İçeriğe geç

Zâriyât Suresi ezberleme

سورة الذاريات

51. sure60 ayet 4 sayfa26. cüz

Zâriyât Suresi 60 ayettir ve Medine mushafında 4 sayfadır (sayfa 520–523); 26. cüzden 27. cüze uzanır. Her sayfa bir bölüm olmak üzere 4 bölüme ayrılır: birini ezberleyin, yardımsız okuyun, sonra bir öncekine bağlayarak sonrakine geçin.

Zâriyât Suresi ezber planı

Medine mushafının her sayfası için bir bölüm, toplam 4 bölüm. Çalışmak için bir bölüme dokunun; durumu bu tarayıcıda kalır.

Günde bir sayfayla 4 gün; günde yarım sayfayla 8 gün, her derste tekrar dahil.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًا ۝١

1. Savurup tozutan rüzgârlara andolsun.

Ayet sayfası

فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًا ۝٢

2. Ağır yük taşıyan (bulut) lara.

Ayet sayfası

فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًا ۝٣

3. Kolayca akıp giden (gemi) lere.

Ayet sayfası

فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا ۝٤

4. İşleri taksim edenlere (meleklere).

Ayet sayfası

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ ۝٥

5. Size vadedilen kesinlikle doğrudur.

Ayet sayfası

وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ ۝٦

6. Ceza (karşılık) günü kuşkusuz vuku bulacaktır.

Ayet sayfası

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ ۝٧

7. Güzel yolları (ve yörüngeleri) olan göğe andolsun.

Ayet sayfası

إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ ۝٨

8. Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.

Ayet sayfası

يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ ۝٩

9. Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

Ayet sayfası

قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ ۝١٠

10. Kahrolsun o yalancılar!

Ayet sayfası

ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ ۝١١

11. Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

Ayet sayfası

يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ ۝١٢

12. "Ceza günü ne zaman diye sorarlar?"

Ayet sayfası

يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ ۝١٣

13. O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.

Ayet sayfası

ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ ۝١٤

14. (Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”

Ayet sayfası

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ ۝١٥

15. Takva sahibi olanlar ise, Cennetler'de ve pınarlardadır.

Ayet sayfası

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ ۝١٦

16. Rablerinin kendilerine verdiklerini almışlardır. Çünkü onlar bundan önce iyi kimseler idiler.

Ayet sayfası

كَانُوا۟ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ ۝١٧

17. Geceleri pek az uyurlardı.

Ayet sayfası

وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ۝١٨

18. Seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.

Ayet sayfası

وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ ۝١٩

19. Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.

Ayet sayfası

وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ ۝٢٠

20. Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.

Ayet sayfası

وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ ۝٢١

21. Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de görmüyor musunuz?

Ayet sayfası

وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ ۝٢٢

22. Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.

Ayet sayfası

فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ ۝٢٣

23. Göğün ve yerin Rabbi hakkı için o sizin konuştuğunuz gibi kesin bir gerçektir.

Ayet sayfası

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ ۝٢٤

24. İbrahim’in şerefli kılınmış konuklarının haberi sana geldi mi?

Ayet sayfası

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ ۝٢٥

25. Hani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi. O da: "Selam! (Sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demişti.

Ayet sayfası

فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ ۝٢٦

26. Hemen ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı getiriverdi.

Ayet sayfası

فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ۝٢٧

27. Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.

Ayet sayfası

فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ ۝٢٨

28. Onlardan dolayı içine bir korku düştü. "Korkma!" dediler. Ona bilgin bir erkek çocuğu müjdelediler.

Ayet sayfası

فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ ۝٢٩

29. Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi.

Ayet sayfası

قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ ۝٣٠

30. Dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Alîm'dir."

Ayet sayfası

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ ۝٣١

31. İbrahim, onlara: “O halde göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.

Ayet sayfası

قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ ۝٣٢

32. Onlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gönderildik” dediler.

Ayet sayfası

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ ۝٣٣

33. "Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."

Ayet sayfası

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ ۝٣٤

34. (Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlardır).

Ayet sayfası

فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۝٣٥

35. Bunun üzerine orada bulunan Müminleri çıkardık.

Ayet sayfası

فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ ۝٣٦

36. Zaten orada bir ev halkından başka Müslüman bulamadık.

Ayet sayfası

وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ ۝٣٧

37. Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

Ayet sayfası

وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ ۝٣٨

38. Mûsâ (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.

Ayet sayfası

فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ ۝٣٩

39. Firavun, bütün (kişisel ve askeri) gücüyle yüz çevirmiş ve: "Bu, ya bir büyücü veya bir delidir." demişti.

Ayet sayfası

فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ ۝٤٠

40. Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık. O (küfründen dolayı) kınanmış bir kimseydi.

Ayet sayfası

وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ ۝٤١

41. Âd kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

Ayet sayfası

مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ ۝٤٢

42. Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

Ayet sayfası

وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ ۝٤٣

43. Semûd'da da (ibretler) vardır. Onlara: "Bir süreye kadar faydalanın." denmişti.

Ayet sayfası

فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ ۝٤٤

44. Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.

Ayet sayfası

فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ ۝٤٥

45. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Ayet sayfası

وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ ۝٤٦

46. Bunlardan önce de Nûh kavmini (helâk etmiştik). Çünkü onlar, fasık/yoldan çıkmış bir toplum idiler.

Ayet sayfası

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ۝٤٧

47. Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbette genişleticiyiz.

Ayet sayfası

وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ ۝٤٨

48. Yeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz.

Ayet sayfası

وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝٤٩

49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

Ayet sayfası

فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ۝٥٠

50. O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben, size Onun katından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.

Ayet sayfası

وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ۝٥١

51. Allah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Zira ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.

Ayet sayfası

كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ ۝٥٢

52. İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen; "O, bir büyücüdür veya delidir." dediler.

Ayet sayfası

أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ ۝٥٣

53. Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar, taşkın bir toplum idiler.

Ayet sayfası

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ ۝٥٤

54. Sen yüz çevir onlardan, artık kınanacak değilsin.

Ayet sayfası

وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۝٥٥

55. Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.

Ayet sayfası

وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ ۝٥٦

56. Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler, diye yarattım.

Ayet sayfası

مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ ۝٥٧

57. Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.

Ayet sayfası

إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ ۝٥٨

58. Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.

Ayet sayfası

فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ ۝٥٩

59. Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.

Ayet sayfası

فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ۝٦٠

60. Tehdit olundukları o (azap) günlerinden dolayı vay o kâfir olanlara!

Ayet sayfası

Karıştırılmaması gereken ayetler

Zâriyât Suresi’nin 16 ayeti Kuran’daki başka ayetlere benzer: ezberden okurken bilinen bir tuzak. En yakınları:

  • Zâriyât 51:32

    قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

    Hicr 15:58

    قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

  • Zâriyât 51:46

    وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    Necm 53:52

    وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

  • Zâriyât 51:25

    إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

    Hicr 15:52

    إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

  • Zâriyât 51:15

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    Hicr 15:45

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

Zâriyât Suresi’nin benzer ayetlerinin tamamı

Kayıtlarım

Bu cihazda kalır ve asla gönderilmez. Son 30 kayıt saklanır.

    Beş adımda yöntem

    Kuran ezberleme
    1. Okumak ve dinlemek

      Bölümü bir kâriyi ayet ayet takip ederek, tereddütsüz telaffuz edene kadar okuyun.

    2. Tekrar etmek

      Her ayeti kâriden sonra söylemek için araya bir duraklama koyarak birkaç kez tekrar edin, sonra ayetleri birbirine bağlayın.

    3. Gizlemek

      Üç kelimeden birini, sonra üçten ikisini gizleyin, ardından yalnızca ilk harfleri bırakın, en sonunda metnin tamamını.

    4. Ezberden okumak

      Ezberden okuyun: rastgele seçilen bir ayetin devamından sınanın, kendinizi kaydedin veya birine okuyun.

    5. Tekrar etmek

      Her bölüme ertesi gün, sonra giderek uzayan aralıklarla dönün; yeni bir şey ezberlemeden önce tekrar edin.

    Zâriyât Suresi hakkında daha fazlası

    24 Ekim 2026 Cumartesi 13 جمادى الأولى 1448 هـ