Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedî kalacaklardır.
Tevbe Suresi’nin 17. ayeti (9:17) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 189. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Tevbe Suresi 17. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
17. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Müşriklerin, ibadet ve taat türleri ile Allah'ın mescitlerini imar etmeleri olacak iş değildir. Zira onlar, apaçık bir şekilde ortaya koydukları küfrü ikrar edip, kabul etmektedirler. İşte amellerin kabul edilmesinin şartı olan imanı kaybetmiş olmaları sebebi ile onların amelleri boşa çıkmıştır. Ölmeden önce şirkten tövbe etmeleri durumu hariç, kıyamet günü, cehenneme girecek ve orada ebedî kalacak olanlar da bunlardır.
17. “Müşriklerin, kendi küfürlerine” ve amellerin kabul edilmesinin şartı olan imanı kabul etmediklerine “kendileri şahit iken Allah’ın mescitlerini” ibadet, namaz ve buna benzer çeşitli itaatler ile “imar etme hakları yoktur.” Bu, onlara yaraşan bir şey değildir. Zira onlar, kendilerinin gerek durumlarının, gerekse fıtratlarının tanıklığı ile küfür üzere bulunduklarına tanıklık ve ikrar ediyorken, içlerinden pek çoğu da küfür ve batıl üzere olduklarını biliyorken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri onlara yaraşmaz. Onlar bu şekilde kâfir olduklarına ve mü’min olmadıklarına şahitlik ediyor … Devamını oku
Ayetlerde Allah'ın, Mümin kullarına olan sevgisine ve onların durumlarına itina göstermesine delil vardır. Hatta Allah Teâlâ, Müminlerin gönüllerini ferahlatmayı ve onlardan öfkeyi gidermeyi dinî hükümlerin gayelerinden kılmıştır.
Allah Teâlâ cihadı, en yüce maksadın gerçekleşmesi için meşru kılmıştır ki bu maksat, sadece Yüce Allah'ın dini için bir araya gelen sadık kimselerin, iman iddiasında bulunan yalancılardan ayrılmasıdır.
Mescitleri gerçek manada imar eden kimseler; imanlarında sadık olmakla, namaz ve zekât gibi amellerin başında geldiği salih amelleri işlemekle ve her hayrın temeli olan Allah'tan korkmak ile vasıflanmış olanlardır.
Cihat etmek ve Allah'a iman etmek, hacılara su taşımaktan ve Mescid-i Haram'ı imar etmekten derece bakımından kat kat daha faziletlidir. Çünkü iman, dinin aslıdır. Cihat ise dinin zirvesidir.
17. ayetin diğer mealleri
Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat şahitlik edip dururlarken Allah’ın mescitlerini imar etmeleri yakışık almaz. Onların yaptıkları işler boşa çıkmıştır. Onlar, Cehennem'de ebedi kalacaklardır.
Müşriklerin, kendi küfürlerine bizzat kendileri şâhidlik edip dururken, Allah'ın mescidlerini tamir etmeleri olacak iş değildir. Bunlar, iyi amelleri boşa gitmiş kimselerdir; cehennemde de onlar dâimidirler.
Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.
Allah iman edenleri üzerinde bulunduğunuz bu halde asla bırakacak değildir, sonunda temizi pisten ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
Onlar Mescid-i Haram’dan (Müminleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.