Kehf Suresi’nin 60. ayeti (18:60) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 300. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kehf Suresi 60. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
60. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Resul!- De ki: Musa -aleyhisselam- hizmetçisi Yûşâ b. Nûn'a şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar yürümeye devam edeceğim veya salih kulla buluşuncaya kadar uzun zaman yürüyeceğim ve ondan ilim öğreneceğim.''
60. Yüce Allah, (bu kıssada) peygamberi Mûsâ aleyhisselam ile onun hayra ve ilim öğrenmeye olan ileri derecedeki arzusunu haber vermektedir. O, yanındaki delikanlıya, yani yolculukta da ikamet halinde de yanından ayrılmayan hizmetçisi Yûşâ’ b. Nûn’a -ki Yüce Allah daha sonra ona da peygamberlik vermiştir- şöyle demişti: “Durmayacağım, tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım.” Yani aldığım yol uzayıp gitse dahi ve son derece yorgun düşsem bile iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yolculuğuma devam edeceğim. Burası hakkında Yüce Allah kendisine şöyle vahyetmişti: Orada Allah’ın … Devamını oku
Kur'an son derece azametli, ihtişamlı ve kapsamlıdır. Çünkü Kur'an'da her faydalı ilme ve ebedî saadete ulaştıran ve tüm şerli şeylerden koruyan bütün yöntemler bulunmaktadır.
Hakka karşı batıl ile mücadele eden bozguncuların çaresiz bırakılmaları hakkın ortaya çıkmasının, batıl ve fesadın aşikâr olmasının en büyük sebeplerinden birisidir. Bu ise Allah Teâlâ'nın hikmeti ve rahmetindendir.
Ayetlerde hakkı öğrendikten sonra, onu terk edenler, hak ile kendi arasına bir engelin konulması ve bir daha ona ulaşamamak ile korkutulmuşlardır. Zira bu çok korkutan, sakınılması gereken bir husustur.
İlmin üstünlüğü ve onu talep etmek için yolculuk yapmak, bulundukları ülkeler uzak olsa dahi üstün, erdemli kimseler ve âlimlerle buluşmayı bir fırsat olarak değerlendirmenin önemine işaret vardır.
el-Hût, her türlü büyük ve küçük balığa denilir. Kur'an-ı Kerim'de balık anlamına gelen semek lafzı geçmemiştir. Sadece Hût, Nûn ve taze et olarak zikredilmiştir.
60. ayetin diğer mealleri
Hani Musa, genç arkadaşına: İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.
Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim.»
Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim."
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cebrâil -aleyhisselâm-’a: «Bizi daha sık ziyaret etmeni engelleyen nedir?» diye sordu. Bunun üzerine, «Biz ancak senin Rabbinin emriyle ineriz; önümüzde, arkamızda ve bunların arasında ne…
Eğer Allah insanları işlediklerinden dolayı hemen yakalayıp cezalandırsaydı onun (yerin) üzerinde bir tek canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar ertelemektedir. Ecelleri geldiğinde artık muhakkak ki Allah kullarını görmektedir.
Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Hâlbuki onlardan önce nice örnekler gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, zulümlerine rağmen insanlara yine de mağfiret edendir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir.