İçeriğe geç

Mâide Suresi 24. Ayet

سورة المائدة، الآية ٢٤

5:24 6. cüz 11. hizb Mushaf’ta 112. sayfa Medeni sure

5:24 ayetinin metni

قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَآ أَبَدًا مَّا دَامُوا۟ فِيهَا فَٱذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ ۝٢٤

Okunuşu

qālū yāmūsā innā lan nadkhulahā abadan mā dāmū fīhā fa-idh'hab anta warabbuka faqātilā innā hāhunā qāʿidūna

Meal

Ey Mûsâ! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mâide Suresi’nin 24. ayeti (5:24) Medeni bir surededir; 6. cüzde, Mushaf’ın 112. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mâide Suresi 24. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

24. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Musa -aleyhisselam-'ın İsrailoğulları'ndan olan kavmi peygamberleri Musa'nın kendilerine vermiş olduğu emre karşı gelmede ısrarcı davranmaya devam edip şöyle dediler: Şehirde zorbalar oldukları müddetçe biz asla oraya girmeyeceğiz. -Ey Musa!- Sen ve Rabbin gidin zorbalarla savaşınız. Biz ise burada oturup bekleyeceğiz ve seninle beraber onlara karşı savaşmayacağız.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

24. Ancak böyle bir söz de onlara fayda sağlamadı, onları kınamanın da bir yararı olmadı. Böylece ancak en aşağılık kimselerin söyleyeceği şu sözleri söylediler: “Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz şuracıkta oturuyoruz.” Bu sözleri ne kadar da çirkin bir sözdür! Böyle zorlu ve önemli bir konumda peygamberlerine karşı verdikleri cevap ne kötüdür! Oysa bu konumda peygamberlerine yardımcı olmaları ve kendi maneviyatlarını pekiştirip yükseltmeleri gerekirdi. Hatta bu önemli bir ihtiyaçtı. İşte bu ve benzeri konumlar, diğer ümmetler ile … Devamını oku

Mâide Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mâide suresinin 24-31. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 112. sayfası).

  • Allah'ın resullerine muhalefet etmek, Allah'ın cezasının o topluma inmesini gerekli kılar. Allah Teâlâ İsrailoğulları'nı resulüne muhalefetleri sebebiyle kırk yıl ıssız çölde yollarını şaşırtarak cezalandırdı.
  • Âdem'in iki oğlu ile ilgili bu kıssadan anlaşıldığı üzere -Kur'an'ın zahirine göre- yeryüzünde işlenen ilk günah olmuştur. Bu günah kıskançlık ve haddi aşmak ile işlenmiş olup, hüsranı gerektiren zulüm etmeye ve akıtılması haram olan cana kıymaya sebep olmuştur.
  • Günah işleyenin sonu pişmanlıktır.
  • Hiç şüphesiz, kim çirkin bir çığır/yol açar ve onu yayıp, teşvik ederse bu çirkinliği işlemede ona tabi olanların işlemiş oldukları günahların aynısı ona da günah olarak verilir.

24. ayetin diğer mealleri

Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.

 «Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler.

Kavmi Musa'ya: "Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada oturacağız" dediler.

24. ayet kelime kelime

  1. قَالُوا۟ qālū dediler ki
  2. يَٰمُوسَىٰٓ yāmūsā Ey Musa
  3. إِنَّا innā şüphesiz biz
  4. لَن lan oraya girmeyiz
  5. نَّدْخُلَهَآ nadkhulahā
  6. أَبَدًا abadan asla
  7. مَّا mā onlar olduğu sürece
  8. دَامُوا۟ dāmū
  9. فِيهَا fīhā orada
  10. فَٱذْهَبْ fa-idh'hab gidin
  11. أَنتَ anta sen
  12. وَرَبُّكَ warabbuka ve Rabbin
  13. فَقَٰتِلَآ faqātilā savaşın
  14. إِنَّا innā şüphesiz biz
  15. هَٰهُنَا hāhunā burada
  16. قَٰعِدُونَ qāʿidūna oturuyoruz

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 8 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

24. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Câsiye 45:16

    وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    İsrailoğulları'na da kitap, hüküm ve peygamberlik vermiştik. Onları temiz şeylerle rızıklandırmış ve âlemlere üstün kılmıştık.

  • A’râf 7:138–140

    وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتَوْا۟ عَلَىٰ قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصْنَامٍ لَّهُمْ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱجْعَل لَّنَآ إِلَٰهًا كَمَا لَهُمْ ءَالِهَةٌ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ …

    İsrailoğulları'nı denizden geçirmiştik. Kendilerine ait bir takım putlarına ibadet edip, duran bir topluluğa rastgeldiler. "Ey Mûsâ! Bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana!" dediler. Mûsâ da onlara: "Şüphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz!" dedi. …

  • Âl-i İmrân 3:110

    كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.

  • Bakara 2:143

    وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَٰكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ وَيَكُونَ ٱلرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا ٱلْقِبْلَةَ ٱلَّتِى كُنتَ عَلَيْهَآ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ ٱلرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    Böylece, sizler insanlara birer şahit olasınız ve Peygamber de size şahit olsun diye, sizi orta yollu bir ümmet kıldık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına bu ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun kıbleyi ancak; Peygamber’e uyanlarla, yüz çevirip geri dönenleri ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı (namazınızı) boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  • Nûh 71:26

    وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى ٱلْأَرْضِ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ دَيَّارًا

    Nûh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde dolaşan tek bir kâfir bile bırakma!''

  • Şuarâ 26:119–120

    فَأَنجَيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ …

    Biz de onu ve onunla birlikte olanları dopdolu o gemi içerisinde kurtardık. …

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ