İçeriğe geç

Kasas Suresi 44. Ayet

سورة القصص، الآية ٤٤

28:44 20. cüz 39. hizb Mushaf’ta 391. sayfa Mekki sure

28:44 ayetinin metni

وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلْغَرْبِىِّ إِذْ قَضَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلْأَمْرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ ۝٤٤

Okunuşu

wamā kunta bijānibi l-gharbiyi idh qaḍaynā ilā mūsā l-amra wamā kunta mina l-shāhidīna

Meal

Mûsâ’ya emir verdiğimizde sen, Tûr Dağı'nın batı tarafında bulunmuyordun. Sen buna şahit olanlardan da değildin.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kasas Suresi’nin 44. ayeti (28:44) Mekki bir surededir; 20. cüzde, Mushaf’ın 391. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kasas Suresi 44. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

44. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Peygamber!- Musa -aleyhisselam-'ı, Firavun ve soylular topluluğuna gönderme işini ona bildirerek sonuca bağladığımız zaman sen Musa’ya göre dağın doğusunda bulunmuyordun. Sen orada hazır bulunanlardan biri değildin ki, bunun haberini bilip onu insanlara anlatasın. Senin onlara haber verdiklerin yalnızca Allah’ın sana vahyettikleridir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

44. Yüce Allah, Rasûlü’ne gayba dair bu haberleri anlattıktan sonra kulların dikkatlerini bunun katıksız ilâhî bir haber olduğuna, vahiy dışında peygamberin bunları bilmesine imkân bulunmadığına çekmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Biz, Mûsâ’ya o (peygamberlik) görevini verdiğimizde sen” Tûr dağının “batı tarafında değildin. Sen” buna “tanık olanlardan da değildin” ki bu yolla ona dair bilgi sana ulaşmış, denilebilsin.

Kasas Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kasas suresinin 44-50. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 391. sayfası).

  • Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah’ın bildirmesi dışında gaybı bilemez.
  • Geçen zamanın uzamasıyla ilmin izlerinin silindiği anlatılmıştır.
  • Kâfirlere, Allah’ın resulüne vahyettiği vahyinden daha hidayetli bir şey getirmekle meydan okunmuştur.
  • Kâfirlerin, kanıtlara ittiba etmeleri sebebiyle değil de, arzularına ittiba etmeleri sebebiyle olan sapıklığı bildirilmiştir.

44. ayetin diğer mealleri

Musa’ya emir verdiğimizde sen (Tur'un) batı yanında değildin ve sen (buna) şahit olanlardan da değildin.

(Rasûlüm!) Musa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen (Tûr Dağı'nın) batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseye) şahit olanlardan da değildin.

(Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden değildin.

44. ayet kelime kelime

  1. وَمَا wamā ve
  2. كُنتَ kunta sen değildin
  3. بِجَانِبِ bijānibi tarafında
  4. ٱلْغَرْبِىِّ l-gharbiyi batı
  5. إِذْ idh vakit
  6. قَضَيْنَآ qaḍaynā yaptığımız
  7. إِلَىٰ ilā Musa'ya
  8. مُوسَى mūsā
  9. ٱلْأَمْرَ l-amra o işi
  10. وَمَا wamā ve
  11. كُنتَ kunta değildin
  12. مِنَ mina görenlerden
  13. ٱلشَّٰهِدِينَ l-shāhidīna

44. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:44

    ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    (Ey Peygamber!) Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura çekerlerken) sen yanlarında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.

  • Hûd 11:49

    تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا فَٱصْبِرْ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

    İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

  • Hûd 11:100

    ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيْكَ مِنْهَا قَآئِمٌ وَحَصِيدٌ

    İşte bunlar sana kıssa olarak anlattığımız ülkelere ait haberlerdendir. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.

  • Yûsuf 12:102

    ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ أَجْمَعُوٓا۟ أَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

    (Ey Muhammed!) İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar (Yûsuf’un kardeşleri) hile yaparak işlerini kararlaştırdıkları zaman sen yanlarında değildin.

  • Tâhâ 20:99

    كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ وَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكْرًا

    İşte geçmiş olanların haberlerinden sana böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (öğüt) verdik.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ