İçeriğe geç

A’râf Suresi 142. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٤٢

7:142 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 167. sayfa Mekki sure

7:142 ayetinin metni

وَوَٰعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيْلَةً وَأَتْمَمْنَٰهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخْلُفْنِى فِى قَوْمِى وَأَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبِيلَ ٱلْمُفْسِدِينَ ۝١٤٢

Okunuşu

wawāʿadnā mūsā thalāthīna laylatan wa-atmamnāhā biʿashrin fatamma mīqātu rabbihi arbaʿīna laylatan waqāla mūsā li-akhīhi hārūna ukh'luf'nī fī qawmī wa-aṣliḥ walā tattabiʿ sabīla l-muf'sidīna

Meal

Mûsâ’ya otuz gece sözleştik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ, kardeşi Hârûn’a: “Kavmim arasında benim yerime geç ve ıslah et. Sakın bozguncuların yoluna uyma!” dedi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 142. ayeti (7:142) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 167. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 142. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

142. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Yüce Allah, resulü Musa -aleyhisselam- ile münacatı için otuz gece için sözleşti. Sonra Yüce Allah buna on gece daha ekledi ve böylece kırk gece oldu. Musa Rabbinin münacatı için gitmek istediğinde, kardeşi Harun'a: "Ey Harun! Kavmimde benim halifem ol. Onlara güzel ve yumuşak davran ve düzenli bir şekilde idare et. Günah işleyerek ifsat edenlerin yolunu tutma ve asilere de yardımcı olma!" dedi.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

142. Yüce Allah, İsrailoğulları’nı düşmanlarından kurtarmak, yeryüzünde imkân ve iktidar vermek sureti ile onlar üzerlerindeki nimetini tamamladı. Daha sonra şer’i hükümleri ve Allah’ın razı olacağı inanç esaslarını içeren Kitabı indirmekle üzerlerindeki nimetini pekiştirmek istedi. Bu nedenle de Mûsâ ile önce otuz gece üzerinde sözleşti, sonra da on gün daha ekleyerek bu süreyi kırk geceye tamamladı. Bu kırk gecelik sözleşmenin hikmeti, Mûsâ’nın Allah’ın vaadi için hazırlanmasıdır. İsrailoğulları’nın da Tevrat’ın inişi dolayısı ile daha fazla etkilenmelerinin ve onun indirilişine şevk ve … Devamını oku

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 138-143. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 167. sayfası).

  • Şüphesiz yaşanan olaylar, Yüce Allah'ın peygamberi Musa'nın İsrailoğullarının içinde olmasına rağmen onların bir sapıklıktan diğerine geçip durduklarını göstermektedir.
  • Ümmetin rezil rüsva olmasının belirtilerinden bir tanesi de görüş ve arzulara dayalı olarak iyiyi kötü, kötüyü de iyi olarak görmesidir.
  • Ümmetin ıslahı ve fesat kapılarının kapatılması, peygamberlerin ve hakka davet eden davetçilerin üstün hedeflerindendir.
  • Yüce Allah, dünyada kullarından hiçbirinin kendisini göremeyeceği ile hüküm vermiştir. Sevdiği kullarına da ahirette kendisini görme ikramında bulunacaktır.

142. ayetin diğer mealleri

Musa ile otuz geceye sözleşmiştik ve on gece ile onu tamamladık da Rabbinin belirlediği süre tam kırk gece oldu. Musa kardeşi Harun’a: Kavmimde benim yerime geç, ıslah et, fesat çıkaranların yoluna uyma! dedi.

Mûsâ ile (bana ibadet etmesi için) otuz gece sözleşmiştik. Bunu on (gece) ile tamamlamış, böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi bulmuştu. Mûsâ, kardeşi Harun'a şöyle demişti: "(Benim yokluğumda) kavmim içinde benim yerime geç; (onları) ıslâh et ve sakın bozguncuların yoluna tâbi olma".

Ve Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun'a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitme!

142. ayet kelime kelime

  1. وَوَٰعَدْنَا wawāʿadnā ve sözleştik
  2. مُوسَىٰ mūsā Musa ile
  3. ثَلَٰثِينَ thalāthīna otuz
  4. لَيْلَةً laylatan gece
  5. وَأَتْمَمْنَٰهَا wa-atmamnāhā ve buna kattık
  6. بِعَشْرٍ biʿashrin on (gece daha)
  7. فَتَمَّ fatamma böylece tamamlandı
  8. مِيقَٰتُ mīqātu tayin ettiği vakit
  9. رَبِّهِۦٓ rabbihi Rabbinin
  10. أَرْبَعِينَ arbaʿīna kırk
  11. لَيْلَةً laylatan geceye
  12. وَقَالَ waqāla dedi ki
  13. مُوسَىٰ mūsā Musa
  14. لِأَخِيهِ li-akhīhi kardeşi
  15. هَٰرُونَ hārūna Harun'a
  16. ٱخْلُفْنِى ukh'luf'nī benim yerime geç
  17. فِى fī içinde
  18. قَوْمِى qawmī kavmim
  19. وَأَصْلِحْ wa-aṣliḥ ve ıslah et
  20. وَلَا walā ve
  21. تَتَّبِعْ tattabiʿ uyma
  22. سَبِيلَ sabīla yoluna
  23. ٱلْمُفْسِدِينَ l-muf'sidīna bozguncuların

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 3 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

142. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Mâide 5:3

    حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحْمُ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلْمُنْخَنِقَةُ وَٱلْمَوْقُوذَةُ وَٱلْمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسْتَقْسِمُوا۟ بِٱلْأَزْلَٰمِ ذَٰلِكُمْ فِسْقٌ ٱلْيَوْمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِ ٱلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِى وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلْإِسْلَٰمَ دِينًا فَمَنِ ٱضْطُرَّ فِى مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِّإِثْمٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilenler, boğulmuş, bir şey vurularak öldürülmüş, düşüp ölmüş, süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmiş olanlar -(ölmeden önce yetişip) kestikleriniz hariç- ve (ibadet olunan putlar) dikili taşlar adına kesilen hayvanlar ve (karar vermek için) kaseler (içine yap-yapma-boş yazıp bu şekilde karar vermeniz) ile kura çekmeniz size haram kılınmıştır. İşte bunları yapmak (Allah'a itaatten) çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (döneceğiniz hakkında) ümitlerini kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum. Kim, açlık dolayısıyla zorda kalırsa, günaha yönelme kasdı olmadan (bu yasaklanan hayvanlardan yiyebilir.) Allah, çokça bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Tâhâ 20:80

    يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ قَدْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ عَدُوِّكُمْ وَوَٰعَدْنَٰكُمْ جَانِبَ ٱلطُّورِ ٱلْأَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ

    Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tûr’un sağ tarafını size vadettik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ