İçeriğe geç

A’râf Suresi 131. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٣١

7:131 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 166. sayfa Mekki sure

7:131 ayetinin metni

فَإِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلْحَسَنَةُ قَالُوا۟ لَنَا هَٰذِهِۦ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا۟ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمْ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ۝١٣١

Okunuşu

fa-idhā jāathumu l-ḥasanatu qālū lanā hādhihi wa-in tuṣib'hum sayyi-atun yaṭṭayyarū bimūsā waman maʿahu alā innamā ṭāiruhum ʿinda l-lahi walākinna aktharahum lā yaʿlamūna

Meal

Onlara bir iyilik geldiği zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Mûsâ ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin! Onların başına gelen uğursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 131. ayeti (7:131) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 166. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 131. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

131. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Firavun hanedanı ürünlerde bolluk, güzellik ve fiyatlarda ucuzluk görünce, "Hak ettiğimiz ve sadece bize özel olduğu için bu bize verildi" derler. Eğer kendilerine bir felaket ve kuraklık, kıtlık, hastalıkların artması ve diğer başka musibetler gelirse Musa ve onunla beraber olan İsrailoğulları'nı uğursuzluk sayarlardı. Gerçek o ki, onların başına gelen bu uğursuzluğun hepsi her noksanlıktan münezzeh olan Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın takdiridir. Hâlbuki ne kendilerinin ne de Musa -aleyhisselam-'ın bir alakası vardır. Sadece onlara bu belanın gelmesi, Musa -aleyhisselam-'ın onlara bedduasındandır. Fakat çoğu bunu bilmezler ve bu tür olayları Allah'tan başkasına isnat ederler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

131. “Onlara bir iyilik” bol ürün ve geniş rızıklar “geldiğinde: Bu zaten bizim hakkımız, dediler.” Biz bunu hak etmişizdir, deyip onlar için Allah’a şükretmediler. “Eğer başlarına bir fenalık” kıtlık ve kuraklık “gelirse bunu Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğu olarak kabul ederlerdi.” Yani: Bu, başımıza Mûsâ’nın bize gelişi ve İsrailoğullarının da ona uymasından dolayı gelmiştir, diyorlardı. Yüce Allah ise buna: “İyi bilin ki onların bu uğursuzluğu, ancak Allah katındandır” diye cevap vermektedir. Yani bu musibetler, Allah’ın kaza ve kudreti iledir. Yoksa onların dediği gibi değildir. Aksine buna asıl sebep, onların günahları ve küfürleridir. “Fakat onların çoğu bilmezler.” Bu sözleri de bundan dolayı söylemişlerdir.

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 131-137. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 166. sayfası).

  • Hayır, şer, iyilik ve kötülüklerin hepsi Yüce Allah'ın kazası ve kaderi iledir. Bunların hiçbiri Allah'ın kaza ve kaderinden çıkmaz.
  • İnsanların başa gelen zorluk, sıkıntı ve musibetler zamanında Allah'a sığınmaları fitrî imanlarının onları harekete geçirmesinin bir sonucudur.
  • Müminlerin, Yüce Allah'ın ayet ve yarattıklarındaki sünnetini, bunların neden ve sonuçlarını düşünüp tefekkür etmesi gerekir.
  • Yüce Allah'ın azim olan kuvveti karşısında fert ve devletlerin kuvveti yok olmaya mahkumdur. Allah'a iman etmek bütün kuvvetlerin kaynağıdır.
  • Allah Teâlâ sabreden Mümin kullarını zulme uğramalarının ardından yeryüzünde kuvvet sahibi kılar.

131. ayetin diğer mealleri

Onlara bir iyilik geldiği zaman; “Bu bizim hakkımızdır” derler. Onlara bir kötülük dokunduğu zaman onu Musa ve onun yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Dikkat edin, onların başına gelen uğursuzlukları sadece Allah katındandır. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

  Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, «Bu bizim hakkımızdır» derler, eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.

Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman, işte bu bizim hakkımızdır, dediler, başlarına bir kötülük gelince de, işte bu Musa ile yanındakilerin uğursuzluğu yüzünden, dediler. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler.

131. ayet kelime kelime

  1. فَإِذَا fa-idhā zaman
  2. جَآءَتْهُمُ jāathumu onlara geldiği
  3. ٱلْحَسَنَةُ l-ḥasanatu bir iyilik
  4. قَالُوا۟ qālū derler
  5. لَنَا lanā bizimdir
  6. هَٰذِهِۦ hādhihi bu
  7. وَإِن wa-in eğer
  8. تُصِبْهُمْ tuṣib'hum kendilerine ulaşırsa
  9. سَيِّئَةٌ sayyi-atun bir kötülük
  10. يَطَّيَّرُوا۟ yaṭṭayyarū uğursuz sayarlardı
  11. بِمُوسَىٰ bimūsā Musa
  12. وَمَن waman kimseleri
  13. مَّعَهُۥٓ maʿahu ve beraberindeki
  14. أَلَآ alā iyi bilinki
  15. إِنَّمَا innamā ancak
  16. طَٰٓئِرُهُمْ ṭāiruhum onların uğursuzluğu
  17. عِندَ ʿinda katındadır
  18. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  19. وَلَٰكِنَّ walākinna fakat
  20. أَكْثَرَهُمْ aktharahum çokları
  21. لَا lā bilmezler
  22. يَعْلَمُونَ yaʿlamūna

131. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Duhân 44:39

    مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Onları ancak hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.

  • Tûr 52:47

    وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Zalimler için bundan başka da azap vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.

  • Yûnus 10:55

    أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَلَآ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Yine bilesiniz ki, Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

  • Kasas 28:13

    فَرَدَدْنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri döndürdük. Fakat, onların çoğu bilmezler.

  • En’âm 6:37

    وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةً وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    “Rabbinden ona bir âyet (mûcize) indirilseydi ya!” dediler. De ki: Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.

  • Enfâl 8:34

    وَمَا لَهُمْ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَمَا كَانُوٓا۟ أَوْلِيَآءَهُۥٓ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Onlar Mescid-i Haram’dan (Müminleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.

A’râf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ