Üzerlerine azap çökünce: “Ey Mûsâ! Sana olan ahdi adına bizim için Rabbine dua et. Şâyet bu azabı bizden kaldırırsan, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını da mutlaka seninle birlikte göndereceğiz” dediler.
A’râf Suresi’nin 134. ayeti (7:134) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 166. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 134. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
134. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Başlarına adı geçen o azap gelince, Musa -aleyhisselam-'a yönelerek şöyle dediler: "Ey Musa! Seni peygamberlik vazifesi ile seçmesi, tövbe etmek kaydıyla bize isabet eden azabı kaldıracağına dair sana söz vermesi adına Rabbine bizim için dua et. Şayet bunu bizden giderirse sana iman edeceğiz ve muhakkak İsrailoğulları'nı seninle beraber göndereceğiz ve onları serbest bırakacağız." dediler.
134. “Üzerlerine azap çökünce...” Bu azaptan kastın çoğu müfessirlerin söylediği gibi taun/veba olma ihtimali olduğu gibi daha önce sözü edilen tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi mucizeler olma ihtimali de vardır. Çünkü bunlar da büyük birer azap idi. İşte Firavun ve kavmi, bu azaplardan birisi ile karşı karşıya kaldıkça “Ey Mûsâ! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et” diyorlardı. Yani Yüce Allah’ın Mûsâ’ya indirmiş olduğu vahiy ve şeriatı ileri sürerek ondan şefaatçi olmasını istediler. “Şâyet bu azabı bizden kaldırırsan andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını … Devamını oku
Hayır, şer, iyilik ve kötülüklerin hepsi Yüce Allah'ın kazası ve kaderi iledir. Bunların hiçbiri Allah'ın kaza ve kaderinden çıkmaz.
İnsanların başa gelen zorluk, sıkıntı ve musibetler zamanında Allah'a sığınmaları fitrî imanlarının onları harekete geçirmesinin bir sonucudur.
Müminlerin, Yüce Allah'ın ayet ve yarattıklarındaki sünnetini, bunların neden ve sonuçlarını düşünüp tefekkür etmesi gerekir.
Yüce Allah'ın azim olan kuvveti karşısında fert ve devletlerin kuvveti yok olmaya mahkumdur. Allah'a iman etmek bütün kuvvetlerin kaynağıdır.
Allah Teâlâ sabreden Mümin kullarını zulme uğramalarının ardından yeryüzünde kuvvet sahibi kılar.
134. ayetin diğer mealleri
Üzerlerine azab çökünce, Ey Musa, Rabbinin sana (eğer iman edersek azabı kaldıracak olması) vahyinden dolayı bizim için Rabbine dua et. Eğer bizden bu azabı kaldırırsan muhakkak sana iman edeceğiz ve İsrailoğulları'nı seninle beraber salıvereceğiz.
Azap üzerlerine çökünce, «Ey Musa! sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz» dediler.
Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz."
134. ayet kelime kelime
وَلَمَّاwalammāne zaman ki
وَقَعَwaqaʿaçökünce
عَلَيْهِمُʿalayhimuüzerlerine
ٱلرِّجْزُl-rij'zuazab
قَالُوا۟qālūdediler
يَٰمُوسَىyāmūsāEy Musa
ٱدْعُud'ʿudu'a et
لَنَاlanābizim için
رَبَّكَrabbakaRabbine
بِمَاbimāüzerine
عَهِدَʿahidaverdiği söz
عِندَكَʿindakasana
لَئِنla-ineğer
كَشَفْتَkashaftakaldırırsan
عَنَّاʿannābizden
ٱلرِّجْزَl-rij'zaazabı
لَنُؤْمِنَنَّlanu'minannamuhakkak inanacağız
لَكَlakasana
وَلَنُرْسِلَنَّwalanur'silannave mutlaka göndereceğiz
Deniz avı ve onu yemek size de yolculara da geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.
Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan bütün kuşlar, ancak sizin gibi birer ümmettirler. Biz o Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra (bütün bunlar) Rablerinin huzuruna getirileceklerdir.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.