idh tamshī ukh'tuka fataqūlu hal adullukum ʿalā man yakfuluhu farajaʿnāka ilā ummika kay taqarra ʿaynuhā walā taḥzana waqatalta nafsan fanajjaynāka mina l-ghami wafatannāka futūnan falabith'ta sinīna fī ahli madyana thumma ji'ta ʿalā qadarin yāmūsā
Meal
Kız kardeşin gitmiş ve: "O’na bakacak birini size göstereyim mi?" demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri döndürdük. Sen bir adam öldürmüştün de, seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdir üzere geldin ey Mûsâ!
Tâhâ Suresi’nin 40. ayeti (20:40) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 314. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Tâhâ Suresi 40. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
40. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Hani kız kardeşin sandık ilerledikçe onunla ilerleyip takip ediyordu. Onu alanlara dedi ki: Onu yetiştirecek, koruyacak ve emzirecek birisini size göstereyim mi? Senin kendisine dönmenden mutlu olması ve üzülmemesi için annene geri döndürmeyi sana bahşettik. Yumruk atarak öldürdüğün Kıptî’den ötürü ceza almaktan kurtulmayı sana bahşettik. Başına gelen her imtihandan seni kurtardık. Çıkıp senelerce Medyen halkı arasında kaldın. Sonra -Ey Musa!- sana takdir edilen vakitte seninle konuşulması için o vadiye geldin.
40. Mûsâ, düşmanının eline düşünce annesi son derece endişelendi. Yüreği onun tasasıyla dolu halde sabahı etti. Eğer Yüce Allah, ona sebat verip de kalbini pekiştirmemiş olsaydı mutlaka onun durumunu bildiriverecekti. İşte böyle bir durumda Yüce Allah, Mûsâ’ya hiçbir sütanneyi kabul ettirmedi. Hiçbir kadının memesini asla kabul etmiyordu. Bu sonunda annesine dönsün, annesi de onu emzirsin, annesinin yanında kalsın, böylelikle annesin gözü aydın olsun, huzur ve sükûn bulsun diyeydi. Onun için Mûsâ’ya süt anneler getiriliyor, fakat o hiçbirisinin memesini kabul etmiyordu. Bunun üzerine Mûsâ’nın … Devamını oku
Yüce Allah Musa -aleyhisselam- ve diğer resul ve peygamberlerle konuşarak onlara özen vermiştir. Peygamber varislerinin içinde bulundukları hal ve duruma göre Allah katında kendilerine uygun özen vardır.
Yaratılmışlara bahşedilen genel hidayetten bir tanesi de her canlının yaratılmış olduğu menfaatleri elde etmek ve zararlı olan şeyleri kendisinden defetmek için çabalamasıdır.
İyiliği emredip kötülükten yasaklamanın fazileti beyan edilmiştir. Güçlü olan kimseye yumuşak söz ile yaklaşılır. Böylece korunması güvence altında olur.
Geçmiş, şuan ve gelecek ile ilgili gayb ilmi yalnızca Yüce Allah'a aittir.
40. ayetin diğer mealleri
Kızkardeşin gitmiş ve: O’na bakacak birini size göstereyim mi? demişti. Böylece seni, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye annene geri vermişti. Sen bir adam öldürmüştün de seni yine üzüntüden kurtarmıştık. Bu şekilde seni (önceden de) imtihan etmiştik. Senelerce Medyen halkı arasında kalmıştın. Sonra da bir takdire göre geldin ey Musa!
Hani, kız kardeşin gidip «Ona bakacak birini size bulayım mı?» diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kalmış, sonra yine takdir ettiğimiz vakte gelmiştin ey Mûsâ."
Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
40. ayet kelime kelime
إِذْidhhani
تَمْشِىٓtamshīgidiyordu
أُخْتُكَukh'tukakızkardeşin
فَتَقُولُfataqūluve diyordu
هَلْhalmi?
أَدُلُّكُمْadullukumsize göstereyim
عَلَىٰʿalābirini
مَنman
يَكْفُلُهُۥyakfuluhuona bakacak
فَرَجَعْنَٰكَfarajaʿnākaböylece seni geri verdik
إِلَىٰٓilāannene
أُمِّكَummika
كَىْkayki
تَقَرَّtaqarraaydın olsun
عَيْنُهَاʿaynuhāgözü
وَلَاwalāve asla
تَحْزَنَtaḥzanaüzülmesin
وَقَتَلْتَwaqataltave sen öldürmüştün
نَفْسًاnafsanbir adam
فَنَجَّيْنَٰكَfanajjaynākaseni kurtarmıştık
مِنَminatasadan
ٱلْغَمِّl-ghami
وَفَتَنَّٰكَwafatannākave seni denemiştik
فُتُونًاfutūnan(iyi bir) deneyişle
فَلَبِثْتَfalabith'tasonra kaldın
سِنِينَsinīnayıllarca
فِىٓfīarasında
أَهْلِahlihalkı
مَدْيَنَmadyanaMedyen
ثُمَّthummasonra
جِئْتَji'tabize geldin
عَلَىٰʿalābelirlediğimiz vakitte
قَدَرٍqadarin
يَٰمُوسَىٰyāmūsāey Musa
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.