20:57 ayetinin metni
قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ ٥٧
Okunuşu
qāla aji'tanā litukh'rijanā min arḍinā bisiḥ'rika yāmūsā
Meal
Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?"
سورة طه، الآية ٥٧
قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ ٥٧
qāla aji'tanā litukh'rijanā min arḍinā bisiḥ'rika yāmūsā
Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?"
Tâhâ Suresi’nin 57. ayeti (20:57) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 315. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Firavun dedi ki: "Getirdiğin sihir ile bizi Mısır'dan çıkarıp (Mısır'ın) mülkünün kendine kalması için mi geldin Ey Musa?"
57. “Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin, ey Musa?” Firavun, Mûsâ aleyhisselam’ın kendisine göstermiş olduğu bunca mucizenin sihir ve göz boyama olduğunu, bunlardan maksadın da onları topraklarından çıkartarak oraları ele geçirmek olduğunu iddia etmişti. Bununla Firavun, sözlerinin kavmi içinde etkili olması maksadını gütmüştü. Çünkü insan tabiatı, vatanına düşkündür. Oradan çıkmak ve ayrılmak insana ağır gelir. Bu sözleriyle Firavun, Mûsâ’nın bu maksatta olduğunu belirterek ona karşı öfkelenmelerini, onunla savaşmaya koyulmalarını sağlamak istemişti.
Tâhâ suresinin 52-64. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 315. sayfası).
Ve dedi ki: Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Musa?
Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?
(Firavun Musa'ya şöyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize?"
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا
Sizi çağırdığı gün, O’na hamt ederek çağrısına uyup, geleceksiniz ve ancak pek az bir süre kaldığınızı zannedeceksiniz.
قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ
Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar oradan diriltilip çıkarılacaksınız."
وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ
Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!