Kelimenin Kur’an’daki okunuşu: Mahmud Halil el-Husari, Beyyine 98:8.
İslam’da Halid
Hâlid b. Velîd, Mekke’nin fethinden kısa süre önce Müslüman oldu; Mûte’de Peygamber ﷺ sancağı “Allah’ın kılıçlarından bir kılıcın” aldığını haber verdi (Buhârî, 4262), o da sonra Irak ve Suriye fetihlerine komuta etti. Peygamber’i ﷺ Medine’de evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin adı da Hâlid b. Zeyd idi. Kur’an hâlid kelimesini sık kullanır: “Orada ebedî kalacaklardır” (Beyyine 98:8).
Hâlid, “kalmak, ebediyen sürmek” anlamındaki haleda fiilinin ism-i fâilidir: h-l-d kökü süreklilik bildirir (huld, hulûd); dâru’l-huld, “ebedîlik yurdu”, ahireti anlatır. İsim, kalıcılığı ve unutulmayacak bir ad dileğini ifade eder. Türkçede nüfus kayıtlarında çoğunlukla Halit, dinî metinlerde Hâlid biçimi kullanılır.
Onların Rablerinin yanındaki mükâfatları altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan hoşnut olmuşlardır. İşte bu Rabbinden korkan kimseler içindir.
Bahtiyar olanlar ise Cennet'tedirler. Gökler ve yer ayakta durdukça, orada ebedî kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilediği kimseler (Müminlerden bir kısım günahkârlar) müstesna. Bu tükenmez/kesintisiz bir lütuftur.
De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları Cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
İman eden ve salih amel işleyen kimselere, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şey" diyecekler. O meyveler kendilerine (dünyadakilerin) bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedî kalacaklardır.