Onları on iki kabileye ayırmıştık. Kavmi Mûsâ ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur!” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fışkırdı. Her kabile su içeceği yeri öğrendi. Onları bulut ile gölgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler.
A’râf Suresi’nin 160. ayeti (7:160) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 171. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 160. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
160. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Biz İsrailoğulları'nı on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su için Allah'a dua etmesini isteyince, biz Musa'ya: "Ey Musa! Asanla taşa vur!" diye buyurduk. Bunun üzerine Musa da taşa vurdu ve kabilelerin sayısı kadar on iki pınar fışkırdı. Onlardan her kabile kendine özel su içme yerini belledi. Diğer kabile o su içme yerinde onlara ortak olmadı. Ardından üzerlerine bulutla gölge yaptık ve onların yürüyüşleri ile birlikte onlarla beraber hareket ettirdik. Onlar yürüdüklerinde bulut onların üzerinde hareket eder ve durduklarında da dururdu. Onlara kendi nimetlerimizden bal gibi tatlı bir içecek ve bıldırcına benzeyen eti lezzetli küçük bir kuş etini rızık olarak indirdik. Onlara dedik ki: Size verdiğimiz bu temiz rızıklardan yiyin. Onların zulmetmesi ve kendilerine verilen nimetlere karşı nankörlük etmeleri bize bir noksanlık vermedi. Fakat onlar, Allah'ın emirlerine muhalefet ederek ve vermiş olduğu nimetlerine karşı nankörlük ederek helak olma yollarını açıp kendi nefislerine zulmettiler.
160. “Biz onları (Yakub’un) oğulları (sayısınca)” Birbiri ile tanışan, birbiri ile kaynaşan ve her biri Yakub’un oğullarından birinin soyundan gelen “on iki kabileye ayırdık.” “Kavmi ondan su istediği zaman” Kavmi ondan Yüce Allah’a, hem kendilerinin hem de davarlarının içecekleri bir su ihsan etmesi için Allah’a dua etmesini istediler. Çünkü -doğrusunu en iyi Allah bilir ama- suyu az olan bir yerde bulunuyorlardı. Yüce Allah da Mûsâ’ya ilettikleri taleplerini kabul ederek “Mûsâ’ya: Asanla taşa vur, diye vahyettik.” Bunun belli bir taş olma ihtimali olduğu gibi herhangi bir taş anlamında cins … Devamını oku
Küfür ve inkâr etmek, nimetlerden mahrum olmaya sebep olur.
Cezanın başa gelmesi ve azabın inmesinin sebeplerinden bir tanesi de şeri hükümlerde hile yapmaktır. Çünkü böyle yapmak zulümdür ve Yüce Allah'ın belirlediği sınırları çiğneyip, aşmaktır.
160. ayetin diğer mealleri
Onları on iki kabileye ayırmıştık. Kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fışkırdı. Her kabile su içeceği yeri öğrendi. Onları bulut ile gölgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler.
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa’ya, «Asanı taşa vur!» diye vahyettik. Derhal ondan on iki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. (Onlara dedik ki): «Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin.» Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize değil kendilerine zulmediyorlardı.
Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa'ya, elindeki asâ ile taşa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik, gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı.
160. ayet kelime kelime
وَقَطَّعْنَٰهُمُwaqaṭṭaʿnāhumuve biz onları ayırdık
ٱثْنَتَىْith'natayiki (oniki)
عَشْرَةَʿashrataon (oniki)
أَسْبَاطًاasbāṭankabileye
أُمَمًاumamanümmetler halinde
وَأَوْحَيْنَآwa-awḥaynāvahyettik
إِلَىٰilāMusa'ya
مُوسَىٰٓmūsā
إِذِidhizaman
ٱسْتَسْقَىٰهُis'tasqāhusu istediği
قَوْمُهُۥٓqawmuhukavmin
أَنِanidiye
ٱضْرِبiḍ'ribvur
بِّعَصَاكَbiʿaṣākaasanla
ٱلْحَجَرَl-ḥajarataşa
فَٱنۢبَجَسَتْfa-inbajasatve fışkırdı
مِنْهُmin'huondan (taştan)
ٱثْنَتَاith'natāiki (oniki)
عَشْرَةَʿashrataon (oniki)
عَيْنًاʿaynangöze
قَدْqadşüphesiz
عَلِمَʿalimabildi
كُلُّkulluher
أُنَاسٍunāsinkabile
مَّشْرَبَهُمْmashrabahumiçeceği yeri
وَظَلَّلْنَاwaẓallalnāve gölge yaptık
عَلَيْهِمُʿalayhimuüzerlerine
ٱلْغَمَٰمَl-ghamāmabulutla
وَأَنزَلْنَاwa-anzalnāve indirdik
عَلَيْهِمُʿalayhimuonlara
ٱلْمَنَّl-manakudret helvası
وَٱلسَّلْوَىٰwal-salwāve bıldırcın eti
كُلُوا۟kulūyeyin
مِنmingüzel olanlardan
طَيِّبَٰتِṭayyibāti
مَاmāşeylerden
رَزَقْنَٰكُمْrazaqnākumsizi rızıklandırdığımız
وَمَاwamāama
ظَلَمُونَاẓalamūnāonlar bize zulmetmediler
وَلَٰكِنwalākinfakat
كَانُوٓا۟kānūonlar
أَنفُسَهُمْanfusahumkendi kendilerine
يَظْلِمُونَyaẓlimūnazulmediyorlardı
160. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Fakat onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.
Mûsâ, (çölde) halkı için su aradığında: "Değneğinle taşa vur!" dedik. Ondan on iki pınar fışkırdı ve her grup su içeceği pınarı öğrenmişti. Allah’ın rızkından yiyin, için; fakat yeryüzünde bozguncular olarak taşkınlık yapmayın!
Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma uğrayan yıkılıp yok olur gider.
(Kâfirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin emrinin gelip çatmasından başkasını mı beklerler? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.