İçeriğe geç

A’râf Suresi 160. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٦٠

7:160 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 171. sayfa Mekki sure

7:160 ayetinin metni

وَقَطَّعْنَٰهُمُ ٱثْنَتَىْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًا وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسْتَسْقَىٰهُ قَوْمُهُۥٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنۢبَجَسَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْغَمَٰمَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ۝١٦٠

Okunuşu

waqaṭṭaʿnāhumu ith'natay ʿashrata asbāṭan umaman wa-awḥaynā ilā mūsā idhi is'tasqāhu qawmuhu ani iḍ'rib biʿaṣāka l-ḥajara fa-inbajasat min'hu ith'natā ʿashrata ʿaynan qad ʿalima kullu unāsin mashrabahum waẓallalnā ʿalayhimu l-ghamāma wa-anzalnā ʿalayhimu l-mana wal-salwā kulū min ṭayyibāti mā razaqnākum wamā ẓalamūnā walākin kānū anfusahum yaẓlimūna

Meal

Onları on iki kabileye ayırmıştık. Kavmi Mûsâ ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur!” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fışkırdı. Her kabile su içeceği yeri öğrendi. Onları bulut ile gölgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 160. ayeti (7:160) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 171. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 160. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

160. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Biz İsrailoğulları'nı on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su için Allah'a dua etmesini isteyince, biz Musa'ya: "Ey Musa! Asanla taşa vur!" diye buyurduk. Bunun üzerine Musa da taşa vurdu ve kabilelerin sayısı kadar on iki pınar fışkırdı. Onlardan her kabile kendine özel su içme yerini belledi. Diğer kabile o su içme yerinde onlara ortak olmadı. Ardından üzerlerine bulutla gölge yaptık ve onların yürüyüşleri ile birlikte onlarla beraber hareket ettirdik. Onlar yürüdüklerinde bulut onların üzerinde hareket eder ve durduklarında da dururdu. Onlara kendi nimetlerimizden bal gibi tatlı bir içecek ve bıldırcına benzeyen eti lezzetli küçük bir kuş etini rızık olarak indirdik. Onlara dedik ki: Size verdiğimiz bu temiz rızıklardan yiyin. Onların zulmetmesi ve kendilerine verilen nimetlere karşı nankörlük etmeleri bize bir noksanlık vermedi. Fakat onlar, Allah'ın emirlerine muhalefet ederek ve vermiş olduğu nimetlerine karşı nankörlük ederek helak olma yollarını açıp kendi nefislerine zulmettiler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

160. “Biz onları (Yakub’un) oğulları (sayısınca)” Birbiri ile tanışan, birbiri ile kaynaşan ve her biri Yakub’un oğullarından birinin soyundan gelen “on iki kabileye ayırdık.” “Kavmi ondan su istediği zaman” Kavmi ondan Yüce Allah’a, hem kendilerinin hem de davarlarının içecekleri bir su ihsan etmesi için Allah’a dua etmesini istediler. Çünkü -doğrusunu en iyi Allah bilir ama- suyu az olan bir yerde bulunuyorlardı. Yüce Allah da Mûsâ’ya ilettikleri taleplerini kabul ederek “Mûsâ’ya: Asanla taşa vur, diye vahyettik.” Bunun belli bir taş olma ihtimali olduğu gibi herhangi bir taş anlamında cins … Devamını oku

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 160-163. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 171. sayfası).

  • Küfür ve inkâr etmek, nimetlerden mahrum olmaya sebep olur.
  • Cezanın başa gelmesi ve azabın inmesinin sebeplerinden bir tanesi de şeri hükümlerde hile yapmaktır. Çünkü böyle yapmak zulümdür ve Yüce Allah'ın belirlediği sınırları çiğneyip, aşmaktır.

160. ayetin diğer mealleri

Onları on iki kabileye ayırmıştık. Kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fışkırdı. Her kabile su içeceği yeri öğrendi. Onları bulut ile gölgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

   Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa’ya, «Asanı taşa vur!» diye vahyettik. Derhal ondan on iki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. (Onlara dedik ki): «Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin.» Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize değil kendilerine zulmediyorlardı.

Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa'ya, elindeki asâ ile taşa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik, gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı.

160. ayet kelime kelime

  1. وَقَطَّعْنَٰهُمُ waqaṭṭaʿnāhumu ve biz onları ayırdık
  2. ٱثْنَتَىْ ith'natay iki (oniki)
  3. عَشْرَةَ ʿashrata on (oniki)
  4. أَسْبَاطًا asbāṭan kabileye
  5. أُمَمًا umaman ümmetler halinde
  6. وَأَوْحَيْنَآ wa-awḥaynā vahyettik
  7. إِلَىٰ ilā Musa'ya
  8. مُوسَىٰٓ mūsā
  9. إِذِ idhi zaman
  10. ٱسْتَسْقَىٰهُ is'tasqāhu su istediği
  11. قَوْمُهُۥٓ qawmuhu kavmin
  12. أَنِ ani diye
  13. ٱضْرِب iḍ'rib vur
  14. بِّعَصَاكَ biʿaṣāka asanla
  15. ٱلْحَجَرَ l-ḥajara taşa
  16. فَٱنۢبَجَسَتْ fa-inbajasat ve fışkırdı
  17. مِنْهُ min'hu ondan (taştan)
  18. ٱثْنَتَا ith'natā iki (oniki)
  19. عَشْرَةَ ʿashrata on (oniki)
  20. عَيْنًا ʿaynan göze
  21. قَدْ qad şüphesiz
  22. عَلِمَ ʿalima bildi
  23. كُلُّ kullu her
  24. أُنَاسٍ unāsin kabile
  25. مَّشْرَبَهُمْ mashrabahum içeceği yeri
  26. وَظَلَّلْنَا waẓallalnā ve gölge yaptık
  27. عَلَيْهِمُ ʿalayhimu üzerlerine
  28. ٱلْغَمَٰمَ l-ghamāma bulutla
  29. وَأَنزَلْنَا wa-anzalnā ve indirdik
  30. عَلَيْهِمُ ʿalayhimu onlara
  31. ٱلْمَنَّ l-mana kudret helvası
  32. وَٱلسَّلْوَىٰ wal-salwā ve bıldırcın eti
  33. كُلُوا۟ kulū yeyin
  34. مِن min güzel olanlardan
  35. طَيِّبَٰتِ ṭayyibāti
  36. مَا mā şeylerden
  37. رَزَقْنَٰكُمْ razaqnākum sizi rızıklandırdığımız
  38. وَمَا wamā ama
  39. ظَلَمُونَا ẓalamūnā onlar bize zulmetmediler
  40. وَلَٰكِن walākin fakat
  41. كَانُوٓا۟ kānū onlar
  42. أَنفُسَهُمْ anfusahum kendi kendilerine
  43. يَظْلِمُونَ yaẓlimūna zulmediyorlardı

160. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Bakara 2:57

    وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Fakat onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.

  • Bakara 2:60

    وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    Mûsâ, (çölde) halkı için su aradığında: "Değneğinle taşa vur!" dedik. Ondan on iki pınar fışkırdı ve her grup su içeceği pınarı öğrenmişti. Allah’ın rızkından yiyin, için; fakat yeryüzünde bozguncular olarak taşkınlık yapmayın!

  • Bakara 2:172

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer sadece Allah'a ibadet ediyorsanız, O'na şükredin.

  • Tâhâ 20:81

    كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَلَا تَطْغَوْا۟ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى وَمَن يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوَىٰ

    Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz, bu hususta taşkınlık ve nankörlük de etmeyiniz; sonra size gazabım iner. Gazabıma uğrayan yıkılıp yok olur gider.

  • Nahl 16:118

    وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا مَا قَصَصْنَا عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

  • Nahl 16:33

    هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ أَمْرُ رَبِّكَ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    (Kâfirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin emrinin gelip çatmasından başkasını mı beklerler? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

A’râf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ