Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimse (doğru yolda olanla bir midir)? Şüphesiz Allah dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Öyleyse nefsin onlara karşı hasretlere (üzüntülere) kapılmasın. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını bilmektedir.
Fâtır Suresi’nin 8. ayeti (35:8) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 435. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Fâtır Suresi 8. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
8. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Şeytanın, kötü amelini kendisine güzel gösterdiği ve bundan dolayı yaptığının iyi olduğuna itikat eden kimse, Allah'ın kendisine hakkı süsleyip de onun hak olduğuna itikat eden kimse ile bir değildir. Şüphesiz Allah; dilediğini saptırır ve dilediğine ise hidayet eder. O'nu (bir şeyi yapmaya) zorlayacak kimse yoktur. Ey Resul! Sapmış olan kimselerin sapıklığına üzülerek kendini helak etme! Allah -Subhanehu ve Teâlâ-, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. Yaptıkları hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
8. “Kötü” ve çirkin “ameli” şeytan tarafından “kendisine süslü” gözünde güzel “gösterilip de onu güzel gören kimse” Allah’ın dosdoğru yola, dosdoğru dine iletip hidâyet verdiği kimse gibi midir hiç? Bu ikisi hiç birbirine eşit olabilir mi? Birincisinin ameli kötüdür ve bu kişi hakkı batıl, batılı hak olarak görmektedir. İkincisinin ise ameli güzeldir, hakkı hak batılı da batıl olarak görmektedir. Ancak hidâyete iletmek ya da saptırmak Yüce Allah’ın elinde olan bir şeydir: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğine de hidâyet verir. O halde onlar için” yani kötü amelleri kendilerine süslü … Devamını oku
Önceki peygamberlerin, kavimleri ile alakalı olan haberleri zikredilerek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- teselli edilmiştir.
Dünyaya aldanmak; haktan yüz çevirmeye sebebiyet verir.
Şeytandan sakınmayı sağlayan sebepleri yaparak onu düşman edinmek gerekir. Yüce Allah'ı zikretmek, Kur'an okumak, ibadetleri yerine getirip, günahlardan sakınmak bu sebeplerden bazılarıdır.
Allah Teâlâ hakkında Uluvv (yüksek ve yücelik) sıfatı ispat edilmiştir.
8. ayetin diğer mealleri
Kötü işler kendisine süslenip, onu güzel gören kimse (Allah'ın hidayet ettiği kimse) gibi midir? Allah, dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet verir. O halde o insanlardan ötürü üzülüp kendini mahvetme! Allah, onların ne yaptıklarını biliyor.
Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülüğü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah dilediğini sapıklığa yöneltir, dilediğini doğru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Şüphesiz Allah, onların ne yaptıklarını hakkıyla bilendir.
Ya kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel görmüş olan kimse de mi (iman edip salih amel işleyenler gibi olacak)? Şüphe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola çıkarır. O halde canın onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle) sıkılıp gitmesin. Çünkü Allah, onların bütün yaptıklarını bilir.
8. ayet kelime kelime
أَفَمَنafamankimse (de) mi?
زُيِّنَzuyyinasüslendirilen
لَهُۥlahukendisine
سُوٓءُsūukötü
عَمَلِهِۦʿamalihiişi
فَرَءَاهُfaraāhuve onu gören
حَسَنًاḥasanangüzel
فَإِنَّfa-innaşüphesiz
ٱللَّهَl-lahaAllah
يُضِلُّyuḍillusapıklık içinde bırakır
مَنmankimseyi
يَشَآءُyashāudilediği
وَيَهْدِىwayahdīve yola iletir
مَنmankimseyi
يَشَآءُyashāudilediği
فَلَاfalāasla
تَذْهَبْtadhhabgitmesin
نَفْسُكَnafsukacanın
عَلَيْهِمْʿalayhimonlar için
حَسَرَٰتٍḥasarātinhasretlere
إِنَّinnaşüphesiz
ٱللَّهَl-lahaAllah
عَلِيمٌۢʿalīmunbiliyor
بِمَاbimāşeyleri
يَصْنَعُونَyaṣnaʿūnaonların yaptıkları
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Kâfir olanlar: “Kendisine Rabbinden bir âyet (mûcize) indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır ve kendisine yönelenleri de doğru yola iletir.”
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Biz; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin imanları artsın, kendilerine kitap verilenler ile iman edenler şüpheye kapılmasın, kalplerinde bir hastalık olanlar ile küfre sapanlar da, “Allah, bu örnekle (on dokuz sayısı ile) neyi anlatmak istedi?” desin diye o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık ve onların sayısını da kâfirler için yalnızca bir fitne/imtihan yaptık. Allah; dilediğini işte böyle saptırır, dilediğine de hidayet eder. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez. Bu, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.