Geleneğin Âsiye diye andığı Firavun’un eşi, çocuk Mûsâ’yı sahiplenmiştir: “Benim için de senin için de göz aydınlığıdır; onu öldürmeyin” (28:9). Kur’an onu duasıyla mü’minlere örnek gösterir: “Rabbim! Katında, cennette bana bir ev yap” (66:11). Peygamber ﷺ de onu Meryem ile birlikte kemâle ermiş kadınlar arasında saymıştır (Buhârî, 3411).
Asiye isminin anlamı ve kökeni
Âsiye, Kur’an’ın adını anmadığı Firavun’un eşine geleneğin verdiği isimdir; Halîl’den itibaren eski sözlükler onu böyle kaydeder. Arapçada kelime e-s-v köküne bağlanır: dilciler âsiye’ye “direk, sağlam bina” anlamını verir, el-âsî de yaraları saran hekim demektir; “örnek” anlamındaki üsve de aynı köktendir. Aslî adının ne olduğu bilinmez. Türkçede aynı biçimde yazılan âsiye (“isyankâr”, Arapça ʿâsiye) başka bir kelimedir.
İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin için gerçekten uyulacak, güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine: “Muhakkak bizler sizden ve Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden uzağız. Sizi inkâr ettik, yalnız Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda düşmanlık ve kin ebediyen baş göstermiştir” demişlerdi. İbrahim’in babasına söylediği: “Muhakkak senin için mağfiret isteyeceğim ama Allah’a karşı sana fayda sağlayamam” sözü müstesna: "Senin için bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek hiçbir şeye gücüm yetmez. Rabbimiz! Sana dayandık, sana yöneldik ve dönüş sanadır."