İçeriğe geç

Fetih Suresi 26. Ayet

سورة الفتح، الآية ٢٦

48:26 26. cüz 52. hizb Mushaf’ta 514. sayfa Medeni sure

48:26 ayetinin metni

إِذْ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ ٱلتَّقْوَىٰ وَكَانُوٓا۟ أَحَقَّ بِهَا وَأَهْلَهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا ۝٢٦

Okunuşu

idh jaʿala alladhīna kafarū fī qulūbihimu l-ḥamiyata ḥamiyyata l-jāhiliyati fa-anzala l-lahu sakīnatahu ʿalā rasūlihi waʿalā l-mu'minīna wa-alzamahum kalimata l-taqwā wakānū aḥaqqa bihā wa-ahlahā wakāna l-lahu bikulli shayin ʿalīman

Meal

Zira kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûlüne ve Müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Fetih Suresi’nin 26. ayeti (48:26) Medeni bir surededir; 26. cüzde, Mushaf’ın 514. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Fetih Suresi 26. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

26. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah'ı ve O'nun resulünü inkâr edenler, kalplerine cahiliye taassubunu yerleştirip de kendilerini hakkı gerçekleştirmeye bağlı kılmak yerine sadece hevâya bağlı kılıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hudeybiye yılında Mekke'ye girmesi sebebiyle kendilerini yeneceğine dair korkuya kapılıp Mekke'ye girmesinden korktuklarında Allah da, katından kendi elçisine ve Müminlere huzur ve güvenini indirdi. Böylece kızgınlıkları, müşriklerin onlara yaptıklarının aynısını müşriklere yapmaya sevk etmedi. Allah, Müminleri hak söze kelime-i tevhide (Allah'tan başka ibadet edilecek hak ilah olmadığına) bağlı kıldı ve onların bu hak sözü hakkı ile yerine getirmelerini sağladı. Zaten Müminler kalplerinde var olan ve Allah'ın bildiği hayır sebebi ile hak sözü yerine getirmek hususunda herkesten daha layık ve ehil kimselerdi. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

26. “Hani kâfirler kalplerinde taassup ve kibri yani cahiliye taassup ve kibrini koymuşlardı.” Çünkü (antlaşma metninin başına): “Bismillahirrahmanirrahîm” yazılmasını kabul etmedikleri gibi insanlar: “Mekke’ye Kureyşlileri kahrederek ve onlara rağmen girdiler” dedirtmesinler diye Allah Rasûlünün ve mü’minlerin o sene, Mekke’ye girmelerini de kabul etmemişlerdi. Bu ve benzeri işler ise hep cahiliye işlerindendir ve pek çok masiyetleri işlemelerine sebep teşkil eden bu tür işler kalplerinde yer etmeye devam etmiştir. “Allah sekinetini/huzurunu Rasûlünün ve mü’minlerin üzerine indirmişti.” … Devamını oku

Fetih Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Fetih suresinin 24-28. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 514. sayfası).

  • Yüce Allah'ın yolundan alıkoymak, sahibinin çok acıklı bir azabı hak ettiği büyük bir günahtır.
  • Yüce Allah'ın, kullarının yararına olan şeyleri onların sınırlı ilimlerinin üstünde bilip düzenlemesi beyan edilmiştir.
  • Din bağını soy yahut cahiliye taassubu ile değiştirmekten sakındırılmıştır.
  • İslam dininin zuhur etmesi ve üstün gelmesi gerçekleşecek olan ilahi bir kanun ve ilahi bir vaattir.

26. ayetin diğer mealleri

Zira Kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûl'üne ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.

O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere huzur ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.

26. ayet kelime kelime

  1. إِذْ idh o zaman
  2. جَعَلَ jaʿala koymuşlardı
  3. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  4. كَفَرُوا۟ kafarū inkar eden(ler)
  5. فِى fī kalblerine
  6. قُلُوبِهِمُ qulūbihimu
  7. ٱلْحَمِيَّةَ l-ḥamiyata öfke ve gayreti
  8. حَمِيَّةَ ḥamiyyata öfke ve gayretini
  9. ٱلْجَٰهِلِيَّةِ l-jāhiliyati cahiliyye (çağının)
  10. فَأَنزَلَ fa-anzala ve indirdi
  11. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  12. سَكِينَتَهُۥ sakīnatahu huzur ve güvenini
  13. عَلَىٰ ʿalā üzerine
  14. رَسُولِهِۦ rasūlihi Elçisi
  15. وَعَلَى waʿalā ve üzerine
  16. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minīna mü'minlere
  17. وَأَلْزَمَهُمْ wa-alzamahum ve onları bağladı
  18. كَلِمَةَ kalimata kelimesine
  19. ٱلتَّقْوَىٰ l-taqwā takva
  20. وَكَانُوٓا۟ wakānū zaten onlar idiler
  21. أَحَقَّ aḥaqqa daha layık
  22. بِهَا bihā buna
  23. وَأَهْلَهَا wa-ahlahā ve ehil
  24. وَكَانَ wakāna ve
  25. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  26. بِكُلِّ bikulli her
  27. شَىْءٍ shayin şeyi
  28. عَلِيمًا ʿalīman bilendir

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 3 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

26. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Sâffât 37:35

    إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

    Çünkü onlar, kendilerine; "Allah’tan başka (hak) ilah yoktur." denildiği zaman büyüklenirlerdi.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Tevbe 9:26

    ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Sonra Allah, Rasûlüne ve Müminlere sükûnet/huzur indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi ve kâfirlere azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.

  • Burûc 85:19

    بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ

    Hayır, bu kâfir olanlar hâlâ yalanlamaktadırlar.

  • Ahzâb 33:40

    مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    Muhammed, sizin adamlarınızdan kimsenin babası değildir fakat o Allah’ın Rasulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

  • Nisâ 4:126

    وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah bütün her şeyi kuşatmıştır.

Fetih Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu ayetteki Allah’ın ismi

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ