Zira kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûlüne ve Müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
Fetih Suresi’nin 26. ayeti (48:26) Medeni bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 514. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Fetih Suresi 26. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
26. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah'ı ve O'nun resulünü inkâr edenler, kalplerine cahiliye taassubunu yerleştirip de kendilerini hakkı gerçekleştirmeye bağlı kılmak yerine sadece hevâya bağlı kılıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hudeybiye yılında Mekke'ye girmesi sebebiyle kendilerini yeneceğine dair korkuya kapılıp Mekke'ye girmesinden korktuklarında Allah da, katından kendi elçisine ve Müminlere huzur ve güvenini indirdi. Böylece kızgınlıkları, müşriklerin onlara yaptıklarının aynısını müşriklere yapmaya sevk etmedi. Allah, Müminleri hak söze kelime-i tevhide (Allah'tan başka ibadet edilecek hak ilah olmadığına) bağlı kıldı ve onların bu hak sözü hakkı ile yerine getirmelerini sağladı. Zaten Müminler kalplerinde var olan ve Allah'ın bildiği hayır sebebi ile hak sözü yerine getirmek hususunda herkesten daha layık ve ehil kimselerdi. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
26. “Hani kâfirler kalplerinde taassup ve kibri yani cahiliye taassup ve kibrini koymuşlardı.” Çünkü (antlaşma metninin başına): “Bismillahirrahmanirrahîm” yazılmasını kabul etmedikleri gibi insanlar: “Mekke’ye Kureyşlileri kahrederek ve onlara rağmen girdiler” dedirtmesinler diye Allah Rasûlünün ve mü’minlerin o sene, Mekke’ye girmelerini de kabul etmemişlerdi. Bu ve benzeri işler ise hep cahiliye işlerindendir ve pek çok masiyetleri işlemelerine sebep teşkil eden bu tür işler kalplerinde yer etmeye devam etmiştir. “Allah sekinetini/huzurunu Rasûlünün ve mü’minlerin üzerine indirmişti.” … Devamını oku
Yüce Allah'ın yolundan alıkoymak, sahibinin çok acıklı bir azabı hak ettiği büyük bir günahtır.
Yüce Allah'ın, kullarının yararına olan şeyleri onların sınırlı ilimlerinin üstünde bilip düzenlemesi beyan edilmiştir.
Din bağını soy yahut cahiliye taassubu ile değiştirmekten sakındırılmıştır.
İslam dininin zuhur etmesi ve üstün gelmesi gerçekleşecek olan ilahi bir kanun ve ilahi bir vaattir.
26. ayetin diğer mealleri
Zira Kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûl'üne ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere huzur ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.
26. ayet kelime kelime
إِذْidho zaman
جَعَلَjaʿalakoymuşlardı
ٱلَّذِينَalladhīnakimseler
كَفَرُوا۟kafarūinkar eden(ler)
فِىfīkalblerine
قُلُوبِهِمُqulūbihimu
ٱلْحَمِيَّةَl-ḥamiyataöfke ve gayreti
حَمِيَّةَḥamiyyataöfke ve gayretini
ٱلْجَٰهِلِيَّةِl-jāhiliyaticahiliyye (çağının)
فَأَنزَلَfa-anzalave indirdi
ٱللَّهُl-lahuAllah
سَكِينَتَهُۥsakīnatahuhuzur ve güvenini
عَلَىٰʿalāüzerine
رَسُولِهِۦrasūlihiElçisi
وَعَلَىwaʿalāve üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَl-mu'minīnamü'minlere
وَأَلْزَمَهُمْwa-alzamahumve onları bağladı
كَلِمَةَkalimatakelimesine
ٱلتَّقْوَىٰl-taqwātakva
وَكَانُوٓا۟wakānūzaten onlar idiler
أَحَقَّaḥaqqadaha layık
بِهَاbihābuna
وَأَهْلَهَاwa-ahlahāve ehil
وَكَانَwakānave
ٱللَّهُl-lahuAllah
بِكُلِّbikulliher
شَىْءٍshayinşeyi
عَلِيمًاʿalīmanbilendir
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet 3 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.