warafaʿa abawayhi ʿalā l-ʿarshi wakharrū lahu sujjadan waqāla yāabati hādhā tawīlu ru'yāya min qablu qad jaʿalahā rabbī ḥaqqan waqad aḥsana bī idh akhrajanī mina l-sij'ni wajāa bikum mina l-badwi min baʿdi an nazagha l-shayṭānu baynī wabayna ikh'watī inna rabbī laṭīfun limā yashāu innahu huwa l-ʿalīmu l-ḥakīmu
Meal
Babasını ve annesini tahtın üzerine çıkartıp oturttu. Hepsi onun için secde ettiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
Yûsuf Suresi’nin 100. ayeti (12:100) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 247. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Yûsuf Suresi 100. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
100. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Yusuf kendi oturduğu tahtın üzerine babasını ve annesini oturttu. Babası, annesi ve on bir kardeşi ona secde ederek onu selamladılar. Bu secde rüyada olduğu gibi Allah'ın emrini gerçekleştirmek için yapılan saygı secdesi idi, ibadet secdesi değildi. Bundan dolayı Yusuf -aleyhisselam- babasına şöyle dedi: Bu sizin beni secde ile selamlamanızdır. Bu, daha önceden gördüğüm ve sana anlattığım rüyamın açıklamasıdır. Rabbim bu rüyayı hakikate dönüştürdü. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi de çölden getirerek bana ihsanda bulundu. Şüphesiz Rabbim dilediği şeyi idare etmesinde lütuf sahibidir. Şüphesiz O, kullarının durumlarını hakkıyla bilendir. İşlerini idare etmede hikmet sahibidir.
100. “Babasını ve annesini tahtın üzerine” hükümdarlık tahtına ve Aziz’in makamına “çıkartıp oturttu. Hepsi de onun için secde ettiler.” Babası, annesi ve kardeşleri onu tazim, saygı ve ikram olmak üzere secdeye kapandılar. Bu durumu ve onların kendisine secde ettiklerini gören Yusuf “dedi ki: Babacığım, işte bu önceleri gördüğüm rüyanın yorumudur.” Daha önce on bir yıldız ile güneşin ve ayın bana secde ettiklerini görmüştüm. İşte bu rüyanın yorumu ve gerçekleşip ulaştığı nokta budur. “Rabbim onu doğru çıkardı.” Bunu gerçekle ilgisi olmayan karmakarışık rüyalardan biri kılmadı. “O, bana” tam … Devamını oku
Ana- babaya iyilik, saygı ve ikramda bulunmak farzdır. Onları mutlu edecek müjdeyi bir an önce haber vermek bu kapsamda değerlendirilir.
Şeytanın kışkırtmasına ve dostların arasını açmak için çalışan kimseye karşı çok dikkatli olmak gerekir.
Kulun dünya ve ahirette makamı ne kadar yüksek olursa olsun, bunun tamamı Allah Teâlâ'nın lütfuna ve kuluna nimet vererek ihsanda bulunmasına döner.
Yüce Allah'tan güzel bir son, kıyamet gününde selamet, kurtuluş ve cennette salih kimselerin arasına katılmayı istemek gerekir.
Allah Teâlâ'nın bir lütfu da peygamberlerine bazı gaybî hususları belirli hikmet ve amaçlar için bildirmesidir.
100. ayetin diğer mealleri
Ana babasını tahtın üzerine çıkarttı hepsi onun (Yusuf'un) önünde secde edip eğildiler. O zaman Yusuf: Babacığım! İşte bu, önceden gördüğüm rüyanın gerçekleşmiş olmasıdır. Rabbim onu hak kıldı. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana çok iyilikte bulundu. Gerçekten Rabbim dilediğine çok latiftir. O şüphesiz her şeyi bilendir ve Hakim'dir, dedi.
Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için secdeye (saygı secdesine) kapandılar. (Yusuf) dedi ki: «Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana (çok şey) lütfetti. Çünkü beni zindandan çıkardı ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O, hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.»
Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandılar. Bunun üzerine Yusuf dedi ki: "İşte bu durum, o rüyamın çıkmasıdır. Gerçekten Rabbim onu hak rüya kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Doğrusu Rabbim dilediğine lutfunu ihsan eder. Şüphesiz O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."
Onlar zamanı gelince bildirdiklerinin gerçekleşmesinden başkasını mı bekliyorlar? Ortaya çıktığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar; “Kuşkusuz Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek bir şefaatçi var mıdır? Veyahut yaptıklarımızdan daha başka şeyler yapmamız için bir geri dönüş hakkımız var mıdır?” derler. Onlar, kendilerini hüsrana uğratmış ve uydurdukları şeyler de kaybolup onlardan ayrılmıştır.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Ya'kûp , “Nefisleriniz sizi bir iş yapmaya sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” dedi.