İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 154. Ayet

سورة آل عمران، الآية ١٥٤

3:154 4. cüz 7. hizb Mushaf’ta 70. sayfa Medeni sure

3:154 ayetinin metni

ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنۢ بَعْدِ ٱلْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ ظَنَّ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ مِن شَىْءٍ قُلْ إِنَّ ٱلْأَمْرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَٰهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ۝١٥٤

Okunuşu

thumma anzala ʿalaykum min baʿdi l-ghami amanatan nuʿāsan yaghshā ṭāifatan minkum waṭāifatun qad ahammathum anfusuhum yaẓunnūna bil-lahi ghayra l-ḥaqi ẓanna l-jāhiliyati yaqūlūna hal lanā mina l-amri min shayin qul inna l-amra kullahu lillahi yukh'fūna fī anfusihim mā lā yub'dūna laka yaqūlūna law kāna lanā mina l-amri shayon mā qutil'nā hāhunā qul law kuntum fī buyūtikum labaraza alladhīna kutiba ʿalayhimu l-qatlu ilā maḍājiʿihim waliyabtaliya l-lahu mā fī ṣudūrikum waliyumaḥḥiṣa mā fī qulūbikum wal-lahu ʿalīmun bidhāti l-ṣudūri

Meal

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar: “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 154. ayeti (3:154) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 70. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 154. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

154. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Sonra (Allah) bu darlık ve kederin ardından güven ve sükûnet indirdi. Sizden bir grubu -onlar Allah'ın vaadine güvenenlerdir- kalplerindeki güven ve sükûnetten dolayı uyuklama bürüdü. Bir diğer topluluk güven ve uyuklamaya nail olamadı. Onlar yalnızca kendi selametlerini önemseyen münafıklardan başkası değildi. Onlar endişe ve korku içindeydi. Allah'ın kadrini hakkıyla bilemeyen cahiliye ehlinin zannı gibi Allah hakkında suizanda bulunarak Allah'ın resulüne yardım etmeyeceği ve kullarını desteklemeyeceği zannına kapıldılar. Allah hakkındaki cehaletlerinden dolayı o münafıklar şöyle dedi: "Savaşa çıkmak için bir görüş bildirmedik, eğer bize kalsaydı savaşmak için çıkmazdık." -Ey Peygamber!- Cevap olarak onlara de ki: “Bütün iş, Allah’ındır. O dilediğini takdir eder, dilediği gibi hükmeder ve O sizin çıkmanızı da takdir edendir." Münafıklar suizanlarını ve şüphelerini içlerinde gizliyor, sana belli etmiyor ve şöyle diyorlardı: "Eğer (savaşa) çıkma konusunda bizim bir görüşümüz olsaydı burada öldürülmezdik." -Ey Peygamber!- Onlara cevap olarak de ki: Eğer savaş meydanından ve ölümden uzak evlerinizde olsaydınız Allah'ın ölümünü yazdığı kişi öldürüleceği yere doğru çıkıp gidecekti. Allah, bunu göğüslerinizdeki niyet ve kastı denemek, kalplerinizdeki iman ve nifakı ayırt etmek için yaptı. Allah, kullarının göğüslerinde olanı hakkıyla bilendir. Kalplerdeki hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

154. “Sonra” size isabet eden “o kederin ardından üzerinize bir emniyet, içinizden bir grubu örtüp bürüyen bir uyuklama indirdi.” Şüphesiz ki bu, Allah’ın onlara bir rahmeti, bir ihsanı, kalplerine verdiği bir sebat ve ileri derecede bir huzur idi. Çünkü korkan bir kimse, içindeki korkudan dolayı uyuklayamaz. Korku kalpten gitti mi ancak o vakit uyuklama mümkün olur. Yüce Allah’ın kendilerine uyuklama nimetini verdiği bu kesim, Allah’ın dinini egemen kılmaktan, Allah ve Rasûlü’nün rızasını ve müslüman kardeşlerin maslahatını elde etmek düşüncesinden başka bir istekleri olmayan mü’minlerdir … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 154-157. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 70. sayfası).

  • Allah Teâlâ'nın ve sıfatlarının hakkındaki cehalet, batıl bir itikada ve amellerin kabul olmamasına sebep olur.
  • Kulların ecelleri belirlenip, sınırlandırılmıştır. Cesaret ve atılganlık eceli öne alamadığı gibi, hırs ve korkaklık da geciktiremez.
  • Allah'ın kullarını imtihan etmesi Allah Teâlâ'nın devam eden kanunlarındandır. Bu da iyi olanı kötü olandan ayırt etmek içindir.
  • Allah Teâlâ'nın katında en yüce ve en değerli makam, O'nun yolunda şehit olanların makamıdır.

154. ayetin diğer mealleri

Sonra, o kederin ardından size öyle bir güven öyle bir uyku indirdik ki O, içinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine düşüp, Allah hakkında, cahiliye (dönemi) zannı ile doğru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: Bu işten bize ne? (Biz mi gelmek istedik) diyorlardı. De ki: İş tamamıyla Allah’ındır. İçlerinde, sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar. Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülüp gitmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde bulunsaydınız bile, öldürülecekleri takdir olunanlar ölecekleri yerlere yere çıkar giderlerdi. Bu, Allah’ın gönüllerinizdekini imtihan etmek ve kalplerinizdekini temizlemesi içindir. Allah, gönüllerde olanı hakkıyla bilir.

   Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup (münafık) da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, her şeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah’a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah gönüllerde olanı hakkıyla bilendir.

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.

154. ayet kelime kelime

  1. ثُمَّ thumma sonra
  2. أَنزَلَ anzala indirdi ن ز ل
  3. عَلَيْكُم ʿalaykum size
  4. مِّنۢ min ardından
  5. بَعْدِ baʿdi ب ع د
  6. ٱلْغَمِّ l-ghami o üzüntünün غ م م
  7. أَمَنَةً amanatan bir güven أ م ن
  8. نُّعَاسًا nuʿāsan bir uyku ن ع س
  9. يَغْشَىٰ yaghshā bürüyen غ ش و
  10. طَآئِفَةً ṭāifatan bir kısmınızı ط و ف
  11. مِّنكُمْ minkum sizden
  12. وَطَآئِفَةٌ waṭāifatun ve bir kısmınız da ط و ف
  13. قَدْ qad doğrusu
  14. أَهَمَّتْهُمْ ahammathum kaygısına düşmüştü ه م م
  15. أَنفُسُهُمْ anfusuhum kendi canlarının ن ف س
  16. يَظُنُّونَ yaẓunnūna bir zanda bulunuyorlar ظ ن ن
  17. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a karşı
  18. غَيْرَ ghayra haksız غ ي ر
  19. ٱلْحَقِّ l-ḥaqi ح ق ق
  20. ظَنَّ ẓanna zannı (gibi) ظ ن ن
  21. ٱلْجَٰهِلِيَّةِ l-jāhiliyati cahiliyye ج ه ل
  22. يَقُولُونَ yaqūlūna diyorlardı ق و ل
  23. هَل hal var mı
  24. لَّنَا lanā bize
  25. مِنَ mina bu işten
  26. ٱلْأَمْرِ l-amri أ م ر
  27. مِن min hiçbir
  28. شَىْءٍ shayin şey ش ي أ
  29. قُلْ qul de ki ق و ل
  30. إِنَّ inna şüphesiz
  31. ٱلْأَمْرَ l-amra iş أ م ر
  32. كُلَّهُۥ kullahu bütünüyle ك ل ل
  33. لِلَّهِ lillahi Allah'a aittir
  34. يُخْفُونَ yukh'fūna onlar gizliyorlar خ ف ي
  35. فِىٓ fī içlerinde
  36. أَنفُسِهِم anfusihim ن ف س
  37. مَّا mā şeyleri
  38. لَا lā açıklayamadıkları
  39. يُبْدُونَ yub'dūna ب د و
  40. لَكَ laka sana
  41. يَقُولُونَ yaqūlūna diyorlar ki ق و ل
  42. لَوْ law şayet
  43. كَانَ kāna olsaydı ك و ن
  44. لَنَا lanā bize
  45. مِنَ mina bu işten
  46. ٱلْأَمْرِ l-amri أ م ر
  47. شَىْءٌ shayon bir şey (fayda) ش ي أ
  48. مَّا mā öldürülmezdik
  49. قُتِلْنَا qutil'nā ق ت ل
  50. هَٰهُنَا hāhunā burada
  51. قُل qul de ki ق و ل
  52. لَّوْ law şayet
  53. كُنتُمْ kuntum olsaydınız ك و ن
  54. فِى fī evlerinizde dahi
  55. بُيُوتِكُمْ buyūtikum ب ي ت
  56. لَبَرَزَ labaraza mutlaka boylardı ب ر ز
  57. ٱلَّذِينَ alladhīna olanlar
  58. كُتِبَ kutiba yazılmış ك ت ب
  59. عَلَيْهِمُ ʿalayhimu üzerine
  60. ٱلْقَتْلُ l-qatlu öldürülme(si) ق ت ل
  61. إِلَىٰ ilā yatacakları yeri
  62. مَضَاجِعِهِمْ maḍājiʿihim ض ج ع
  63. وَلِيَبْتَلِىَ waliyabtaliya ve denemesi içindir ب ل و
  64. ٱللَّهُ l-lahu Allah'ın
  65. مَا mā olanı
  66. فِى fī içinde
  67. صُدُورِكُمْ ṣudūrikum göğüsleriniz ص د ر
  68. وَلِيُمَحِّصَ waliyumaḥḥiṣa ve açığa çıkarması içindir م ح ص
  69. مَا mā olanı
  70. فِى fī içinde
  71. قُلُوبِكُمْ qulūbikum kalbleriniz ق ل ب
  72. وَٱللَّهُ wal-lahu Allah
  73. عَلِيمٌۢ ʿalīmun bilir ع ل م
  74. بِذَاتِ bidhāti özünü
  75. ٱلصُّدُورِ l-ṣudūri göğüslerin ص د ر

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 2 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

154. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Enfâl 8:11

    إِذْ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةً مِّنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً لِّيُطَهِّرَكُم بِهِۦ وَيُذْهِبَ عَنكُمْ رِجْزَ ٱلشَّيْطَٰنِ وَلِيَرْبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ ٱلْأَقْدَامَ

    Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden Şeytan'ın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.

  • Fetih 48:12

    بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلْمُؤْمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَٰلِكَ فِى قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًۢا بُورًا

    Aslında siz Peygamberin ve Müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâkı hak etmiş bir topluluk oldunuz.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Tegâbün 64:4

    يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı hakkıyla bilendir.

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu ayetteki Allah’ın ismi

Daha fazlası

19 Ekim 2026 Pazartesi 8 جمادى الأولى 1448 هـ