26:48 ayetinin metni
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٤٨
Okunuşu
rabbi mūsā wahārūna
Meal
Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine iman ettik dediler.
سورة الشعراء، الآية ٤٨
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٤٨
rabbi mūsā wahārūna
Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine iman ettik dediler.
Şuarâ Suresi’nin 48. ayeti (26:48) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 369. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Musa ve Harun -aleyhimesselam-'ın Rabbine.
46-48. Sihirbazlar, bu büyük mucizeyi gördüklerinde sihir işini bildiklerinden dolayı Mûsâ’nın yaptığı bu işin sihir olmadığına kesin kanaat getirdiler. Bunun ancak Allah’ın âyetlerinden bir âyet, Mûsâ’nın doğruluğunu ortaya koyan ve getirdiğinin gerçek olduğunu gösteren bir mucize olduğunu anladılar. Bunun üzerine “sihirbazlar derhal” Rablerine “secdeye kapandılar. Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik, Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine…” Böylelikle o toplantı yerinde batıl, kökünden yok edildi. Bu batılın elebaşları da onun batıl olduğunu ikrar ve itiraf etti, hak da açıkça ortaya çıkıp üstün geldi. Herkes de bunu gözleriyle gördü. Ancak Firavun, azgınlık ve sapıklıkta direnerek, inadını sürdürerek yüz çevirdi.
Şuarâ suresinin 40-60. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 369. sayfası).
Musa’nın ve Harun’un Rabbine!
Musa ve Harun'un Rabbi.
"Musa ve Harun'un Rabbine!"
قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ …
Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler. …
بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ
Bilâkis, biz hakkı batılın üstüne bırakırız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: ''Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.''
قَالَ أَلْقُوا۟ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍ
O da: "Siz atın!" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler.
وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ
"Sağ elindekini (âsânı) at!" Onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.
فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ …
Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. …