık أ م ن
  13. وَإِذَا wa-idhā ve zaman
  14. خَلَوْا۟ khalaw yalnız kaldıkları خ ل و
  15. عَضُّوا۟ ʿaḍḍū ısırırlar ع ض ض
  16. عَلَيْكُمُ ʿalaykumu size karşı
  17. ٱلْأَنَامِلَ l-anāmila parmak uçlarını ن م ل
  18. مِنَ mina öfkeden
  19. ٱلْغَيْظِ l-ghayẓi غ ي ظ
  20. قُلْ qul de ki ق و ل
  21. مُوتُوا۟ mūtū ölün م و ت
  22. بِغَيْظِكُمْ bighayẓikum öfkenizden غ ي ظ
  23. إِنَّ inna şüphesiz
  24. ٱللَّهَ l-laha Allah
  25. عَلِيمٌۢ ʿalīmun bilir ع ل م
  26. بِذَاتِ bidhāti özünü
  27. ٱلصُّدُورِ l-ṣudūri göğüslerin ص د ر

119. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Lokmân 31:23

    وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُۥٓ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    Kim de küfre saparsa, artık onun küfre sapması seni üzmesin. Onların dönüşü bizedir, artık biz de onlara yapmakta olduklarını haber vereceğiz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

  • Mâide 5:7

    وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِى وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    Allah’ın size olan nimetini ve “İşittik, itaat ettik!” dediğinizde sizden aldığı sağlam sözünüzü düşünün, Allah’tan sakının/takvalı olun. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilir.

  • Bakara 2:14

    وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ

    (Bu münafıklar) İman edenlere rastladıkları zaman; "Biz de iman ettik", derler. Şeytanları ile baş başa kalınca da: "Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla (Müminlerle) sadece alay ediyoruz." derler.

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu ayetteki Allah’ın ismi

Daha fazlası

20 Ekim 2026 Salı 9 جمادى الأولى 1448 هـ