Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.
Ankebût Suresi’nin 39. ayeti (29:39) Mekki bir surededir; 20. cüzde, Mushaf’ın 401. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Ankebût Suresi 39. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
39. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Karun’u -Musa'nın kavmine karşı haddi aşınca- ve evini yerin dibine batırarak helak ettik. Firavun’u ve veziri Haman'ı da denizde boğarak helak ettik. Oysa Musa, onlara doğruluğunu ispat eden apaçık mucizeler getirdi. Onlar ise Mısır topraklarında ona iman etmeyerek büyüklendiler. Bizi aşıp geçerek azabımızdan kurtulamadılar.
39. Kârûn, Firavun ve Hâmân’a da Yüce Allah, İmran oğlu Mûsâ’yı peygamber olarak apaçık âyetlerle, göz kamaştırıcı mucizelerle göndermişti de onlar bunlara boyun eğmediler. Yeryüzünde Allah’ın kullarına karşı büyüklük tasladılar, onları zelil ettiler, hakka karşı da büyüklenip onu reddettiler. Ancak ilâhî azap onların tepelerine indiğinde kaçıp kurtulmaya güçleri yetmedi. Allah'ın elinden kaçıp kurtulamadılar. Aksine O’nun hükmüne teslim oldular.
Dünyada olan azap türlerinin çokluğu belirtilmiştir.
Yüce Allah, haksızlık etmekten münezzehtir.
Allah'ın dışında başka şeylere bağlanmak en zayıf sebeplere bağlanmaktır.
Mümin kimsenin davranışlarının ıslah edilmesinde, namazın önemi anlatılmıştır.
39. ayetin diğer mealleri
Şaban Piriş
Karun'u, Firavun’u ve Haman’ı (helak etti.) Musa, onlara apaçık delillerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler. Onlar kaçıp kurtulamazlar. Onlardan her birini günahı sebebiyle yakaladık.
Ali Özek ve arkadaşları
Karun’u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'ı da (helak ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Halbuki (azabımızı aşıp ) geçebilecek değillerdi.
39. ayet kelime kelime
وَقَٰرُونَwaqārūnave Kaarun'u
وَفِرْعَوْنَwafir'ʿawnave Fir'avn'ı
وَهَٰمَٰنَwahāmānave Haman'ı
وَلَقَدْwalaqadve andolsun
جَآءَهُمjāahumonlara geldi
مُّوسَىٰmūsāMusa
بِٱلْبَيِّنَٰتِbil-bayinātiaçık kanıtlarla
فَٱسْتَكْبَرُوا۟fa-is'takbarūfakat onlar büyüklük tasladılar
فِىfīo yerde
ٱلْأَرْضِl-arḍi
وَمَاwamāama
كَانُوا۟kānūdeğillerdi
سَٰبِقِينَsābiqīnageçip gidecek
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.