İçeriğe geç

Tevbe Suresi 89. Ayet

سورة التوبة، الآية ٨٩

9:89 10. cüz 20. hizb Mushaf’ta 201. sayfa Medeni sure

9:89 ayetinin metni

أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ۝٨٩

Okunuşu

aʿadda l-lahu lahum jannātin tajrī min taḥtihā l-anhāru khālidīna fīhā dhālika l-fawzu l-ʿaẓīmu

Meal

Allah onlara içinde ebedî kalacakları, içinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Tevbe Suresi’nin 89. ayeti (9:89) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 201. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Tevbe Suresi 89. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

89. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah Teâlâ, onlar için sarayları altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu; hiçbir kurtuluşun kendisine erişemeyeceği büyük bir kurtuluştur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

89. O halde böylelerinin rağbet ettikleri şeylere rağbet etmeyerek dünyasını, dinini ve âhiretini kaybederek ziyana uğrayan kimselere yazıklar olsun! Bu son ayetler, Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “De ki: Ona ister iman edin, ister iman etmeyin. Çünkü o, bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca onlar çenelerinin üzerine yüz üstü secdeye kapanırlar.” (el-İsrâ, 17/107) “Şimdi bunlar, o (âyetlerimizi) inkâr ederlerse (bilsinler ki) biz de yerlerine onları inkâr etmeyen bir topluluğu onlara vekil kılmışızdır” (el-En’am, 6/89)

Tevbe Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Tevbe suresinin 87-93. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 201. sayfası).

  • Allah yolunda cihat edenler, dünyada hayırları elde edeceklerdir. Eğer dünyada bu hayırları elde edemezlerse ahirette onlar için cenneti kazanmak ve cehennem azabından kurtulmak vardır.
  • Aslolan kendisinden bir cömertlik ile insanlara iyilikte bulunan bir kimsenin kendisinde meydana gelen bir kusur sebebi ile muahaze edilmemesidir.
  • Kim, kesin bir niyet ile gücü yettiği kadar bir hayrı yapmak için çalışır da sonra buna güç yetiremezse; bu kimse bu hayrı yapan kimsenin derecesine ulaştırılır.
  • İslam; adalet ve mantık dinidir. Bundan dolayı cezayı ve günahı, malları ve canları ile cihat etme gücüne sahip oldukları halde savaştan geri kalmak için izin isteyen münafıklara gerekli görmüştür.

89. ayetin diğer mealleri

Allah onlara içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük zaferdir.

    Allah, onlara içinde ebedî kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kazanç budur.

Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur.

89. ayet kelime kelime

  1. أَعَدَّ aʿadda hazırlamıştır
  2. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  3. لَهُمْ lahum onlar için
  4. جَنَّٰتٍ jannātin cennetler
  5. تَجْرِى tajrī akan
  6. مِن min altlarından
  7. تَحْتِهَا taḥtihā
  8. ٱلْأَنْهَٰرُ l-anhāru ırmaklar
  9. خَٰلِدِينَ khālidīna ebedi kalacakları
  10. فِيهَا fīhā içlerinde
  11. ذَٰلِكَ dhālika işte budur
  12. ٱلْفَوْزُ l-fawzu başarı
  13. ٱلْعَظِيمُ l-ʿaẓīmu büyük

89. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Âl-i İmrân 3:198

    لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ لِّلْأَبْرَارِ

    Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları Cennetler vardır. İyiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.

  • Mâide 5:119

    قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

  • Hadîd 57:12

    يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.

  • Âl-i İmrân 3:15

    قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları Cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

  • Nisâ 4:13

    تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse; Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları Cennetlere sokar. İşte bu en büyük kurtuluştur.

  • Nisâ 4:57

    وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا

    İman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları Cennetlere sokacağız. Onlar için orada tertemiz eşler vardır. Onları kalıcı gölgeliklere yerleştireceğiz.

Tevbe Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ