Okuyan: Mahmud Halil el-Husari · 23 ses arasından seçin
en-Nûr isminin açıklaması
en-Nûr, Allah Teâlâ’nın yüce bir vasfıdır; O, göklerin ve yerin nurudur, ârif kulların kalplerini marifet ve imanla, gönüllerini de hidayetle nurlandırmıştır. Gökleri ve yeri, yerleştirdiği nurlarla aydınlatan da O’dur. Yaratılmış nur ise iki türlüdür: güneş, ay ve yıldızlar gibi gözle görülen nur ile müminlerin kalplerindeki marifet, iman ve itaat nuru. Bu ikinci nur, sahibini günahlardan alıkoyar ve onu hayra çeker.
Abdurrahman es-Sa‘dî açıklamasından Arapçadan çevrilmiş özetArapça asıl metin
ومن أسمائه الحسنى النور فالنور وصفه العظيم، وأسماؤه حسنى، وصفاته أكمل الصفات له تعالى رحمة، وحمد، وحكمة، وهو نور السماوات والأرض الذي نور قلوب العارفين بمعرفته، والإيمان به ونور أفئدتهم بهدايته، وهو الذي أنار السماوات والأرض بالأنوار التي وضعها. وحجابه النور لو كشفه لأحرقت سبحات وجهه ماانتهى إليه بصره من خلقه. وبنوره استنارت جنات النعيم. والنور الذي هو وصفه من جملة نعوته العظيمة وأما النور المخلوق فهو نوعان:
والثاني نور معنوي، وهو نور المعرفة، والإيمان، والطاعة فإن لها نورا في قلوب المؤمنين بحسب ما قام في قلوبهم من حقائق المعرفة مواجيد الإيمان، وحلاوة الطاعة، وسرور المحبة.
وهذا النور هو الذي يمنع صاحبه من المعاصي ويجذبه إلى الخير ويدعوه إلى كمال الإخلاص لله، ولهذا كان من دعاء النبي صلى الله عليه وسلم: "اللهم اجعل في قلبي نوراً وفي سمعي نوراً وفي بصري نوراً ومن بين يدي نوراً ومن خلفي نوراً وفوقي نوراً وتحتي نوراً اللهم اعطني نورا وزدني نورا".
وهذا النور الذي يعطيه الله عبده أعظم منّة منها عليه وأصل الخير. وهذا النور مهما قوي فإنه مخلوق، فإياك أن تضعف بصيرتك ويقل تمييزك وعلمك فتظن هذا النور نور العيان ومشاهدة القلب لنور الذات المقدسة، وإنما هو نور المعرفة- والإيمان، ويبتلى بهذا بعض الصوفية الذين ترد عليهم الواردة القوية فيقع منهم من الشطح، والخطل ما ينافي العلم، والإيمان كما أن كثيف الطبع جافي القلب قد تراكمت عليه الظلمات، وتوالت عليه الغفلات فلم يكن له من هذا النور حظ، ولا نصيب بل ربما ازدرى من سفاهة عقله وقلة وجده هذه الأحوال وزهد فيها، فمتى منَّ الله على العبد بمعرفة صحيحه متلقاة من الكتاب، والسنة، وتفقه في أسماء الله، وصفاته، وتعبد لله بها، واجتهد أن يحقق مقام الإحسان فيعبد الله كأنه يراه فإن لم يكن يراه فإنه يراه ولهج بذكر الله تعالى استنار قلبه، وحصل له من لذة المعرفة، ومواجيد الإيمان أعظم اللذات، وذلك فضل الله يؤتيه من يشاء والله ذو الفضل العظيم.
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandillik gibidir. O kandil, kristal bir fanus içindedir. O, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulan, parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Açıklama: el-Muhtasar
Yüce Allah, göklerin ve yerin nurudur. Orada bulunanlara hidayet edendir. Müminin kalbinde O'nun nurunun misali; üzerinde pencere olmayan bir duvarda aydınlanmak için yapılan bir kandillik içinde bulunan kandil gibidir. Bu kandil kristal bir fanusun içinde olan bir kandildir. Söz konusu fanus sanki inciye benzer bir yıldız gibi etrafı aydınlatır. Bu kandilin yağı mübarek bir ağaçtan tutuşturulur. Bu ağaç ne sabah ve ne de akşam güneşin ışıklarından kendisini engelleyen herhangi bir şeyin olmadığı zeytin ağacıdır. Onun yağı; berraklığı sebebi ile tutuşturulmasa dahi aydınlık verir. Kendisine ateş değmese dahi ışık saçar. Bir de tutuşturulmuş olsa etrafı çok aydınlatır. Kandilin nuru cam kristalin nurunun üstündedir. İşte hidayet nuru Müminin kalbinde parıldadığında böyle olur. Yüce Allah dilediği kulunu Kur'an'a tabi kılarak muvaffak kılar. İşte Yüce Allah; kimi şeyleri o şeylerin benzerlerini örnek vererek böylece açıklar. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
İbn Abbas -radıyallahu anhuma- anlatıyor; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleyin teheccüd için kalktığı zaman şöyle dua ederdi: «Allah'ım, hamd sanadır. Gökleri, yerleri ve içindekileri ayakta tutan sensin. Hamd Sanadır. Sen göklerin, yerlerin ve içindekilerin Rabbisin. Hamd sanadır. Sen…
«Şüphesiz ki Aziz ve Celil olan Allah uyumaz; uyumak O’na yakışmaz da. Teraziyi alçaltır ve yükseltir. Gece yapılan ameller, gündüz yapılan amellerden önce; gündüz yapılan ameller ise gece yapılan amellerden önce O’na yükseltilir. O’nun hicabı nurdur —bir rivayette ‘ateştir’—. Eğer O, bu hicabı…