وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا ١٦٤
Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.
مُوسَى
Erkek İbranice kökenli Mūsā
PeygamberKur’an’da geçiyorMusa peygamberin adı; Tevrat’a göre “sudan çıkarılan”
Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, Nisâ 4:164.
Musa, Kur’an’da adı en çok geçen peygamberdir: 136 kez. Allah onunla doğrudan konuşmuştur: “Allah Musa ile gerçekten konuştu” (4:164); bu yüzden Kelîmullah diye anılır (Buhârî, 7510). Peygamber ﷺ, Allah’ın İsrâiloğullarını düşmanlarından kurtardığı Âşûrâ gününde oruç tutmuş ve “Ben Musa’ya sizden daha yakınım” buyurmuştur (Buhârî, 2004).
Musa, İbranice Moşe’nin Arapça biçimidir. Tevrat bu ismi “onu sudan çıkardım” diye açıklar ve nehirden kurtarılan çocuğu hatırlatır; birçok tarihçi ise onu “çocuk, doğan” anlamında Mısırca bir kelime sayar. İslam geleneğinde de benzer bir açıklama vardır: Kurtubî’nin naklettiğine göre Süddî, sandığın su (Kıptîcede mû) ile ağaçlar (şâ) arasında bulunduğunu söylemiştir. Yabancı (a‘cemî) bir isim olduğu için tenvin almaz.
Evet: Musa adı Kur’an’da 136 kez, 34 sûrede geçer.
وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا ١٦٤
Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.
وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ مُوسَىٰٓ إِنَّهُۥ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا ٥١
Kitapta Mûsâ'yı da an. Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş bir rasul ve bir peygamberdi.
وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّ مُوسَىٰٓ أَنْ أَرْضِعِيهِ فَإِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَأَلْقِيهِ فِى ٱلْيَمِّ وَلَا تَخَافِى وَلَا تَحْزَنِىٓ إِنَّا رَآدُّوهُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ٧
Mûsâ’nın anasına: ‘Onu emzir, onun adına bir tehlikeden korkarsan onu hemen denize bırak. Korkma ve üzülme. Şüphesiz biz onu sana döndürecek ve onu peygamberlerden kılacağız’ diye ilham ettik.
وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ١٤٣
Mûsâ, belirlediğimiz vakitte gelince Rabbi onunla konuştu. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Bana (kendini) göster de sana bakayım!" Rabbi: "Beni göremeyeceksin, fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin." dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Mûsâ bayılarak yere kapandı. Ayıldığında: "Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim içinde) Sana iman edenlerin ilkiyim." dedi.
Musa ismi hakkında özel bir nas veya âlim görüşü yoktur: İslam’ın genel ölçüleri geçerlidir.
İsim koymanın ölçülerini okuyun
Bu sayfa bir fetva değil, düşünmeye yardımcı bir rehberdir. Kişisel bir durum için ehil bir âlime danışın.