وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا ١
1. Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
سورة النازعات
Naziât Suresi 46 ayettir ve Medine mushafında 2 sayfadır (sayfa 583–584); 30. cüzdedir. Her sayfa bir bölüm olmak üzere 2 bölüme ayrılır: birini ezberleyin, yardımsız okuyun, sonra bir öncekine bağlayarak sonrakine geçin.
Medine mushafının her sayfası için bir bölüm, toplam 2 bölüm. Çalışmak için bir bölüme dokunun; durumu bu tarayıcıda kalır.
Günde bir sayfayla 2 gün; günde yarım sayfayla 4 gün, her derste tekrar dahil.
Tecvid kuralları
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا ١
1. Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًا ٢
2. Andolsun kolaylıkla alanlara,
وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًا ٣
3. Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًا ٤
4. Yarıştıkça yarışanlara,
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا ٥
5. Her bir işi yürütmekle görevli olanlara,
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ٦
6. O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ٧
7. Bir diğeri de onu izler.
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ ٨
8. O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ ٩
9. Gözleri zilletle bakacaktır.
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ ١٠
10. Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً ١١
11. “Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ ١٢
12. “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ ١٣
13. Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ١٤
14. Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ١٥
15. Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى ١٦
16. Hani Rabbi ona, mukaddes Tuvâ Vadisi'nde seslenmişti.
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ١٧
17. "Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ١٨
18. Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ ١٩
19. "Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ ٢٠
20. Derken Mûsâ, ona en büyük mucizeyi gösterdi.
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ٢١
21. Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ ٢٢
22. Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ٢٣
23. Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ ٢٤
24. “Ben, sizin en yüce rabbinizim!” dedi.
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ ٢٥
25. Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ ٢٦
26. Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا ٢٧
27. Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا ٢٨
28. Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا ٢٩
29. Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ ٣٠
30. Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا ٣١
31. Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا ٣٢
32. Dağları da sapasağlam yerleştirdi.
مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ ٣٣
33. Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ ٣٤
34. Her şeyi alt üst eden o büyük felaket (kıyamet) geldiği vakit.
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ ٣٥
35. O gün insan, yaptıklarını hatırlayacak.
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ٣٦
36. Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ٣٧
37. Artık kim taşkınlık etmiş ise.
وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ٣٨
38. Dünya hayatını tercih ettiyse.
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ٣٩
39. Cehennem onun varacağı barınaktır.
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ ٤٠
40. Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa,
فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ ٤١
41. (O kimse için) Hiç şüphesiz Cennet yegâne barınaktır.
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ٤٢
42. Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ ٤٣
43. Sen onu nereden bileceksin?
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ٤٤
44. Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi.
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا ٤٥
45. Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا ٤٦
46. Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.
Naziât Suresi’nin 9 ayeti Kuran’daki başka ayetlere benzer: ezberden okurken bilinen bir tuzak. En yakınları:
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ
يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ
Devamını ezberden okuyun. Sonraki ayet:
Bölümü bir kâriyi ayet ayet takip ederek, tereddütsüz telaffuz edene kadar okuyun.
Her ayeti kâriden sonra söylemek için araya bir duraklama koyarak birkaç kez tekrar edin, sonra ayetleri birbirine bağlayın.
Üç kelimeden birini, sonra üçten ikisini gizleyin, ardından yalnızca ilk harfleri bırakın, en sonunda metnin tamamını.
Ezberden okuyun: rastgele seçilen bir ayetin devamından sınanın, kendinizi kaydedin veya birine okuyun.
Her bölüme ertesi gün, sonra giderek uzayan aralıklarla dönün; yeni bir şey ezberlemeden önce tekrar edin.